Adana’da ‘Tecrit insanlık suçudur’ paneli

  • 19:30 26 Haziran 2021
  • Güncel
ADANA - HDP Adana İl Örgütü’nün düzenlediği "Tecrit insanlık suçudur" konulu panelde, Türkiye’de sorunların çözüm adresinin İmralı olduğuna dikkat çekilerek, tecridin bir an önce kaldırılması istendi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana İl Örgütü,  Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlemek istediği "Tecrit insanlık suçudur" konulu panel polislerce engellendi. Panele gelenlerin Genel Bilgi Taraması'ndan (GBT) geçirilip, polisin içerde görüntü almak istemesine karşı partililer, paneli iptal etti. Panele gelenler ve partililer, salonun önünden Seyhan İlçe Örgütü’ne doğru yürüdü. 
 
"Biji berxweda zindana", "HDP'ye değil, çetelere barikat", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Direne direne kazanacağız" ve "HDP halktır, halk burada" sloganları ile alkış ve zılgıtlarla yürüdü. Polisin engellemelerine rağmen kitle Seyhan İlçe Örgütü’ne kadar yürüdü. HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, "Tecrit insanlık suçudur Bij berxwedana zindana" yazılı pankartı açarak yürüdü. Polisin, "Bu yürüyüş yasal değil, tek tek yürüyün yoksa müdahale edeceğiz" anonsuna rağmen kitle yürüyüşe devam etti. 
 
Salonda düzenlenmek istenen panel Seyhan İlçe Örgütü’nde yapıldı. HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Seher Kadiroğlu'nun moderatörlüğünü yaptığı panele konuşmacı olarak Kemal Peköz, HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Doğan Erbaş ile Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Serbay Köklü katıldı. "Tecrit zulmüne son, açlık grevleri 212’nci gününde" ve Deniz Poyraz'ın fotoğrafının olduğu "Katilleri tanıyoruz Deniz Poyraz ölümsüzdür" yazılı pankartların asıldığı salona çok sayıda kişi katıldı. 
 
Açılış konuşmasını yapan Seher, polisin engelleme girişimlerine tepki göstererek, her alanda faşizme karşı mücadele edeceklerini söyledi.
 
‘Kürt sorunu ne Avrupa ile ne de ABD ile çözülemez’
 
 Ardından söz alan Doğan, İmralı Cezaevi’nde dünyada eşi benzeri olmayan bir tecrit sisteminin uygulandığını dile getirdi. İmralı’nın yapısal özelliğiyle ilgili bilgi veren Doğan, Abdullah Öcalan’ın 22 yıldır tecrit altında olduğunu, İmralı Cezaevi’nin uluslararası ülkelerin kontrolünde olup, Türkiye’ye “sadece gardiyanlık görevi” verildiğini anlattı. Avrupa ve CPT'nin İmralı’ya dair hazırladığı raporların aksine Türkiye'nin tecridi daha da ağırlaştırdığına işaret eden Doğan, Kürt sorununun çözülmemesini Avrupa ülkelerine Kürt sorununa bakış açısına bağlayarak, bu sorunun ne Avrupa'yla ne de ABD ile çözülemeyeceğinin altını çizdi. 
 
‘Bu, sadece avukatları ile görüşme meselesi değil’
 
 İmralı’ya dair bilgiler paylaşan Serbay Köklü, tecride karşı protestonun ana gündeminin Abdullah Öcalan’ın 7 Ağustos 2019’dan beri avukatları ile görüştürülmemesi olduğunu vurguladı. Serbay, şöyle devam etti: “Bu sadece avukatları ile görüşme meselesi değil. Yakın zamanda da gördüğümüz üzere Sayın Öcalan’ın hukuki güvenliğinin bertaraf edilmesi meselesidir.  2011 yılına kadar avukat görüşleri kısmen, belli periyotlarla mümkün olabiliyordu. Ancak 27 Temmuz 2011 tarihinden sonra, yani yaklaşık 10 yıldır Sayın Öcalan avukatları ile sadece 5 defa görüşebildi. 2020’den beri 30’dan fazla gönderdiğimiz mektubun ulaşıp ulaşmadığını ve mektuplara cevap verip vermediğini de bilmiyoruz. 2015 yılında HDP’nin de içerisinde yer aldığı bir diyalog süreci yaşandı. Bu süreçte HDP’li heyetler görüştürüldüğü halde avukatlar yine görüştürülmedi. HDP’li heyetlerin son görüşmesi olan 5 Nisan 2015 tarihinden sonra Sayın Öcalan’ın dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilerek bir mutlak tecrit uygulaması devreye sokuldu. Ailesi ile avukatları ile herhangi bir şekilde iletişim kurması engellendi. 2015’ten sonra sağlığı ile ilgili olarak bile kendisinden haber alma imkanımız 2016 yılında açlık grevleri vardı. Kısa bir süreliğine bir defalığına kardeşinin gitmesine izin verildi.
 
