‘Tecridin kırılması sadece tutsakların değil, hepimizin sorumluluğudur’

  • 08:50 6 Temmuz 2021
  • Güncel
BİNGÖL / ELAZIĞ - Bingöl ve Elazığ'da temaslarını sürdüren DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, tecride dikkat çekerek, “Tecridin kırılması ve cezaevindeki baskılar sonlandırılması için tutsaklar 200 günü aşkın açlık grevindeler. Bu sadece bedeninden başka hiçbir şey olmayan siyasi tutsakların tek sorumluluğu değil. Hepimizin sorumluluğudur”” dedi.
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Bingöl'ün Yayladere ilçesine bağlı Zeynelli köyü ile Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Okçular ve Sarıcan köyüne ziyarette bulundu. Heyete Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanları Arzu Fırat, Karakoçan İlçe Eşbaşkanı Veysi Sarıtağ, HDP Milletvekili Erdal Aydemir de eşlik etti. DTK ve DBP heyetini ilçe merkezinin girişinde yurttaşlar, coşkuyla karşıladı.
 
‘Krizlerin tek sebebi Kürt sorunu’
 
Ziyarette konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, yok saymanın, inkar, imha ve krizlerin tek sebebinin Kürt sorunu olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’nin tek tipleştirme politikalarına işaret eden Saliha, “Türk, Sünni İslam olacaksın zihniyeti dayatılıyor. Bunun dışında herkes düşman, öteki, yok edilmesi ve katledilmesi gereken… Bu politika bugüne kadar devam ettirildi. Son 6 yıldır AKP ve MHP’nin oluşturduğu faşist ittifak bu yüzyıllık politikadan besleniyor. Bu sistem halkların, inançların, kadının, gençliğin olmadığı bir sistem. Bütün politikaları İmralı Cezaevi’nden başlatılıyor. İmralı sistemi özel, dünyada eşi benzeri olmayan bir sistem. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan 22 yıldır orada tek başına bir hücrede bu sisteme karşı bir mücadele yürütüyor. Buradan başlayıp yürütülen kayyım, asimilasyon, yok etme, kadın katliamları, halkları birbirine düşmanlaştırma zeminini tecrit politikasından alıyor” dedi.
 
‘Tecridin kırılması hepimizin sorumluluğudur’
 
Öncelikle tecridin kırılması için mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen Saliha, PKK Lideri’nin söylemleri, düşünceleri ve felsefesiyle toplumun nefes aldığını kaydetti. Saliha, “2013-2015 sürecini hep beraber yaşadık. Sayın Abdullah Öcalan Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan için görüşlerini ifade ettiğinde aslında bu sorunun demokratik yöntemlerle çözüleceğini zeminini hep beraber gördük. Demokratik zeminden korktukları için çözümsüzlüğü derinleştiriyor, savaşta ve tecritte ısrar ediyorlar. Bu tecrit ile bütün Türkiye açık cezaevine dönüştürülmüş durumda. Cezaevindeki tutsaklar insanlık dışı muamele ile karşı karşıya. Tecridin kırılması ve cezaevindeki baskıların sonlandırılması için tutsaklar 200 günü aşkın açlık grevindeler. Bu sadece bedeninden başka hiçbir şey olmayan siyasi tutsakların tek sorumluluğu değil. Hepimizin sorumluluğudur” şeklinde konuştu.
 
‘Mücadele halk olmalı’
 
Saliha, son 6 yıldır halk üzerinde büyük bir baskı oluştuğunu dile getirerek şöyle devam etti: “Bu halkın son 6 yıldır yaşamadığı hiçbir şey kalmadı. Buna rağmen halk bu yıl Newroz ve 8 Mart'ta bütün alanları doldurarak, hala özgürlük mücadelesinin peşinde olduğu, hala statüsünden, dilinden, coğrafyasından vazgeçmediği mesajını verdi. Bu yüzden biz de siyasetçiler, bu halkın kurumları olarak bütün alanlarda gezmemizin, halkımızla buluşmamızın tam da sebebi bu. Bu mesajı okuduk, bu mesajla yürümemiz gereken mücadelede halk olması gerekir. Bunu çok net görüyoruz.”