’10 milyondan fazla çocuğun okulu bırakma riski oluştu’
- 15:57 2 Temmuz 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - Eğitim Sen, açıkladığı “2020-2021 Eğitim ve Öğretim Yıl Sonu Değerlendirme Raporu”nda, 10 milyonu aşkın çocuğun okulu bırakma riskinin ortaya çıktığını belirtti.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Diyarbakır Şubeleri, “2020-2021 Eğitim ve Öğretim Yıl Sonu Değerlendirme Raporu”nu açıkladı. Eğitim Sen 2 No’lu Şube binasında yapılan açıklamada raporu, Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Volkan Tuncer konuştu.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, Mart 2020’den bu yana süren koronavirüsün dünyada 1,6 milyardan fazla çocuğun eğitimini olumsuz etkilediğini söyleyen Volkan, salgından dolayı 10 milyona yakın çocuğun okulu bırakma riskinin ortaya çıktığını belirtti. Volkan, uzaktan eğitim ile birlikte ders programlarına dahil olamayan çocukların durumuna dikkat çekerek, “Diyarbakır’da geçen yıl Haziran ayında yayınlanan Eğitim Bilişim Ağı (EBA) verilerine baktığımızda ilimizde bulunan 5 yüz bine yakın öğrenciden EBA’ya hiç girmeyen öğrenci sayısı 200 bindi, bu öğrencilerin çoğu köyde okuyan öğrencilerin olması sınıfsal ve ekonomik olarak gelir düzeyi düşük dezavantajlı ve anadili Kürtçe olan öğrencilerin olduğu açık bir şekilde öne çıkmaktadır” dedi.
‘Anadilde eğitim için mücadelemiz sürecek’
2020-21 yılında okulları eğitim ve öğretim yılında en fazla kapatan ülke olduğunu belirten Volkan, devamında şu ifadeleri kullandı: “Pandemi nedeniyle okulların kapatıldığı dönem için Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) yaz döneminde telafi eğitim vereceğini söyledi. Örgün eğitimin bütün kademelerinde yer alan öğrencilerimiz 16 ay boyunca akademik, sosyal, psikolojik, fiziksel kayıplar yaşamanın yanı sıra ciddi düzeyde öğrenme ve beceri kayıpları yaşamıştır. MEB’in öğrencilerimizin yaşadığı kayıpları ‘Telafide ben de varım’ sloganı ile telafi etmesi mümkün görünmemektedir. Eğitim sisteminde yaşanan sorunlar ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız değil. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılıkların ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri olarak kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir.”







