İşçi kadın hareketinin öncülerinden: Flora Tristan
- 09:04 1 Temmuz 2021
- Kadın ve Tarih
HABER MERKEZİ - Kadın kurtuluş mücadelesini sosyalizmle bütünleştirerek kendi yolunda cesaretle yürüyen evrensel işçi birliğini oluşturma amacı ile mücadele eden Flora Tristan, “Baskı altında olan erkek, bir başkasını baskı altına alacaktır. Bu da karısıdır. Kadın bir proleterin proleteridir” sözüyle de tarihteki yerini aldı.
Paris’te 1803 yılında dünyaya gelen Flora Tristan, dört yaşına kadar Paris’in zengin semtinde küçük bir sarayda yaşar. Annesi Fransız, babası zengin bir Perulu olan Flora, anne ve babasının evliliğinin İspanya kralı tarafından tanınmamış olması nedeniyle, babası öldüğünde bütün miras hakkını annesiyle birlikte kaybeder. Flora ve annesi Paris’in yoksul bir semtinde küçük bir odaya taşınır. Flora’nın çocukluğu fakirlik içinde geçer. Evlilik dışı doğmuş bir çocuk olarak kabul edildiğinden, babasının mirasından yoksun kalmasının yanı sıra çevresi tarafından da dışlanır. 17 yaşındayken bir atölye sahibi olan bakır ustası Andre Chazal’ın yanında desen işçisi olarak çalışmaya başlayan Flora, 1821 yılında ailesi tarafından patronuyla evlenmeye zorlanır. Evlendikten sonra ilk kızını,2 yıl sonrada ikinci kızı olan Ernest Camille’i dünyaya getirir. Kocası sarhoş, despot, Flora’yı fuhuşa zorlayan bir adamdır.
‘Sen ne köle olacaksın ne de parya’
Flora bu duruma dayanamaz. O dönemde bir kadının boşanması yasal olarak imkânsız olduğundan üçüncü çocuğuna hamileyken evden kaçar ve 1826 yılında İngiltere’ye giderek hizmetçilik yapmaya başlar. Orada kızlık adı olan Tristan’ı kullanır. Bu sırada kızı Aline Marie’yi doğurur.
1833 yılında Flora, Peru’ya giderek babasından kalan mirası istese de yasal olmayan bir evlilikten dünyaya geldiği için hiçbir şey alamaz. Evliliği konusunda orada da haksız görülür. Bunun üzerine Flora Tristan, kızına "sana yemin ederim senin için daha iyi bir dünya yaratmak uğruna savaşacağım, sen ne köle olacaksın ne de parya" diye yemin eder. Ve Fransa’ya döner.
‘Reformlar toplumun acı çekenlerinin birleşmesi ile olur’
1834 yılında yabancı kadınlara iyi davranılmasının gerekliliği konusunda bir broşür yayımlayarak kadınlar arasında ilk dayanışma eylemini gerçekleştirir. Karşılıklı yardımlaşmaya dayalı bir toplum yaratmak isteyerek, “Tarih göstermiştir ki, her çağda reformlar ancak toplumun acı çeken ve değişiklik gereksinimi duyan kesimlerinin birleşmesiyle ortaya çıkar” demektedir.
1836 yılında on bir yaşındaki kızı Aline, kocasının isteği ve mahkeme kararı ile babasına verilir. 1837 yılında Flora, Paris milletvekilleri odasına, ‘Bir Paryanın Anıları ve Yolculukları’ adlı yazısı ile başvurur. Yazısının konusu özgür bir kadının, bireysel kurtuluşuna karşı olan bir toplumla mücadelesidir. Onun paryalığı, dünyaya gelişinin yasadışı kabul edilmesiyle başlamıştır. Kanunlar ve polis tarafından sürekli korunan kocasından yasal yolla boşanamadığından, toplum nezdinde ikinci kez parya olmuştur. Flora’nın saygınlığa kavuşturmak istediği, aslında aşağılanan ve ezilen “Parya kadın”dır. Aynı eserinde boşanma yasasının yeniden düzenlenmesini ve kadının aile reisi olmasını da savunur. Flora’nın ancak, kocasının kızına cinsel tacizde bulunduğunu öğrenip bunu mahkemeye şikâyet etmesinden sonra mahkeme onların ayrılmasına karar verir. Ve çocuklar annenin vasiliğine geçer. Kocası bu olaylardan sonra da Flora’yı rahatsız eder. Onu iki kez öldürme girişiminde bulunur. Tutuklansa da hak ettiği cezayı almaz.
İlk ve tek roman deneyimi
1838 yılında Flora’nın tek romanı olan ‘Mephis’ yayınlanır. Ertesi yıl tekrar İngiltere’ye gider orada fabrikalarda, gecekondularda, meyhanelerde röportajlar yapar, imalathaneleri gezer, işçi sınıfının yoksulluk içinde olduğunu görür. Günün 15 saatini makine başında geçiren kadın işçilerle tanışır. 1840 yılında fahişeleri savunan, varlıklı aristokratları, fabrika sahiplerini betimleyen ve bunlarla işçi mahallelerinin sefaletinin çelişkisini vurgulayan ‘Chartist Hareketi’ ve İngiliz işçi yaşamını anlatan ‘Londra Gezileri’ (Promenades des Londres) adlı eserini yayımlar. Flora Tristan’ın amacı evrensel işçi birliğinin temelini oluşturmaktır. “Bugün eylem günüdür. Varlığınız yolunda eyleme geçmek size, yalnızca size aittir. Yaşam… Veya ölüm… Sizin içindir. Öyleyse! Birleşin!” der.
