Ankaralılar: Bir an önce AKP’den kurtulmalıyız

  • 09:01 5 Temmuz 2021
  • Güncel
 
Öznur Değer
 
ANKARA - İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasına dair konuşan kadınlar, ülkede yaşam güvencelerinin olmadığını kaydederek, “Kadınların şeytanlaştırılması bir yana kadınların temsiliyeti olan bir partiyi de şeytanlaştırarak aynı şeyi tetiklemiş oldular. Deniz, yasal bir parti binasında oturan bir üyeydi, bizim arkadaşımızdı ve öldürüldü. Bir an önce AKP’den kurtulmalıyız” dedi.
 
Ülkenin en önemli sorunu haline gelen “erkek şiddeti” yürütülen cezasızlık politikaları ve siyasetçilerin söylemleri doğrultusunda her geçen gün derinleşiyor. Yılın ilk 6 ayında ajansımızın derlediği verilere göre en az 144 kadın katledilirken, 96 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Yüzlerce kadın ve çocuk ise cinsel istismara ve tecavüze maruz kaldı. Erkek şiddetine karşı kadınların en önemli kazanımlarından olan İstanbul Sözleşmesi’nden ise Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 1 Temmuz itibariyle resmi olarak çıkıldı.
 
Sözleşme'nin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar kadınlar bulundukları her alanı direniş ve mücadele alanı haline çevirerek “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” diye haykırdı. 
 
Kadınlar kendilerini güvende hissetmiyor
 
Türkiye'de kadınlara ve çocuklara dönük iktidarın ve yargının tutumlarını Ankaralılara sorduk. Mikrofonumuza konuşan kadınlar, Deniz Poyraz’ın siyasi söylemler doğrultusunda katledildiğini ifade ederken, Elmalı Davası’nda gerçekleşen tahliyeye tepki gösterdi. Ülkede güvende olmadıklarını kaydeden kadınlar, endişeli olduklarını belirtti.
 
‘Deniz’in tek ‘suçu’ HDP’li olması’
 
Elif Özdemir: Kadın ve çocukların burada hiçbir hakka sahip olduğunu düşünmüyorum. Ben kadın olarak gece 00.00’de işten korkarak çıkıyorum ama kimse bu korkumuzu görmüyor. Elmalı Davası’nı gördük hepimiz. Biz bunları hak ediyor muyuz? Ben 21 yaşındayım. Yolda yürürken, tek başıma dışarıda olduğum zaman ailem korkuyor. Neden? İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından dolayı. Biz kadınlar ve çocuklar olarak hiçbir şekilde özgür değiliz. Ülkemizde kadın olmaktan korkuyorum. Taciz ve tecavüzler o kadar arttı ki. Elmalı Davasında adamları tahliye etmişler. Çiçek, böcek çizmesi gereken 2 çocuk, maruz kaldıkları cinsel istismarı anlatıyor. Türkiye’de hiçbir şey kalmadı. Deniz Poyraz öncelikle bir kadın ama onun tek ‘suçu’ HDP’li olmasıydı. Bir kadın ama HDP’li…
 
‘Güvende hissetmiyorum’
 
Şevval Çetin: Kendimi toplumda güvende hissettiğim söylenemez. Bundan sonra da hissedebileceğimi sanmıyorum, her şey daha da zorlaşacak. İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı. Uygulanmasını istemeyen tarafları da anlayamıyorum. Artık toplum katliamlara, alıştırılmamamız gereken durumlara alıştı. Bunda da ülkede yönetiminde olan kişilerin etkili olduğunu düşünüyorum. Kadınların ve toplumun fikrinin önemsenmediğini düşünüyorum.   
 
‘İktidar ayrıştırıyor, kışkırtıyor’
 
Zübeyde Gürcan: İstanbul Sözleşmesi sadece kağıt üzerine kurulu bir sözleşmeydi. Felaket bir kıyım var ve kadın katliamları hat safhada. Sözleşmeyi kaldırarak gayrimeşru yoldan ilerlemeyi meşrulaştırmış oldular. Erkeği güçlendiren politikalar var. Biat kültürü gelişsin istiyorlar. Resmi olarak önünde duran engel de kalkmış oldu. Öldürüyor ama bir cezası yok. Ölen öldüğüyle kalıyor, tecavüzler hat safhada. Elmalı Davası’nda çıkan karar vicdanları ağrıtıyor. ‘Yeter artık’ diyoruz. Deniz Poyraz katliamında iktidarın söylemi çok kötü. Zaten ayrıştıran bir politikası var, üstüne kışkırtan bir politikası var. ‘Yapın, yaptığınız yanınıza kar kalacak’ diyor. Deniz Poyraz öldüğüyle kalacak. Kadın, emek düşmanı, iyi olan her şeye düşman bir yönetim var karşımızda.
 
