‘Efrîn’de kültürel ve insanlık suçu işleniyor’

  • 09:02 4 Temmuz 2021
  • Güncel
 
Hesna Mihemed
 
ŞEHBA - Efrin İnsan Hakları Örgütü üyesi Nahile Mehmûd sivillere karşı hak ihlalleri  yapıldığını ifade ederek, “Türk devleti Efrîn’de kültürel soykırım yaparak insanlık suçu işliyor” dedi. 
 
Efrîn 18 Mart 2018 tarihinde Türkiye devleti ve ona bağlı gruplar tarafından yapılan saldırılardan günümüze kadar sivillerin katledildiği, kadınların tecavüze uğradığı, yağma ve gaspla birlikte cezaevlerinde tutsaklara işkence yapıldı gibi suçların işlendiğini bilgileri birçok kurum tarafından belgelendi. Yine Arap, Kürt, Ermeni, Süryani ve Suriye’de yaşayan halkların ortak tarihi kültürel hafızası yok edilmek istendi. Türkiye devleti, Efrîn’de sivillere karşı siyasal ve kültürel olarak asimile politikası yürüterek savaş suçları işliyor. 
 
Efrîn İnsan Hakları Örgütü üyesi Nahile Mehmûd Efrîn ‘de yaşanan hak ihlallerine ilişkin ajansımıza konuştu.
 
‘İnsanlık suçuna karşı sessizlik’
 
Nahile, Efrîn’de her gün büyük bir insanlık dramının yaşandığını ifade ederek, trajik olanın ise uluslararası arenanın buna karşı olan duyarsızlığı olduğunu belirtti. Nahile, “Efrîn Kantonu Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından işgal edildikten sonra katletme, kaçırma, taciz, tecavüz, talan ve birçok alanda hak ihlalleri yaşanmaktadır. Fakat acı ve trajik olanı ise tüm bu insanlık suçları dünyanın gözünün önünde cereyan ediyor olması bu konu da bir tek kurumun da çıkıp bir kelime etmiyor ve tepki göstermiyor. Kadınlar kaçırılıyor taciz ve tecavüz ediliyor, insanların malları ve ektikleri tüm ürünler çalınıyor el konuluyor. Kaçırılan kadınlar ve kız çocukları çetelerle zorla evlendiriliyor. Buradaki halk her gün korku içerisinde yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor” dedi.
 
'Efrîn’de kültürel soykırım'
 
Efrîn’in demografik yapısının değiştirilmek istendiğine dikkat çeken Nahile, “Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından yapılanların temel amacı kültürel ve kimlik olarak bir halkı yok etmektir. Türkiye devleti Efrîn’in tarihi ve kültürel yapısına yönelik her türlü saldırılar ve hırsızlıklar yaparak burayı kimliksizleştirmek istemektedir. Türkiye devleti burada Türkçe okullar açarak Osmanlının yayılmacı politikalarını sürdürme halleri içerisindeler. Erdoğan saldırılardan sonra topraklarını terk etmeyenlere karşı asimilasyon ve katliam politikaları uyguluyor. Kültürel ve kimlik olarak yerinde göçertme uygulayarak kendine bağlı çeteleri buralara yerleştirmek istemektedir. Yine Efrîn’in doğasına karşı katliam yapılarak ağaç kesimi yapılmakta, dağları, sivil yerleşim yerlerini ve ekinlerini yakılmaktadır. Binlerce zeytin ağacı kesilerek odunları satılmaktadır” diyerek yaşananları dile getirdi.
 
'Uluslararası kurumlar tavır almalı"
 
Nahile, konuşmasının sonunda insan hakları örgütleri, Avrupa’da kamuoyu ve dünya basını Efrîn’de yaşanan katliamlara karşı sessizliğini koruduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsan Hakları Örgütü olarak Efrîn’de yaşanan katliamları ve işlenen insanlık ve savaş suçlarını belgeleyerek tüm dünyaya göstermek istiyoruz. Türkiye’nin yapmış olduğu tüm bunlar uluslararası hukukta savaş ve insanlık suçu olarak kabul edilmektedir. Amacınız başta kadınlar olmak üzere yaşanan bu işkence, tacizi, tecavüz, kaçırma, talan, gasp ve hırsızlık olaylarına karşı bir taraftan belgelerle bunu ortaya çıkarmak olurken diğer taraftan da halkımızın haklarını savunmaktır.  Son olarak tüm dünyaya sivil toplum kurum ve kuruluşlarına çağrımız bu insanlık suçuna karşı tavır almalarıdır” diyerek sözlerini sonlandırdı.