HDP iddianamesi: Kadın hareketinin meşruluğuna tahammülsüzlük

  • 09:01 1 Temmuz 2021
  • Güncel
 
Habibe Eren
 
İSTANBUL - Kadınların Kurtuluşundan Burcugül Çubuk, HDP’nin kapatılması istemiyle hazırlanan iddianamenin içeriğini, “Deniz  Poyraz’ı katleden, Musa Er gibileri serbest bırakan faşist ittifak, kadın kurtuluş hareketinin/feminist mücadelenin Türkiye ve Kürdistan'da meşruluğuna tahammül edemiyor” sözleriyle değerlendirdi.
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından kabul edilmesi sonucu Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) ikinci kez kapatma davası açıldı. Davaya dair hazırlanan 843 sayfalık iddianamede HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yanı sıra,  HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve belediye eşbaşkanlarının da aralarında olduğu 451 isim hakkında siyasi yasak isteniyor.
 
İddianamede 451 isim hakkında 2014 yılından günümüze kadar katıldıkları açıklamalar, mitingler, TV programları, röportajlar, etkinliklerde yaptıkları konuşmalar suç olarak gösterildi. İddianamedeki en dikkat çeken nokta ise; kadınların yaptığı her konuşma ve şiddet karşısındaki tutumunun suç olarak yer alması oldu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla açılan “Erkek Şiddeti ideolojiktir, özsavunma haktır” pankartı, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in yaptığı açıklamalar, konuşmalar ile “anasoycu” olarak tanımlanan bir dil kullanması ve katledilen kadınları anmak bile iddianamede örgüt üyeliğine delil olarak sunuldu.  
 
Kürt siyasi hareketi dünden bugüne kadın mücadelesine ivme kazandırırken her dönemde iktidarın hedefinde yer alıyor. Parti programlarına eş başkanlık, kadın kotası, eşit temsiliyeti koyan ve bunu partinin bütün kademelerinde hayata geçiren HDP, “kadın partisi” olma noktasında iddiasını sürdürürken kadını güçlendirecek ve siyasette görünür olmasını sağlayacak bütün mekanizmalar iktidar tarafından devre dışı bırakılmaya çalışılıyor. En son kadın mücadelesinin hedef alınması HDP’ye açılan kapatma davasına yönelik hazırlanan iddianamede açığa çıktı.
 
Geçmişten bugüne kadın mücadelesine ilham kaynağı oldu
 
Eşbaşkanlık, kadın kotası, eşit temsiliyet, kadına duyarlı bütçeleme gibi programları partinin her kademesinde hayata geçiren HDP, dünden bugüne kadın hareketlerine de ilham olmaya devam ediyor. 
 
HDP 31 Mart 2019'da gerçekleştirdiği yerel seçimlerde eşbaşkanlık sistemiyle seçimlere girdi. İktidar eşbaşkanlık sistemini ve farklı olayları gerekçe göstererek, HDP'nin kazandığı 65 belediyeyi hedef aldı. 45 belediyeye kayyım atandı, 25 belediye eşbaşkanı tutuklandı.
 
Öte yandan Kürt kadınlarının yerel yönetimlerde ve siyasette aktif role sahip olması 1990'lı yıllara dayanıyor. HDP’nin geleneğini miras aldığı Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) 1997’de Kadın Komisyonlarını oluşturmasıyla kadınlar siyasette örgütlü biçimde yer almaya başladı. Daha sonra il ve ilçe parti örgütlerinde Kadın Kolları şeklinde örgütlenen kadınlar, partinin merkez  yürütmesinde kadın kolları  başkanlığı üzerinden temsil  edilerek siyasette aktif ve etkin  varlık göstermeye başladı. HADEP 2000’li yıllara gelindiğinde ise gerçekleştirdiği kongrede kadın ve gençlik kolları kendi yönetimlerini seçme hakkı bulunan özerk örgütler olarak tanınırken,  4. madde ile "pozitif ayrımcılık" ilkesi tüzüğe eklendi.
 
Program ve tüzük ilkeleri açısından, 'kadın özgürlüğü'ne ilişkin en radikal düzenlemeler ise Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) 2003 tarihli Kongresi ile değiştirdiği program ve tüzüğünde görülüyor.2003'te gerçekleştirilen olağanüstü kongreyle kabul edilen yeni program ve tüzükte 'kadın özgürleşmesi' önceki programlarda olduğu gibi sonlarda değil, 'devletin ve toplumun demokratikleşmesi' başlığının altında hemen ikinci sıraya yerleştiriliyor.
 
Cinsiyet kotası, fermuar sistemi ve eşbaşkanlık 
 
Kadınların siyasi partideki bu kazanımları yerel yönetimlere de hızlı biçimde yansıdı. Yerel yönetimlerin farklı kademelerinde yer almaya başlayan kadınlar buradaki cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa ve kadını görmezden gelen yaklaşımlara karşı mücadele ettiler. HDP’nin geleneğini miras aldığı siyasi partiler ve diğer bileşenler cinsiyetçiliğe karşı sürekli yeni mekanizmalar inşa etti ve bunları toplumsal cinsiyetin,  siyasi ve toplumsal alana aktif katılımının önündeki engelleri aşmak amacıyla “cinsiyet kotası” ile başlayan bu süreç,  “fermuar liste uygulaması”  sistemiyle desteklendi. Son olarak “eşbaşkanlık” uygulaması ile kadınların en üst düzeyde eşit temsilini sağlayan bir mekanizmaya dönüştü.
 