‘Kadınların temsiliyeti olan partiyi şeytanlaştırıyorlar’
 
Özge Tekin: Ülkemizde kadın cinayetleri sayısının ne kadar fazla olduğunu biliyoruz. Sözleşmeden çıkıldıktan sonra daha da artacak. En büyük endişemiz bu. Kadın mücadelesi sayesinde umarım bu kararı geri çekebiliriz. Kadınların şeytanlaştırılması bir yana kadınların temsiliyeti olan bir partiyi de şeytanlaştırarak aynı şeyi tetiklemiş oldular. Deniz, yasal bir parti binasında oturan bir üyeydi, bizim arkadaşımızdı ve öldürüldü. Bunun hesabını tabi ki sormak zorundayız. Çünkü adalet sisteminde böyle bir şey artık beklenmiyor, adalet sistemi işlenmiyor. Bu yüzden de mücadeleyi büyüterek bunun da hesabını sormamız en büyük temennim.
 
‘Kadınlar savunma sanatını öğrenmeli’
 
Gülnur Narin: Bir sözleşme yapılması iyi bir şeyken, bunun uygulanabilir olması gerekiyor. Sözleşmeden önce de sonra da kadına yönelik saldırılar ve cinayetler sürekli devam ediyor. Daha kalıcı cezalar, daha ağır cezalar verilmeli. Her gün haberlerde bir kadın haberi görüyoruz. Kadınlara önerim savunma sanatını öğrenmeleri. Bize şiddet uygulayan erkeklere karşı kadınların kendini savunması gerekiyor.
 
‘Bundan sonrasını hayal bile edemiyorum’
 
Pınar Ataç: Kadın katliamları artıyor. Bundan sonra da öyle devam edecek. Tacize ve şiddete devam eden erkekler, bunun bir yaptırımının olmadığını düşünüp buna devam edecekler. O yüzden de daha kötü bir hale gelecek. Bundan sonrasını hayal bile edemiyorum. Suçlu olan bir insana suçlu gibi davranmıyorlar. Çok farklı insanlara suçlu gibi davranıyorlar. Pek iyi bir duruma gitmiyoruz ama umudumuzu da kaybetmiyoruz. Belki erken seçim olur da her şey değişir.
 
‘Bir an önce AKP’den kurtulmalıyız’
 
Hamiyet Gezgin: İstanbul Sözleşmesi’ne rağmen yüzlerce kadın öldürüldü. Artık feshedildikten sonrasını düşünemiyorum. Kadını iyice itibarsızlaştırdılar. Kadınların güvenliği açısından İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmaması gerekirdi. Ama zaten ülkemizde sözleşmeye rağmen kadınların güvenliği yoktu. Kadın cinayetlerinin kesinlikle siyasi olduğunu düşünüyorum. Ülkeyi yönetemiyorlar, yönetilemiyoruz. Zaten pandemi sürecini de yönetemediler. Hiçbir şeyi yönetemiyorlar. Seçime gidilmeli, bir an önce AKP’den kurtulmalıyız. Deniz Poyraz’ın katledilmesi bizi çok üzdü. Çok korkunç ve çirkin bir şekilde hedef gösteriyorlar. HDP’nin de bir seçmen sayısı var ve onları yok sayamazlar. Ülkeyi yönetemiyorlar ve bir kaosa doğru sürüklüyorlar. Bunları durdurmak için sesimizi duyurmalıyız. 
 
‘Kolumda sevgi izi ile geziyorum’
 
İsmini vermek istemeyen yurttaş: Tehlike gün geçtikçe artıyor. ‘Eskiden de böyle miydi yoksa son dönemde haberimiz olduğu için mi daha çok duymaya başladık?’ diye düşünüyorum. Bu konuda çok endişeliyim. Çünkü gün geçtikçe problemler tırmanıyor. Öğretmenim ve öğrencilerimin ailelerinde de aynı şeyi görüyorum. İstanbul Sözleşmesi bu anlamda kadınları koruyan ciddi bir olguydu. Önderlik ettiğimiz şeyden ilk önce çekilmiş olmamız, kadınlar üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Özellikle baskı ile yaşanan Türkiye coğrafyasında daha da artıyor. Ülkede yaşayabilecek bir psikoloji kalmadığı için mümkün olduğu kadar haber izlememeye çalışıyorum. Kadınım ama kolumda sevgi izi ile geziyorum. Çünkü sokakta başıma bir şey gelip gelmeyeceğine dair tedirginliklerim var. Bunu yaptırıyorum ki bir yerde beni kimliksiz, ölü ya da bilinçsiz bir şekilde bulurlarsa aileme teslim edebilsinler. Türkiye’de kadın olmak böyle bir şey.
 