1789 yılı Fransa’sındaki savaşları anımsatır. İşçilerin devlet güçleriyle nasıl çatıştıklarını hatırlatır. Londra Gezileri Paris’te yayımlandığı zaman yayın dünyası içinde büyük başarı kazanır. 1840 yılındaki iki baskıyı 1842 yılında iki baskı izler İngiltere’de ise bu yayın pek fazla ilgi çekmez. Yalnızca Friedrich Engels’in çalıştığı Robert Owen’e bağlı yayınlar bu eserle ilgilenirler.
Kurtuluşun işçilerin kendilerinden geleceği düşüncesi çok erken bir tarihte onun kafasında oluşur. (Bir görüşe göre Marks’tan da önce)
İşçi Birliği kitabını çıkarır
Londra’dan döndükten sonra, sömürülen işçi sınıfının hayat koşullarını düzeltmek için, teorik bilgileri somut önerilere ve önlemlere dönüştürme kararını alır. Çağının toplumsal eleştiri kitaplarını inceledikten sonra, bunların yetmeyeceği inancına vararak, 1843 yılında İşçi Birliği isimli kitabı kaleme alır. Bu çalışma işçi sınıfının kurtuluşunu, bütün çalışanların birleşmesi ve kendi kendisini yönetmesi ile ilgili gören ve bu amaca nasıl ulaşılacağı konusunda somut öneriler getiren ilk çalışmalardan biri sayılır. “İşçi erkekler ve kadınlar, artık söylenecek ve yazılacak hiçbir şey kalmadı. Çünkü sizin sefaletinizi herkes biliyor; yapılacak sadece tek şey kaldı; Charta’da yazılı haklar için güç kullanmak. Artık eylem zamanı geldi. Sizlere, sadece sizlere düşen kendi işlerinizle ilgilenip ona göre hareket etmek…”
Flora, işçilerin örgütlü mücadelesini savunan ilk kadınlardan biridir. Daha iyi çalışma koşulları ve ücret, kadın ve erkek işçilerin büyük kitleler halinde örgütlenmesini, kendi aralarında fon oluşturmalarını ve bu fonların içinde çocuklara ve yetişkinlere meslek dersi verilecek kuruluşların yer alacağı işçi saraylarının kurulmasını önerir.
Fuhuşu kapitalizmin bir sonucu olarak görür
İşçi Birliği adlı eseriyle işçilerin kurtuluşuyla kadın sorununu birlikte düşünür. Londra Gezileri adlı eserinde fuhuşu kapitalizmin bir sonucu olarak gösterir. Bu kitapta bir adım daha ileri giderek bütün kadınların haklarının yenmesinin erkek mantığından kaynaklandığını ve bunun altı bin yıllık bir lanetin sonucu olduğunu söyler. Fakat Flora’nın önerdiği, kadının herhangi bir cins üstünlüğü değildir. “Siz zavallı işçiler, sizi geliştirmek ve eğitmek için yalnızca anneniz var. Sizlerden yaşamasını bilen erkekler yaratmak için de yoksulluk ve cehalet arkadaşlarınız olan kendi sınıfınızın kadınlarından başka dayanacak gücünüz yok” diye seslenir.
Çamaşırcı kadınları görünce de, “Kız kardeşlerim, sizleri kurtaracağıma söz veriyorum. Kadınlar da kendi 1789’larını yapmalı, kendi sınıflarını oluşturmalıdırlar” der. O, işçilerin durumu ile kadınlar arasında bir koşutluk kurar. Her ikisi de zulme uğramış, ezilen taraftır.
Kadının statüsünün değişmesi için önerilerini şöyle sıralar: "Eğitim ve meslek öğreniminde tam eşitlik, eşit işe eşit ücret, babanın parasal kaygılarından bağımsız olarak eş seçebilme özgürlüğü, boşanma hakkı, evli olmayan anneler için yasa önünde eşitlik ve evlilik dışı çocuklara mirastan pay verilmesi."
Genç yaşta mücadele içinde yaşamını yitirir
Flora, İşçi Birliği’nin basılması için gerekli parayı çevresinden toplar. Bunu yaparken de bazı insanlar tarafından alaya alınır. Fakat broşür yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırır. Flora, Toulon, Lyon ve Bordeaux’lu işçilerden görüşme çağrıları alır. Bunun üzerine Fransa turuna çıkar. Bazı kentlerde yöneticilerin kötü davranışlarıyla karşılaşır. Sonunda Bordeaux şehrine gelir fakat orada beyin kanaması geçirir. 14 Kasım 1844 yılında kırk bir yaşında ölür.
Flora’nın cenazesine kalabalık bir işçi grubu, yazarlar, hukukçular ve dönemin aydınları katılır. Kadın kurtuluş mücadelesini sosyalizmle bütünleştirerek kendi yolunda cesaretle yürür, düşüncelerini ödün vermeden savunur ve kendisinden sonra gelen sosyalist feministlerin yolunu açar. Flora, kısacık ömrüne pek çok şey sığdırmaya çalışmıştır. Ölümünden sonra kadın işçiler, Paris’te iş yerlerinde ve kulüplerde aktif olmaya başlarlar, kendi aralarında örgütlenip gazete çıkarırlar.