Kadınlar Kürt siyaseti ile sözünü kuruyor
 
Türkiye’de 1930’dan başlayarak 2009 yerel seçimlerine kadarki süreçte yalnızca 85 kadın, belediye başkanı olarak siyaset sahnesindeki yerini aldı. İlk defa kadınların siyasi partilerdeki katılımı DBP ile yeni bir aşamaya geçti. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) aynı gelenekten geldiği ve öncülü olan partilerin seçime girmesiyle birlikte toplumsal cinsiyet eşitlikçi bakış açısıyla siyasal yaşama radikal bir katılım gerçekleşmiş ve kadınların yerel yönetimlerdeki temsiliyeti 1999 seçimleri ile farklı bir aşamaya geçmişti.  Kota ve pozitif ayrımcılık ile birlikte, 1999 yerel yönetimler seçimlerinde HADEP ile 3, 2004’te DTP ile 9, 2009’da ise yine DTP ile 15 belediyede kadınlar başkan olarak seçildi. 2014 yılında ise DBP’nin 103 belediyesinin 96’sında eşbaşkanlık sistemi hayata geçirildi. 2006 yılından itibaren HDP’nin geleneğini aldığı siyasi partilerde uygulanan eşbaşkanlık sistemi, 2013 yılında yasal güvenceye kavuştu. 2013’te Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla, “Çözüm Süreci”nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından deklare edilen “Demokratikleşme Paketi” kapsamında resmen kabul edilir. Böylece partilerde eşbaşkanlığın önü açılmış olur.
 
Bu yasa kadınların eşitlik mücadelesinin önemli bir kazanımı olarak hayata geçerken, öte taraftan, 2014 yılında HDP bileşeni olan DBP,  eşbaşkanlık sistemi ile yerel yönetimler seçimlerine girdi. DBP 2014 yılında yerel yönetimler alanına kadınların güçlü katılımıyla yeni bir ivme kazandırdı.  Hâlihazırda yerel yönetimlerde eşbaşkanlığı uygulayan HDP, dünyada yerel yönetimlerde eşbaşkanlığı uygulayan tek parti olma özelliğine sahip.
 
‘Devlet kadın mücadelesine karşı bütün araçlarını kullanıyor’
 
Kadınların Kurtuluşu’ndan Burcugül Çubuk, iddianamede kadın mücadelesinin hedef alınmasına ilişkin konuştu.
 
Devletlerin karşılarında duran güçlerle savaşında önemli bir kodunun, "önce kadınları vurun" olduğunu dile getiren Burcugül, “ Kadınlar, kendi yer aldıkları örgüt ya da toplum içinde orayı değiştirmeden, erkek egemenliği ile yani devletin temellerinden biri ile savaşmadan var olamaz. Kürt kadınların, her yerden gelen erkekliğe karşı mücadelesi Ortadoğu'da kadınların hayatını değiştiriyor. İşgal ve sömürü ile varlığını halklara dayatan bir devlet tabii ki buna karşı bütün araçlarını kullanacaktır” dedi.
 
‘Kadın hareketinin meşruluğuna tahammül edilemiyor’
 
Burcugül, iddianamede kadın mücadelesinin hedef alınmasını, “İstanbul Sözleşmesi'nden çekilen, politik kadınları hedefleştiren, hapseden, Deniz  Poyraz’ı katleden, Musa Er gibileri serbest bırakan faşist ittifak, kadın kurtuluş hareketinin/feminist hareketinin mücadelesinin Türkiye ve Kürdistan'da meşruluğuna tahammül edemiyor” sözleriyle değerlendirdi. Devletin üzerine bastığı aile zeminin erkek merkezli devletin de erkeğin devleti olduğuna vurgu yapan Burcugül, şöyle devam etti:
 
“Haliyle tarihte erkek merkezli olmayan yaşam olduğunu söylemek, soyun anadan tanımlandığını, ‘anasoylu’luktan bahsetmek ve eşit bir yaşamı kurma mücadelesi veren kadınlar, LGBTİ+lar da iktidar bloğu açısından tehlikeli. Her yöntemle saldırıyor. Leyla Güven, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak gibi kadın siyasetçileri hapsetmeleri, kayyım atanan belediyelerde önce kadın kurumlarını kapatmaları, bütün kazanımlarını yok etmeye çabalamarı, her alanda erkekleri kollamaları iktidarda kalabilmekle doğrudan bağlantılıdır. HDP'ye açılan kapatma davasında suçlamaların kadın faaliyetlerine yönelmesi şaşırtıcı değil. HDP, kadınların partisi çünkü.”