Ülkenin en önemli sorunu haline gelen “erkek şiddeti” yürütülen cezasızlık politikaları ve siyasetçilerin söylemleri doğrultusunda her geçen gün derinleşiyor. Yılın ilk 6 ayında ajansımızın derlediği verilere göre en az 144 kadın katledilirken, 96 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Yüzlerce kadın ve çocuk ise cinsel istismara ve tecavüze maruz kaldı. Erkek şiddetine karşı kadınların en önemli kazanımlarından olan İstanbul Sözleşmesi’nden ise Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 1 Temmuz itibariyle resmi olarak çıkıldı.
 
Sözleşme'nin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar kadınlar bulundukları her alanı direniş ve mücadele alanı haline çevirerek “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” diye haykırdı. 
 
Kadınlar kendilerini güvende hissetmiyor
 
Türkiye'de kadınlara ve çocuklara dönük iktidarın ve yargının tutumlarını Ankaralılara sorduk. Mikrofonumuza konuşan kadınlar, Deniz Poyraz’ın siyasi söylemler doğrultusunda katledildiğini ifade ederken, Elmalı Davası’nda gerçekleşen tahliyeye tepki gösterdi. Ülkede güvende olmadıklarını kaydeden kadınlar, endişeli olduklarını belirtti.
 
‘Deniz’in tek ‘suçu’ HDP’li olması’
 
Elif Özdemir: Kadın ve çocukların burada hiçbir hakka sahip olduğunu düşünmüyorum. Ben kadın olarak gece 00.00’de işten korkarak çıkıyorum ama kimse bu korkumuzu görmüyor. Elmalı Davası’nı gördük hepimiz. Biz bunları hak ediyor muyuz? Ben 21 yaşındayım. Yolda yürürken, tek başıma dışarıda olduğum zaman ailem korkuyor. Neden? İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından dolayı. Biz kadınlar ve çocuklar olarak hiçbir şekilde özgür değiliz. Ülkemizde kadın olmaktan korkuyorum. Taciz ve tecavüzler o kadar arttı ki. Elmalı Davasında adamları tahliye etmişler. Çiçek, böcek çizmesi gereken 2 çocuk, maruz kaldıkları cinsel istismarı anlatıyor. Türkiye’de hiçbir şey kalmadı. Deniz Poyraz öncelikle bir kadın ama onun tek ‘suçu’ HDP’li olmasıydı. Bir kadın ama HDP’li…
 
‘Güvende hissetmiyorum’
 
Şevval Çetin: Kendimi toplumda güvende hissettiğim söylenemez. Bundan sonra da hissedebileceğimi sanmıyorum, her şey daha da zorlaşacak. İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı. Uygulanmasını istemeyen tarafları da anlayamıyorum. Artık toplum katliamlara, alıştırılmamamız gereken durumlara alıştı. Bunda da ülkede yönetiminde olan kişilerin etkili olduğunu düşünüyorum. Kadınların ve toplumun fikrinin önemsenmediğini düşünüyorum.   
 
‘İktidar ayrıştırıyor, kışkırtıyor’
 
Zübeyde Gürcan: İstanbul Sözleşmesi sadece kağıt üzerine kurulu bir sözleşmeydi. Felaket bir kıyım var ve kadın katliamları hat safhada. Sözleşmeyi kaldırarak gayrimeşru yoldan ilerlemeyi meşrulaştırmış oldular. Erkeği güçlendiren politikalar var. Biat kültürü gelişsin istiyorlar. Resmi olarak önünde duran engel de kalkmış oldu. Öldürüyor ama bir cezası yok. Ölen öldüğüyle kalıyor, tecavüzler hat safhada. Elmalı Davası’nda çıkan karar vicdanları ağrıtıyor. ‘Yeter artık’ diyoruz. Deniz Poyraz katliamında iktidarın söylemi çok kötü. Zaten ayrıştıran bir politikası var, üstüne kışkırtan bir politikası var. ‘Yapın, yaptığınız yanınıza kar kalacak’ diyor. Deniz Poyraz öldüğüyle kalacak. Kadın, emek düşmanı, iyi olan her şeye düşman bir yönetim var karşımızda.
 
