Van’da 'Niçin İstanbul Sözleşmesi' konulu panel

  • 20:56 30 Haziran 2021
  • Güncel
VAN- Van Kadın Platformu, "Niçin İstanbul Sözleşmesi" konulu panel düzenledi. Panelde konuşmacılar, İstanbul Sözleşmesinin içeriğini açarken, iktidarın ne için Sözleşmeyi hedef aldığı üzerine değerlendirmelerde bulundu. 
 
Van Kadın Platformu 1 Temmuz tarihinde tamamen yürürlükten kaldırılması planlanan  İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin panel düzenledi. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonunda düzenlenen panele,  Tevgera Jinén Azad (TJA) aktivistleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Eğitim Sen Van Şubesi, Sağlık Emekçileri Sendikası ( SES), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Van Temsilciliği, Star Kadın Derneği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi, Tutuklu ve Hükümlü Yakınlarıyla Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ile çok sayıda kadın katıldı. “Niçin İstanbul Sözleşmesi?” konulu panelde TJA aktivisti Halide Türkoğlu, Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, ÖHD Van Şube Yöneticisi avukat Leyla Kaplan Kertiş konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise SES Van Kadın Sekreteri Seda Güler yaptı. 
 
‘Sözleşme her anlamda kadını yaşatmaktadır'
 
Panelde ilk olarak konuşan ÖHD Yöneticisi avukat Leyla Kaplan Kertiş, İstanbul Sözleşmesi’nin hukuki kazanımlarını ve feshinin geçersizliğini anlattı. 
 
“Kadın cinayetleri politiktir” ifadesini bir slogandan ibaret görmeyip, derin sosyolojik ve siyasi bir çözümlemesinin olduğunu, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganının da bir pankarta yazılacak salt bir cümle olmadığını söyleyen Leyla, “Sözleşmenin kadınları her türlü şiddetten korumak, kadın sünnetlerini engellemek, kürtaj hakkı ve  ekonomik anlamda refahı sağlamaya dönüktür. Kadının biyolojik, sosyal, ekonomik ve cinsel anlamda karşılaşabileceği tehditlerin engellenmesi hedeflenmektedir. Bu da Sözleşmenin kadını her anlamda yaşattığı anlamındadır” dedi. 
 
'İktidar niçin Sözleşmeyi hedef alıyor?'
 
Ardından Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Halide Türkoğlu, şiddetin temeli olan toplumsal cinsiyetin etkisi ve toplumdaki yerine ilişkin konuştu. “İktidar, niçin İstanbul Sözleşmesine saldırıyor ya da ne istiyor”  noktasında hem iktidarın hem de kadınların buna dair cevaplarının olduğunu kaydeden Halide, “Anlam dünyamız içinde bu mücadelenin bir parçası olarak İstanbul Sözleşmesinin simgesel boyutu da dahil iktidarı neden  bu kadar korkuttuğu aslında tam da toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla ilgili bir durum. Bu sözleşmede iki kavram üzerinde iktidar çok duruyor. Bir toplumsal cinsiyet kavramsallaştırılması diğeri de mevcut aile yapısına uygun olmadığı. Alile bütünlüğünü bozan bir sözleşme olduğuna dair algı yönetmede geleneksel aile yapısıyla açıklamaya çalışıyor. İstanbul Sözleşmesinin anlattığı yerden kadın ve erkek arasında binyıllardır süren bu tarihsel güç ilişkilerinin hem kamusal hem de özel alanda nasıl bir etkiye sahip olduğunu biz de bilen bir yerdeyiz. Kadın mücadelesi de bunu bilen bir yerdedir” ifadelerini kullandı. 
 
'Mevcut kadın ve erkek rolleri ret ediliyor' 
 
Halide, şöyle devam etti: “Biz kadınlar nasıl öldürülüyoruz? Nasıl şüpheli ölümler kategorisi içerisinde yer almaya başlıyoruz? Emeğimiz nasıl gasp ediliyor ya da beden politikalarında hem evdeki erkeğin hem de dışardaki erkeğin, hem de devletin bedenimiz üzerinde nasıl kararlar verdiği noktasında ciddi bir tarihsel deneyimimiz var. Bunları bildiğimiz anda aslında İstanbul Sözleşmesi’nin neden hedef olduğunu da anlıyoruz. Devletin bir ifşa etme biçimi var. Devletin kendisini oluştururken toplumda ifşa etme biçimi var. Kadın hareketlerinde toplumu dönüştürme durumu söz konusu. Mevcut kadın erkek rollerini reddediyor. Mevcut kadın ve erkeklik rolleri hem toplumu hem de ezme, ezilme, sömürme, ilişkilerini temeli neredeyse. Eşitlik ve özgürlük üzerine bir toplum, talep ediyorsak eğer; burada ilk etapta sağlanması gereken meselelerden biri kadın ve erkeklerin eşit olmasıdır.”
 
Sözleşmenin kaldırılma gerekçesi 
 
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım da Sözleşmenin sivil toplum örgütlerine yansıma boyutunu ele aldı. “Beş binyıllık ataerkil sistemin yaşamlarımızda her gün her birimiz hissediyoruz" diyen Simge, "Sonuçlarını sebeplerini hissediyoruz. Son süreçlerde AKP-MHP iktidarıyla da birlikte tüm kadın kazanımlarının yok edildiği kadın mücadelesine bir bütün saldırdığı bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Her gün kadınlar katlediliyor, çocuklar istismara maruz kalıyor. Failler aklanıyor. Tecavüzcüler serbest bırakılıyor. Her gün bu haberlerle karşılaşıyoruz. Kadın kazanımları kayyımlarca gasp edilip, kapatılıyor. Kentte asılan afişler sökülüyor. Kadın mücadelesi dediğimiz mücadele dünden bugüne başlamış bir mücadele değil. Uzun dönemlik bir mücadeleden söz ediyoruz. İstanbul Sözleşmesinin oluşturulmasından çok önce Türkiye’de kadınlar kampanyalar düzenlemiş ve çok ciddi örgütlenmeler yapıldı. İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edilmesi AİHM’in Türkiye’yi mahkum etmesiydi. AİHM ilk kez bir ülkeyi kadına yönelik şiddetle mücadele politikası olmadığı için mahkum etti. 2014’ten bu yana yürürlükte olmasına rağmen uygulanmadığını, kadınların bu anlamda çok ciddi bir mücadele hattını ördüğü de biliniyor. Sonrasında çıkarılan 6284 sayılı yasa tam olarak uygulanmıyor olsa da kadınların mücadelesiyle oluşturulan bir kanun. Sözleşmenin temelinde eşitliği esas alan bir toplum modeli yatıyor. Sözleşmenin yürürlükten kaldırılma gerekçesi ise aile yapısını bozduğu ve LGBTİ+lar yaşam biçimi ile gerekçelendiriliyor. Bunun gerekçesinin tam olarak böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. AKP-MHP iktidarı yeni bir toplum inşası içerisinde. Bu eşit bir toplum değil. Sözleşmeye itirazları da tam olarak budur” dedi. 
 
Panel soru cevap bölümüyle son buldu.