'Demokratikleşmenin önündeki engel İmralı tecrididir'
- 21:02 11 Temmuz 2021
- Güncel
ANKARA - “Tecride karşı özgürlük" şiarı ile düzenlenen panelde, Türkiye'nin gerçek muhatabının İmralı olduğuna işaret edildi. Panelde, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki engel olarak tecride vurgu yapıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) "Tecride karşı özgürlük" şiarı ile HDP Ankara İl Örgütü'nde panel düzenledi. Panele, HDP MYK üyesi Doğan Erbaş ve Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz katıldı. Panelin gerçekleştiği salona "Bijî Berxwedana Zindanan" pankartı asıldı. Panelin moderatörlüğünü ise HDP Ankara İl Yöneticisi Deniz Keleş yaptı.
Panelde ilk sözü alan HDP MYK üyesi Doğan Erbaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 1999'da uluslararası komplo ile Türkiye'ye getirildiği günden itibaren avukatlığını yaptığını belirtti. Doğan, "Tecridi tanımlarken ne söylesek eksik kalır. İşkence sistemi diyoruz yetmiyor, ölüm çukuru, hukukta bir kara delik diyoruz. Zaman zaman gevşettikleri ama esas olarak bir ada cezaevi olarak ilk günden bugüne kadar devlet aklıyla, uzun süreli planlamasıyla karşı karşıyayız. Ada cezaevlerinin kendisi zaten insanlık tarihindeki mücadeleler açısından bir anlam taşıyor" dedi.
'Meclis denetimi dışında olan tek cezaevi'
Uzun süredir uygulanan tecrit nedeniyle Abdullah Öcalan ile görüşülemediğini söyleyen Doğan, "En son bir telefon görüşmesi oldu ailesiyle, o da 4 dakika sonra yarıda kesildi. Sayın Öcalan, 'Bu bir oyundur, avukatlarımla görüşmek istiyorum. Bu tuzağa neden düşüyorsunuz' diyordu. Dolayısıyla hukuki açıdan baktığımızda şu sorunun cevabını verecek hiçbir hukukçu yoktur: Hali hazırda mevzuatta Sayın Öcalan ile avukat görüşmesini engelleyen bir engel var mı? Yoktur. Bir örnek bile olayı anlamamıza yeter. Şu an Türkiye'de Meclis denetimi dışında olan tek cezaevi İmralı cezaevidir. Hiçbir Milletvekili 'ben cezaevine gitmek istiyorum' diyemiyor görevli olarak. Dese bile karşılığı olmuyor" diye konuştu.
'Her türlü hukuki kuralın çiğnendiği bir sistem'
Son dönemlerde keyfi disiplin cezaları verildiğini hatırlatan Doğan, "2009 yılında Sayın Öcalan'ın yazdığı bir yol haritası vardı. Onu suç kapsamına alıyorlar ve avukatları ile görüşemez diyorlar. Onun dışında cezaevinde bir spor saatinde Sayın Öcalan'ın arkadaşlarıyla sohbet etmesi üzerine disiplin cezası verdiler. Tecrit içinde tecrit dediğimiz her türlü hukuki kuralın çiğnendiğini bir sistem ile karşı karşıyayız. Söz konusu Kürt sorunu olunca herkesin gerçeği söylemekten korktuğu ortada. AİHM bir kararında 'Bir hükümlünün yaşamının sonuna kadar cezaevinde kalacak olması AİHM sözleşmesine aykırıdır. Bir hükümlü 20 yılını geride bırakırsa durumu yeniden ele alınmalı' diyordu. Fakat bu yerine getirilmedi" sözlerine dikkat çekti.
'Muhatap İmralı'dadır'
Doğan, Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi'nin (CPT) 2009 yılında İmralı ile ilgili rapor hazırladığını anımsatarak, "O rapora ilişkin hiçbir düzenleme yapılmadı ve CPT de kendi raporunun yerine getirilmesi için herhangi bir yaptırım önerisinde bulunmadı. İmralı tecridi konusunda bir anlaşma olduğunu bu da ortaya koyuyor. Açıklıkla söylemek gerekir ki hem Kürt halkının hem de Türkiye'de yaşayan bütün halkların ortak gelecek çizgisi İmralı'dır. Türkiye'nin gerçek muhatabı İmralı’dadır. İlkeli uzlaşmaya evet tasfiyeye hayır" ifadelerini kullandı.
'Tüm Türkiye tecrit altında'
Daha sonra söz alan HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise Türkiye'de yaşanan şiddetin temel çıkış sebebinin İmralı tecridi olduğunu belirtti. Hüseyin, hukuka uymayan bir rejimle tüm Türkiye'nin tecrit altında olduğunu vurgularken, "Biz zamanında kayyımların Tüm Türkiye'ye yayılacağını söyledik. Bugün Kürdistan coğrafyası nasıl talan ediliyorsa, Karadeniz’in, Ege'nin de coğrafyası barbarca talan ediliyor. Bugün Türkiye'de hakkını arayan herkes polis şiddetini, copunu ve cezaevini görüyor. Yeni bir hikaye üretme durumu yok sadece baskı, şiddet ve zulüm var. Devlet bekası diyerek öncelikle Kürt halkına daha sonra Türkiye'nin tüm halkına saldırarak iktidarını korumaya çalışıyor" dedi.
'Baskılar devam ediyor''
Son zamanlarda HDP'ye yönelik saldırıların arttığına dikkat çeken Hüseyin, "Çok ağır faşizm koşullarında bu hukuk tanımayan rejime karşı HDP mücadele etmeye devam ediyor. Karşımızda bir Kobanê Davası ve kapatma davası var. Kapatma davasının tek başına değerlendirilmesi bile HDP'de demokratik siyasette ısrar eden tüm kesimlerin mücadelesini geriletemediğini gösteriyor. Eğer gerçekten geriletebilmiş olsaydı bu inanç bu ideoloji bugün bir kapatma davası söz konusu olmayacaktı. AKP iktidarı, demokratik bir toplum yaratmak isteyen zihniyete saldırıyor. Bugün yine seçim startı diyebileceğimiz bir şekilde Tayyip Erdoğan ve heyeti Amed'de bir toplantı girişiminde bulundu. 'Kürt kökenli' dedikleri kesimi bir şekilde kazanmak isteyen AKP-MHP bloğu Kürt kalmakta ısrar eden ve HDP ile siyaset yürüyen insanlara saldırılarına devam ediyor. HDP'li siyasetçilere karşı baskı ve zulüm de devam ediyor" şeklinde konuştu.
'Tecrit demokratikleşmeye engel'
Hüseyin, İmralı'daki tecridin, her geçen gün otoriterleşen faşist politikalar ile Türkiye'ye yayıldığını ifade ederek, şunları söyledi: "Kürt meselesinin konuşabildiği bir alan yaratılması İmralı'daki tecritle alakalıdır. Bu ülkenin demokratikleşmesi için Kürt meselesinin çözülmesi, Kürt meselesinin çözülmesi için ise İmralı'daki tecridin kaldırılması gerekiyor. İmralı'da uygulanan tecrit sadece Kürtlere uygulanmıyor, tecrit bu ülkenin demokratikleşmesine engel oluyor. Tecridi kıracağız biz bunda ısrarlıyız. Tecridi kıracağız ve bu ülkeyi demokratikleştireceğiz."
Panel soru cevaplarla sona erdi.







