Demokrasi Konferansı: Yol haritası hedefleniyor
- 09:02 7 Temmuz 2021
- Güncel
İSTANBUL- Demokrasi Konferansı Sekreteryası’ndan Nesteren Davutoğlu önlerindeki en önemli gündemin yol haritası çıkarıp birleşik mücadeleyi örmek olduğunu belirterek, “Türkiye’de sadece 'tek adam' ve onu destekleyenlerle oluşan bir güç olmadığını; asıl çoğunluğun halkın farklı bakışı talebi, arzusu ve düşüncesi olduğunu belirtmek önemli olacak” dedi.
Toplumun birçok kesimine ulaşarak talepleri ve mücadeleleri ortaklaştırmayı hedefleyen Demokrasi Konferansı, “Ekmek, özgürlük, adalet” sloganıyla 200’den fazla bileşenin katılımıyla 24 Haziran’da gerçekleşti. Yeni dönemde demokrasi inşası için yola çıkan konferans, her kesimden yurttaşları bir araya getirmeyi hedefliyor.
Konferansta kadın alanından tarıma, KHK’den sanata ve sağlık alanına kadar 21 alanda bildirge yayımlanırken, bu alanda var olan söz konusu sorunlar da somut olarak masaya yatırıldı. Konferansın sekreteryasında yer alan Nesteren Davutoğlu konferansın önümüzdeki süreçte yürüteceği mücadeleye dair konuştu.
‘Rejime karşı mücadele çıtasını yükseltmek istiyoruz’
Ekmek, özgürlük ve adalete odaklanarak yola çıktıklarını ve ülkenin geleceğinde “Bizim de sözümüz var” dediklerini anımsatan Nesteren, “Bu konferansı da, uzun bir yolculuğun ilk durağı olarak önümüze koyduk. İşsizliğin, yoksulluğun görünmemiş boyutlara geldiği; eşitsizliklerin hiç kabul edilecek düzeyde olmadığı Türkiye’de; ezilenlerin sesini duyulur kılmak istiyoruz. Yani hak taleplerini birleştirerek, otokratik rejime karşı mücadele çıtasını yükseltmek istiyoruz” dedi.
220’nin üstünde bileşen
LGBTİ’den ekolojiye, halklar ve inançlardan çocuk ve kadın alanına kadar birçok alanda bildirge yayınladıklarını ve bu alanlara dair her daim söyleyecek sözleri olduğunu kaydeden Nesteren, “Bu alanlar bizim nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğimizi gösteriyor. Burada bir yola çıkıştan, bir arada duruştan bahsediyoruz. 220’nin üstünde sendikanın, partinin, kitle örgütünün, kooperatifin inisiyatifin olduğu bir gruptan söz ediyoruz. Konferans sonrası değerlendirme yapıldı ve şu ana kadar alanları öne çıkararak yürüdüğümüz biçimde nasıl bir çalışma mekanizması oluşturulacağı konusunda da görüş alışverişi yapılacak. Konferans bizim için moralli bir başlangıç oldu, ardından tüm grupların tebliğlerini hayata geçirmek için verilecek mücadeleler olacak” ifadelerini kullandı.
‘Asıl çoğunluk onlar değil’
Nesteren, önlerinde bir takvim olduğunu ve bu takvimde en önemli odağın mücadeleye güç vermek olduğunu kaydederken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzde bir takvim var, takvim mücadeleye güç vermektir. Yani böyle 'Acelemiz var çabuk bir çözüm bulalım' gibi bir konu değil bu. Böyle doğru yaklaşmamış oluruz konuya. Bütün mücadelelerin özünde hak mücadelesi verenlerin güçlü olması, sesini duyurma isteği var. Bu ancak çekim merkezinde olursak olabilir. Biz durduğumuz yerde güçlü durarak, kendimizi ifade ederek; gerek seminer, konferans gibi sözel durumlarda, gerek Türkiye’nin farklı yerlerine giderek yerellerle görüşmeler tartışmalar yürüterek farklı konferanslar ele almakla, yeri geldiğinde de mitinglerle büyük konserlerle bir duyarlılık merkezi oluşturmak ve Türkiye’de sadece tek adam ve onu destekleyenlerle oluşan bir güç olmadığını, asıl çoğunluğun halkın farklı bakışı, talebi, arzusu düşüncesi olduğunu belirtmek önemli olacak.”
‘Halkın gücü önünde hiçbir kuvvet duramaz’
Önümüzdeki süreçte çalıştay düzenleyeceklerini ve yol haritalarını çizeceklerini belirten Nesteren, “Biz geçip gitmiyoruz. Kalmaya geldik, güç olmaya devam edeceğiz. Çalıştaylar önümüzdeki bir hedef, onun dışında yereller ve konferanslar da bir hedef. Konferansın adalet etrafında birleşmesinin en büyük göstergesi; Türkiye’de bir adalet mekanizması yok. O zaman kadınıyla, genciyle, çocuğuyla tüm Demokrasi Konferansı katılımcılarının elbirliğiyle eşit, özgür bir hayat kurmaya ve bunu istediğimizi belli etmeye çalışıyoruz. Bu isteğin üstü kapatılmaya çalışılıyor, oysa bunu isteyenler o kadar çoğunlukta ki, halkın gücü önünde hiçbir kuvvet duramaz. Eğer halk belli bir inançla kararlılıkla adalet, eşitlik, özgürlük, ekmek ve barış istediğini haykırırsa o zaman bu istekler mutlaka yerini bulacaktır" şeklinde konuştu.
'Kadınlar şiddetsiz bir hayat istiyor'
Eşit ve özgür bir hayat isterken kadınların da şiddetsiz bir hayat istediğine işaret eden Nesteren, şöyle konuştu: “Her demokratik mücadelede kadınları en önde görüyoruz. Bir şekilde kadınlar her mücadelede nasıl öne çıkıyorsa tüm Türkiye’de, kadın cinayetlerine, şiddete ve devletin erkek şiddetinin güç ortağı olmasına karşı durmalıdır. Türkiye’de gerçek kadın işsizliği yüzde 40’ı geçmiş durumda. Kadınlar eğitimde, istihdamda eşit yer almıyor. Böyle bir şeye karşı mücadele edilmez de ne yapılır; sesini yükseltmeye çalışır, duyulur kılarsın, her yolu denersin ve bu mücadeleden vazgeçmezsin” sözlerine yer verdi.
‘Demokrasi Konferansı birleşik hareket edecektir’
Ülkede yaşanan tüm bu sorunlara karşı bir tepki olduğunu ve bu tepkinin her geçen gün büyüdüğünü dile getiren Nesteren, “Demokratik haklarımızı demokratik mücadelelerle kazanacağımıza ve geri alacağımıza inanıyorum. Tabii ki Demokrasi Konferansı’nın da görevi, burada birleşik hareket etmek olacaktır. Pasif bir durum bize hiç yakışmaz. Mutlaka iktidarın duymazdan gelemeyeceği kadar güçlü bir biçimde, kadınlara ezilen halklara sesini duyuracaktır. Şu anda en çok ihtiyacımız olan demokrasi konferansının tüm katılımcılarıyla veya şu anda desteklemeye karar veren tüm geniş kitlelerle beraber bir yol haritası oluşturmak. Bu yol haritasının kararlılıkla adım adım yerine getirilmesi çok çok önemlidir. Gelip geçici şeyler bizi bu hale getirdi. Bunun için ısrarımızı, kalbimizi, beynimizi ortaya koyup bir mücadelenin içinde tam olarak yer almak gerekiyor” dedi.







