‘112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü’nün Deniz’in failiyle bağı nedir’
- 09:01 13 Temmuz 2021
- Güncel
İZMİR - Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’i TSK üsleri için seçen 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Tuncay Volkan Bayat’ın aynı zamanda failin sıklıkla gittiği Balçova Termal Otel’in de yönetiminde yer aldığını hatırlatan HDP’li Serpil Kemalbay, soruşturmanın etkin yürütülmediğini belirtti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütüne 17 Haziran’da parti çalışanı Deniz Poyraz’ın katledildiği saldırıyı gerçekleştiren Onur Gencer’in ilişkilerinin araştırılmadığına dikkat çeken HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, fail Onur Gencer’i Suriye’ye gitmek için seçen İzmir 122 Acil Çağrı Merkezi Müdürü ve ayrıca failinde sıklıkla gittiği Balçova Termal Otelin yönetiminde de yer alan Tuncay Volkan Bayat’ın özellikle soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
‘112 Acil Çağrı Müdürü’nün katille bağlantısı nedir?’
Fail Onur Gencer’in, Suriye’deki TSK’ye ait üstlere götürülmek üzere İl Sağlık Müdürlüğü tarafından seçilmesi gerekirken, 112 Acil Çağrı Müdürü tarafından seçildiğine dikkat çeken Serpil, “Aynı kişi taksi şoförünün ifade ettiği gibi sık sık gidip geldiği Balçova Termal Otelin de müdürü. Termal otel de Valiliğin yönetiminde bir işletme. Tuncay Volkan Bayat da bu karanlık işlerin döndüğü Balçova Termal Otel’in de müdürü. Ve katil Onur Gencer defaatle bu otele gidip geliyor” diyerek, “112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü neye göre sınır dışında çalışacak sağlık personellerini seçtiğini, hangi kriterlere göre seçilerek askeri alanlara götürdüklerini ya da nasıl oluyor da askeri eğitim aldıklarını ideolojik olarak İŞİD gibi eğitildiklerini, donatıldıklarını sonrasında Türkiye’ye gelip katliamı gerçekleştirdiklerini ve bundan ne MİT’in ne emniyet müdürünün ne valinin haberinin olmadığı” gibi soruların hayatın olağan akışı içinde yanıtlanabilecek sorular olmadığını vurguladı.
‘Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın da soruşturulmalı’
HDP İzmir İl Binası önünde İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın ile yaptıkları diyalogu anlatan Serpil, “Bina önündeki emniyet çadırının katillere hedef gösterdiğini söylediğimizde bize ‘onun çadırdan haberi yoktur, o akıl sağlığı yerinde olmayan biridir’ dedi. Demek ki katil gelip keşif yapıp, 17 Haziran’da binaya girip 40 dakika boyunca müdahale edilmemesi sebebi de o zaman budur. Hüseyin Aşkın’ın da sorgulanması gerekiyor. 5 dakika uzaktaki Emniyetin müdahale etmemesinin sebebi de budur. 20 gün sonra ifadesi alınan eşbakanımız buraya geldiğinde henüz silahlar sıkılmamıştı ama kapının önündeki sivil polisler içeride saldırganın olduğunu biliyorlardı. Eşbaşkanımız girin içeriye müdahale edin dediğinde ‘çelik yelekleri bekliyoruz’ dediler. Oysa çelik yelekler 5 dakikalık mesafeden gelemedi. Geldiğinde sallana sallana giydiler ve yukarı çıkmadılar” diye belirtti.
‘İktidarın ve MİT’in dahilince cinayet işlenmiştir’
Failin binadan çıkışına kadar olan süre boyunca 8 katlı binayı dolaştığını, failin yanında başka kişilerin olup olmadığının araştırılmadığını ifade eden Serpil, “Hanın girişine kadar çantasıyla geliyor ve lütfedip öyle gözaltına alıyorlar. İş Hanını aramak, başka fail var mı gibi bir soruşturma yapmak da söz konusu değil. Dolayısıyla da aslında bize göre siyasi iktidarın ve MİT’in İzmir Valiliği, Emniyet Müdürlüğü’nün görgüsü dahilince cinayet işlenmiştir. Kafamızdaki devlet eliyle işlenen cinayet düşüncesini güçlendiriyor. Deniz Poyraz’ın katledilmesinin ardından gelişen süreç de bu katliamın devamıdır diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Katliamlar normalleştiriliyor’
Türkiye’de siyasi katliamların normalleştirildiğini ve bir yönetme anlayışı olarak yaşamsallaştırıldığını ifade eden Serpil, “Toplumu sindirmek demokrasi güçlerinin bir araya gelmesini önlemek ve faşist bloğu güçlendirmek için yapılıyor, bu soruşturmaları kabul etmiyoruz. Tamamen faili koruyan siyasi cinayeti örtbas etmeye çalışan çabalardır” dedi.