 ‘Pandemi nedeni ile iki defa görüşme imkanı sağlandı’
 
2019’da açlık grevleri ve ölüm oruçları üzerine protestolar vardı. İnsanlar öldü. Bu süreçte aile ve avukat görüşmeleri mümkün oldu. 2020’de de İmralı’da yangın haberi çıktı. Ya da pandemi nedeni ile iki defa görüşme imkanı sağlandı. En son 2021 yılında telaffuz etmek istemediğimiz bir takım haberler paylaşıldı. İmralı Adası’nda yaşanacak hiçbir gelişmenin tesadüf olmadığını bildiğimiz için her gün görüşmek için başvuruda bulunduk. 25 Mart’ta en son Sayın Öcalan kardeşi Mehmet Öcalan’la yapmış olduğu 4-5 dakikalık görüşmenin ardından tam Sayın Öcalan durumunu izah ederken kesilen bir görüşme yaptı. O tarihten beri kendisinin durumu, sağlığı ile ilgili koşuları ile ilgili bir bilgiye vakıf değiliz.”
 
 ‘Bu diri diri öldürme politikası’
 
İmralı tecrit sisteminin sadece Abdullah Öcalan’a özgü bir sistem olmadığını kaydeden Serbay, “1 yıldır yaşadıklarımız, kapatma davası, İzmir il binasının basılması, sınır ötesi operasyonların tamamı İmralı tecrit sisteminin bir yansımasıdır. Sayın Öcalan, 1998 yılında nesneleşmiş, iradesiz bırakılmış 100 yıllık Kürt politikasını devre dışı bırakıp, kendi özgürlük bilinciyle demokratik zeminde kardeşliği savunan bir Kürt politikasını inşa ettiği için hedef alındı. Bunun için uluslararası komplo ile idam edilip etkisiz hale getirilmek istendi. Göz ardı ettikleri bir şey vardı. Sayın Öcalan her karşı politikaya karşı bir duruşu vardı. Komploya karşı kendi duruşunu gerçekleştirdi. Bu da İmralı duruşu idi. Komplo ile etkisizleştirilemeyen Sayın Öcalan, İmralı tecrit sistemine maruz bırakıldı. Avrupa’da ve Türkiye’de eşi olmayan bir cezaevi politikası demek. Sayın Öcalan tek başına bir Ada’da 2009’da tek başına bir hücrede ve hücresinden gördüğü ağaçta kuşları görmesin diye ağacın kesildiği bir tecride maruz bırakılıyor. Bu diri diri öldürme politikası” dedi. 
 
‘Sözleşmeler kendi Anayasa’sından bile üsttedir’
 
Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere  işaret eden Serbay, İmralı Adası’nın sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda Avrupa hukuk sisteminin denetiminde olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu sözleşmeler kendi Anayasası’nda bile üsttedir. Ama buna rağmen neden sadece Sayın Öcalan hedeflenmektedir? 100 yıllık Kürt politikasının kaderini değiştirmesiydi.” 7 Ağustos 2019’daki görüşmenin gerçekleştiği gün ABD Türkiye heyetinin de görüşme tarihi olup, Rojava’ya sınır ötesi operasyonların devreye alındığı bir dönemde gerçekleştirildiğini hatırlatan Serbay,   “O görüşmede Sayın Öcalan, ‘Ben 22 yıldır demokratik çözüm ve barış çizgisinde direniyorum ve bunu kabul etmiyorum. Bugün bana bu tecridi uygulayanlar da bu politikalarda ısrar edenlerdir’ demiştir. İmralı kapılarının açılmasının Kürt meselesinin Ortadoğu’da demokratik çözümü ve onurlu bir barışa açılacak bir kapı olduğunun bilinciyle tecride karşı eylemler yapılıyor” diye kaydetti. 
 
Panel soru ve cevap bölümü ile son buldu.