Tutsağın tahliye dilekçesine ‘Bağımsız koğuşa geç' şartı
- 09:04 8 Temmuz 2021
- Güncel
İSTANBUL - Şakran Cezaevi’nde tutsak bulunan kızı Mizgin Çiçek’in “bağımsız koğuşa” geçmediği gerekçesiyle denetimli serbestlik hakkından yararlanamamasına tepki gösteren Mirzeydin Çiçek, bu durumu kabul etmeyeceğini ve gerekirse AİHM’e kadar götüreceğini söyledi.
İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği öğrencisiyken 23 Mart 2017’de tutuklanan Mizgin Çiçek, "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla verilen 6 yıl 3 aylık cezanın infazı, bir yılın altına düşünce denetimli serbestlikten yararlanma için tutsak bulunduğu Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne başvuruda bulundu. Ancak cezaevi idaresi Mizgin’in dilekçesini “bağımsız koğuş" ve "pişmanlık" göstereceği şartıyla işleme koyacağını belirtti.
Son süreçte birçok cezaevinde infaz yakmaları gündeme gelirken aileler ve hak ihlallerini raporlaştıran insan hakları kurumları tarafından Şakran Cezaevi’nin bu noktada ‘pilot bölge’ olduğu belirtiyor.
Mizgin’in babası Mirzeydin Çiçek, Mizgin ile beraber iki çocuğunun da cezaevinde tutsak olduğunu, iki çocuğunun ise politik nedenlerden dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını, bir çocuğunun ise Kobanê’de yaşamını yitirdiğini söyledi. Mirzeydin, devletin bu yolla kendilerinden intikam aldığını kaydetti.
‘Keyfi olarak rehin tutuluyor’
Kendisinin de 1980 darbesi sürecinde 20 ay cezaevinde tutsak edildiğini aktaran Mirzeydin, çeşitli kazanımlarla elde edilen haklar için tutsakların tekrar mücadele verdiğini aktardı. Kızının sosyal medya paylaşımları ve cezaevinde bulunan kardeşine kitap gönderdiği için tutuklandığını ifade eden Mirzeydin, “Kızım tutuklandığından bu yana 3 sefer mahkemeye çıktı. Her seferinde savcı tahliyesini istedi ancak mahkeme heyeti tutukluluk halinin devamına karar verdi. Hâkim de keyfi bir şekilde rehin olarak tutuyor” dedi.
‘Gerekirse AİHM’e kadar götüreceğim’
Kızının 4 buçuk aylık cezasının infazı için cezaevi idaresine dilekçe yazdığını ancak bağımsız koğuşa gitmediği gerekçesiyle dilekçenin reddedildiğini ifade eden Mirzeydin, “Şimdi bu durum hukuki mi? Cezaevi idaresinin keyfi olarak uyguladığı bir muameledir. Bu durumu ben kabullenmiyorum. Gereken yerlere başvuru yapacağım. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar götüreceğim. 4 buçuk yıldır keyfi olarak rehin tutuluyor. Tutuklandığında son sınıftaydı okulu bitirmesine 3 ay kalmıştı. Eğer bir anayasa ve hukuk devleti varsa bu hakların ayak altına aldığını ilan ediyorlar” “sözleriyle tepki gösterdi.
‘En kötü cezaevi Şakran’
Özellikle Şakran Cezaevi’nde tutsaklara yönelik hak ihlallerinin çok fazla yaşandığını dile getiren Mirzeydin, 11 yıldır birçok cezaevine görüşe gittiğini söyledi. Mirzeydin, “Bu kadar çok yer gördüm ama en kötüsü Şakran’dı” diye ekledi. Kızının gözünde, midesinde ve belinde rahatsızlıkları olduğu bilgisini paylaşan Mirzeydin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tutsaklara hastaneye gidiş gelişlerde zorluk çektiriyorlar. Kızım hastaneye gittiğinde hastane raporu kayboluyor. Düşünebiliyor musunuz bir rapor nasıl kaybolabilir. Tutuklular işkenceye maruz kalıyor, tecride maruz kalıyor. Haftada 10 dakikalık telefon görüşmesi hakkı var o da sürekli kesiliyor. En son telefonla konuştuğumda görüşme 3 defa kesildi. Biz bunları kesinlikle kabul etmiyoruz. Kendi çocuğumun ve tüm çocukların arkasındayım. Bir suç işlememişler, kimseyi öldürmemişler, hırsızlık yapmamışlar. Sadece insanca yaşamak için bir talepte bulunuyorlar ve bu talep karşılığında ceza alıyorlar.”
‘Yasaları uygulamak zorundalar’
Tutsaklara yönelik son süreçte infaz yakma uygulamasının hayata geçirilmesini “işkence” olarak nitelendiren Mirzeydin, “Tutsaklar var olan bu ihlallerin son bulması ve sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için açlık grevinde. Yasaların verdiği hakları ayaklar altına alıyorlar, tutsaklar da bunu kabul etmemek için bu eylemi başlattı. Ne zamandan beri sayın Öcalan ile görüşme yapılmıyor. Türkiye kendi yasalarını uygulamak zorundadır” şeklinde konuştu.







