Alevi yurttaşlar: Her şeyimizle kabul görmek istiyoruz
- 09:01 8 Temmuz 2021
- Güncel
Öznur Değer
SİVAS - Ülkedeki ayrıştırma politikalarına dikkat çeken Alevi kadınlar, “Ülkemizde hala Alevi olduğunu söylemeye çekinen bir kitle var. Dilimizle, dinimizle, ırkımızla, rengimizle, derimizle her şeyimizle kabul görmek istiyoruz. Eşit yurttaşlık hakkımızı almak istiyoruz” diyor.
Kimi dili, kimi rengi, kimi düşüncesi, kimi ise inancı ile ayrıştırılıyor Türkiye coğrafyasında. İktidarın toplumu ayrıştıran, ötekileştiren dili ve politikaları doğrultusunda Türkiye'de yaşayan Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere farklı inanç ve düşünceye sahip insanlar katledilmeye, saldırıya uğramaya veya tehdit altında yaşamaya devam ediyor. Toplumun büyük oranı bu ayrıştırma politikalarından rahatsız olurken, bunun karşısında iktidarın azmettirici söylemleri hız kesmeden devam ediyor. Bunun son örneğine ise geçtiğimiz haftalarda Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütüne yönelik gerçekleştirilen saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesi oldu.
Ülkede dili ile ayrıştırılan kesimin başında Kürtler ve inancı dolayısıyla ötekileştirilen, Çorum, Maraş, Sivas gibi çeşitli katliamlara maruz bırakılan Aleviler geliyor. Alevi yurttaşlar ise yürütülen ayrıştırma politikalarına dikkat çekerek herkesin rengi, dili ve inancıyla yaşaması gerektiğini vurguluyor.
‘İnsanların düşüncelerine saygı duyulursa kıyımlar olmaz’
İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Kadın Komisyonu Başkanı Esengül Kılıç ülkede bir ayrıştırma politikası olduğunun altını çiziyor. Yasa ve kanunların işlemediğini kaydeden Esengül, sorumlusunun iktidar olduğunu vurguluyor. İnsanların Madımak’ta acımasız bir şekilde katledildiğini hatırlatan Esengül, “Cumhuriyet döneminde bize tanınan hak ve hukuklar hiçe sayıldı. Başkanlık sistemi kaldırılır ve din ile adalet kanunları değiştirilirse, iyi olacağını düşünüyorum. İnsanların mezhep ve düşüncelerine saygı duyulursa bu tür kıyımlar olmaz. Ama halkımız şu anda ayrıştırıcı bir politika ile yürütülüyor” sözlerine yer veriyor.
‘Aydınlarımız cezaevinde ama sapıklar dışarıda’
“Ben korkuyorum” diyen Esengül, gençlerin kıyımlarla karşılaşabilme ihtimalinden korktuğunu söylüyor. Çorum, Maraş, Sivas, Suruç gibi katliamlarını anımsatan Esengül, çok sayıda kadın ve çocuk katliamının yaşandığının altını çiziyor. Yaşatılan katliamların insanlık dışı katliamlar olduğuna işaret eden Esengül, “Hükümet, savcılar ve herkes kendi görevini yaparsa bir şey olmaz. Savcıların önü kapalı, gazetecilerimiz, aydınlarımız cezaevinde. Ama cinsel sapıklar, hırsızlar dışarıda. Adalet istiyoruz. Mezhep ayrımı olmadan, insan ayrımı olmadan adalet istiyoruz. Yitirdiğimiz adaleti geri almak istiyoruz. Barış olmalı, barış olmazsa hiçbir şey olmaz” diyor.
‘Artık ülkede katliamlar olmasın’
İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Sultan Altun Cevahir, aynı ülkede yaşadıkları için aynı değerlere sahip olunması gerektiğini ifade ediyor. Kimsenin kimseden farklı olmadığına dikkat çeken Sultan, “İnsanlar farkı düşüncelere sahip olabilir ama aynı ülkede yaşıyoruz. Kimsenin ayrıştırılmadan, el ele vererek, güzellik ve dostlukla birlikte ilerlemesini temenni ediyoruz. Artık ülkede katliamların olmamasını diliyoruz. Umarım yukarıdaki yöneticiler de bunu önce kalplerine sonra da dillerine vururlar ve bizlerle birlikte yürürler” şeklinde konuşuyor.
‘Cemevlerine statü verilsin’
Gençlerin bilinçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Sultan, gençlerin her şeye çözüm olacağına inandığını belirterek, “Onlar kimse tarafından yönetilmez ve kendi düşünceleri doğrultusunda hareket ederlerse, hep birlikte barış içinde yaşayacağımızı düşünüyorum. Artık herkes istediği gibi yaşasın istiyoruz. Kürdü, Alevisi, Lazı, Çerkezi, Ermenisi herkes istediği yerde, istediği ibadeti yapsın istiyoruz. Cemevlerimize bir statü verilsin istiyoruz” diye belirtiyor.
‘Yaşadığımız dünya mazlumların Kerbelası’
Antalya Alevi Kültür Derneği Kepez Şube Başkanı Seher Yılmaz ise bu tür katliam ve ayrıştırma politikalarının Kerbela’dan bu yana devam ettiğini belirtti. Yaşadıkları dünyanın mazlumların Kerbelası olduğuna söyleyen Seher, “Alevi bir yurttaş olarak yürütülen ayrıştırma politikalarından rahatsızım. Demokrat ve aydınlığa inanan birçok insan da bundan rahatsız. Ayrıştırma dili çabuk tükeneceğe benzemiyor. Bizlerin bu anlamda elbette bir mücadelesi var. Ben gençliğimizden çok umutluyum. Yakın dönemde bir Gezi olayları yaşamıştık. Gezi olaylarında ülkenin gençlerine, aydınlarına olan inancımız tekrar alevlendi. Bu ayrıştırma dili çok yaralayıcı bir şey. Ülkemizde hala Alevi olduğunu söylemeye çekinen bir kitle var. Kendini gizlemek zorunda kalan bir topluluk var. Dilerim bir ‘Sivas’ daha yaşanmaz. Biz bu ayrıştırma dilini kullanmıyoruz ve 72 millete bir nazarda bakıyoruz. Toplumun bekası adına özverili davranmaya çalışıyoruz. Biz sağduyumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz ve sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Kadınlarımız örgütlerde, alanlarda daha çok görev alarak bu meşaleyi taşıyacaklar. Kadıncı Ana’dan beri Alevi inancında bir örgütlenme meşalesi, elden ele devam etmekte” diyor.
‘Eşit yurttaşlık hakkımızı almak istiyoruz’
Temel çözümün bir olmakta olduğunu sözlerine ekleyen Seher, birbirlerine sırt çevirecek bir durumun söz konusu olmadığını vurguluyor. “Bize bizden başka dost yok” diyen Seher, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Bunu her seferinde görüyoruz. Maraş’ta da gördük, Sivas’ta da gördük, Çorum’da da gördük. Birlik olduğumuz sürece üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Siyasetin içinde daha çok olmamız lazım. Kendimizi Meclis’te ifade edebilmeliyiz. Yasal statüyü almamız gerekiyor. Kendimizi kabul ettirmemiz gerekiyor. Bu devletin bunu kabul etmesi gerekiyor. Tüm sorunlarımızın başı bu. Dilimizle, dinimizle, ırkımızla, rengimizle, derimizle her şeyimizle kabul görmek istiyoruz. Eşit yurttaşlık hakkımızı almak istiyoruz.”







