EŞİK: Danıştay derhal yürütmeyi durdurma kararı vermelidir
- 14:15 28 Haziran 2021
- Güncel
HABER MERKEZİ- EŞİK, Cumhurbaşkanlığı'nın mahkemeye sunduğu savunmadan sonra Danıştay 10’uncu Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’nin feshi için yürütmeyi durdurma kararı önünde engel kalmadığını belirterek, “Esasa dair hiçbir konuya girmeyen; usule dair teknik ayrıntılara boğulmuş bir dilekçe ile bir ülkenin geleceği, ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların hayatları hakkında karar verilemez. Sadece savunma dilekçesi bile, Sözleşme’den çıkış için dayanılacak tek bir mantıklı gerekçe olmadığının kanıtıdır” dedi.
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Cumhurbaşkanlığının İstanbul Sözleşmesi için Danıştay’a verdiği savunmaya karşı yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Danıştay 10’uncu Daire Başkanlığı’na 20 Mart’tan bu yana yürütmenin durdurulması için kadın örgütleri, siyasi partiler, hukuk ve sivil toplum örgütleri tarafından dilekçeler verildiği ve son olarak da 24 Haziran’da Danıştay’a bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesi için ek dilekçe verildiği hatırlatıldı.
Cumhurbaşkanlığı savunması
Bu sürecin ardından Cumhurbaşkanının, Danıştay 10. Dairesi’ne yazılı cevap dilekçesi vermeye başladığı belirtilerek, Türkiye İşçi Partisi (TİP) dosyasındaki Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan savunmaya işaret edildi. Cumhurbaşkanlığı savunmasındaki “açılan davalar haksız ve hukukî dayanaktan yoksun olup reddi gerekmektedir” ifadelerine yer verilen açıklamada, devamla şunlar belirtildi:
‘Kadın cinayetleri cins kırımına ulaştı’
“Cumhurbaşkanlığı savunma dilekçesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, temel hak ve özgürlüklere ilişkin tarafı olduğumuz diğer milletlerarası andlaşmalar, kanunlarımız ve ilgili diğer mevzuat(ın), kadınlara yönelik şiddetle mücadele ve şiddeti önleme konusunda, uluslararası kural ve standartlara da uygun, gerekli düzenlemeleri içerdiği; ülkemizin bahse konu Sözleşme’den çekilmesi(nin), kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi hususunda hukukî olarak veya uygulama bakımından bir eksikliğe yol açmayacağı’ iddia edilmektedir. Ülkemizde kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik anayasal ve yasal düzenlemeler hiçbir biçimde uygulanmadığı gibi, devletin en üst makamı da dahil olmak üzere her kademesinde, sürekli olarak kadınlarla erkeklerin eşit olmadığı propagandası yapılmaktadır. Bu propaganda nedeniyle her gün en az üç kadın öldürülmektedir. Kadın cinayetleri artık cinskırım/kadınkırımı boyutlarına ulaşmıştır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 96. maddesi uyarınca sistematik şiddet, işkencedir, eziyettir. Cezası da 2-5 yıl, evlilik ya da aile bağı var ise 3-8 yıl hapistir. Anında tutuklanmayı ve tutuklu yargılamayı gerektirecek bu madde, 16 yıldır neden uygulanmamaktadır? Yasalaştığı anda unutulmaya terk edilen TCK 96. madde, kadına şiddet ile ilgili yürürlükteki yasal düzenlemelerin dahi uygulanmadığının somut ve can yakıcı bir örneğidir. Dolayısıyla, ulusal mevzuatımızın yeterli olduğu iddiasının, bu mevzuat uygulanmadığı sürece hiçbir anlamı yoktur.”
‘Yürütmeyi durdurma önünde engel kalmadı’
Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı’nın 25.06.2021 tarihli cevabının ardından İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı Danıştay’da açılan tüm davalarda artık yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin önünde hiçbir engel kalmadığının altı çizildi. “1 Temmuz’a sayılı günler kaldığı için derhal yürütmeyi durdurma kararı verilmelidir” denilen açıklamada, İstanbul Sözleşmesinin, kadınların ve LGBTİ+’ların can güvenliği ve şiddetsiz bir hayat hakkı için kritik önemde bir hukuki belge olduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca Danıştay’ın, 1 Temmuz’dan önce yürütmeyi durdurma kararı vermediği takdirde, sonrasında vereceği kararın bir anlamı olmayacağı uyarısı da yapıldı.
Açıklamada devamla şöyle denildi:
“İstanbul Sözleşmesi’nden bu hukuk dışı çıkış girişimi, sadece kadınlar ya da Türkiye açısından değil; insan hakları evrensel hukukunu altüst eden bir girişim olduğu için de dünya hukuk ve siyaset tarihine geçecektir.
Kadınların hayatları hakkında karar verilemez
20 Mart ve 30 Nisan 2021 tarihlerinde yayınlanan iki Cumhurbaşkanı kararı da birer cümledir. Cumhurbaşkanlığı tarafından şu ana dek Sözleşme’den çıkış konusunda resmi bir gerekçe açıklanmamıştır. Yasal düzenlemelerin gerekçeleri iletişim ve propaganda birimleri tarafından değil; o düzenlemeyi yapan makam tarafından açıklanır. Danıştay’a gönderilen Cumhurbaşkanlığı savunmasında da, Sözleşme’den çıkış gerekçesi konusunda tek kelime yer almamaktadır. Esasa dair hiçbir konuya girmeyen; usule dair teknik ayrıntılara boğulmuş bir dilekçe ile bir ülkenin geleceği, ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların hayatları hakkında karar verilemez. Sadece savunma dilekçesi bile, Sözleşme’den çıkış için dayanılacak tek bir mantıklı gerekçe olmadığının kanıtıdır.
Danıştay kararını versin
İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olma sıfatının 01.07.2021 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında, Cumhurbaşkanı’nın söz konusu kararlarının uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğacaktır. Bu kararlar açıkça hukuka aykırı olduğu için ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı verilmesi zorunludur.
Danıştay, tüm bu gerçekler ışığında, Anayasa’nın mahkemelerin bağımsızlığını düzenleyen 138/1 hükmü gereğince, siyasi otoritenin her türlü etkisinden bağımsız olarak ‘Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre’ karar vermelidir.
#DanıştayNedenBekliyorsun
#DanıştayYürütmeyiDurdur
#İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz”