‘Kadınların temsiliyeti olan partiyi şeytanlaştırıyorlar’
 
Özge Tekin: Ülkemizde kadın cinayetleri sayısının ne kadar fazla olduğunu biliyoruz. Sözleşmeden çıkıldıktan sonra daha da artacak. En büyük endişemiz bu. Kadın mücadelesi sayesinde umarım bu kararı geri çekebiliriz. Kadınların şeytanlaştırılması bir yana kadınların temsiliyeti olan bir partiyi de şeytanlaştırarak aynı şeyi tetiklemiş oldular. Deniz, yasal bir parti binasında oturan bir üyeydi, bizim arkadaşımızdı ve öldürüldü. Bunun hesabını tabi ki sormak zorundayız. Çünkü adalet sisteminde böyle bir şey artık beklenmiyor, adalet sistemi işlenmiyor. Bu yüzden de mücadeleyi büyüterek bunun da hesabını sormamız en büyük temennim.
 
‘Kadınlar savunma sanatını öğrenmeli’
 
Gülnur Narin: Bir sözleşme yapılması iyi bir şeyken, bunun uygulanabilir olması gerekiyor. Sözleşmeden önce de sonra da kadına yönelik saldırılar ve cinayetler sürekli devam ediyor. Daha kalıcı cezalar, daha ağır cezalar verilmeli. Her gün haberlerde bir kadın haberi görüyoruz. Kadınlara önerim savunma sanatını öğrenmeleri. Bize şiddet uygulayan erkeklere karşı kadınların kendini savunması gerekiyor.
 
‘Bundan sonrasını hayal bile edemiyorum’
 
Pınar Ataç: Kadın katliamları artıyor. Bundan sonra da öyle devam edecek. Tacize ve şiddete devam eden erkekler, bunun bir yaptırımının olmadığını düşünüp buna devam edecekler. O yüzden de daha kötü bir hale gelecek. Bundan sonrasını hayal bile edemiyorum. Suçlu olan bir insana suçlu gibi davranmıyorlar. Çok farklı insanlara suçlu gibi davranıyorlar. Pek iyi bir duruma gitmiyoruz ama umudumuzu da kaybetmiyoruz. Belki erken seçim olur da her şey değişir.
 
‘Bir an önce AKP’den kurtulmalıyız’
 
Hamiyet Gezgin: İstanbul Sözleşmesi’ne rağmen yüzlerce kadın öldürüldü. Artık feshedildikten sonrasını düşünemiyorum. Kadını iyice itibarsızlaştırdılar. Kadınların güvenliği açısından İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmaması gerekirdi. Ama zaten ülkemizde sözleşmeye rağmen kadınların güvenliği yoktu. Kadın cinayetlerinin kesinlikle siyasi olduğunu düşünüyorum. Ülkeyi yönetemiyorlar, yönetilemiyoruz. Zaten pandemi sürecini de yönetemediler. Hiçbir şeyi yönetemiyorlar. Seçime gidilmeli, bir an önce AKP’den kurtulmalıyız. Deniz Poyraz’ın katledilmesi bizi çok üzdü. Çok korkunç ve çirkin bir şekilde hedef gösteriyorlar. HDP’nin de bir seçmen sayısı var ve onları yok sayamazlar. Ülkeyi yönetemiyorlar ve bir kaosa doğru sürüklüyorlar. Bunları durdurmak için sesimizi duyurmalıyız. 
 
‘Kolumda sevgi izi ile geziyorum’
 
İsmini vermek istemeyen yurttaş: Tehlike gün geçtikçe artıyor. ‘Eskiden de böyle miydi yoksa son dönemde haberimiz olduğu için mi daha çok duymaya başladık?’ diye düşünüyorum. Bu konuda çok endişeliyim. Çünkü gün geçtikçe problemler tırmanıyor. Öğretmenim ve öğrencilerimin ailelerinde de aynı şeyi görüyorum. İstanbul Sözleşmesi bu anlamda kadınları koruyan ciddi bir olguydu. Önderlik ettiğimiz şeyden ilk önce çekilmiş olmamız, kadınlar üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Özellikle baskı ile yaşanan Türkiye coğrafyasında daha da artıyor. Ülkede yaşayabilecek bir psikoloji kalmadığı için mümkün olduğu kadar haber izlememeye çalışıyorum. Kadınım ama kolumda sevgi izi ile geziyorum. Çünkü sokakta başıma bir şey gelip gelmeyeceğine dair tedirginliklerim var. Bunu yaptırıyorum ki bir yerde beni kimliksiz, ölü ya da bilinçsiz bir şekilde bulurlarsa aileme teslim edebilsinler. Türkiye’de kadın olmak böyle bir şey.