Bir gece yarısı kararnameyle atanan ‘kayyım rektör’ direnişle gitti
- 09:04 16 Temmuz 2021
- Güncel
Habibe Eren-Sena Dolar
İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektör Melih Bulu’nun görevden alınmasının gösterdikleri direnişle gerçekleştiğini belirten üniversite öğrencileri, talepleri gerçekleşene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Akademisyen Fatma Gök ise “Kürtler bu mücadeleyi çok iyi bilirler ama Türkiye’nin batısında böylesi bir kazanımın olması da çok önemli” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne bir gece yarısı kayyım rektör olarak atadığı Melih Bulu yine bir gece yarısı kararnamesiyle görevinden alındı. Melih’in yerine vekaleten rektör yardımcısı Prof. Dr. Naci İnci getirilirken, sanal medya hesabından açıklama yayınlayan Boğaziçi Dayanışması Melih Bulu'nun yerine atanacak, Boğaziçi içinden veya dışından yeni bir kayyımı kabul etmeyeceklerini belirterek, üniversitenin tüm bileşenlerini seçime çağırdı.
Öğrenciler direnişini sürdürdü
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 1 Ocak tarihinde aralarında Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu 5 üniversiteye kayyım rektör atadı. Kayyım olarak rektörlük görevine başlayan Melih Bulu ilk günden itibaren öğrencilerin direnci ve mücadelesi ile karşılaşırken yaklaşık 6 aydır birçok engele, gözaltı ve tutuklamalara rağmen öğrenciler mücadelesinden yılmayarak direnişini sürdürdü.
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi Prof. Dr. Fatma Gök, Boğaziçi Üniversite öğrencileri Rümeysa Özüyağlı ve Deniz Mine Öztürk Melih Bulu’nun görevden alınmasına dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Demokratik üniversite mücadelesinin güzide örneklerinden biri’
Prof. Dr. Fatma Gök, öğretim üyeleri, öğrenciler, mezunlar ve kamuoyunun başından beri süreci sahiplendiğini belirtti. Fatma, Melih Bulu’nun görevden alınmasına dair ise “Demokratik üniversite mücadelesinin dünyadaki güzide örneklerinden biri olarak değerlendirmek gerek. Biz bir ay önce kazandık demiştik. Gerçekten insanların üniversite gibi bir yerde üniversite özerkliğini bu şekilde ayaklar altına alındığı yukarıdan hiçbir bileşenin bir şekilde katılmadığı bir dayatmaya karşı biz özne olabilirizin çok güzel örneğini verdi” tespitinde bulundu.
‘Bütün üniversiteler için umut verici’
“Bundan sonra tabi endişelenecek çok şey var ama bu o kadar büyük bir direnişin sonucunda ne olursa mücadeleye devam edilebilir” diyen Fatma, “Biz demokratik olarak yöneticiler grubuyla iş yapmak istiyoruz. YÖK’ün temsilcisini değil bizim örgütlenerek belirlediğimiz yönetim biçimini istiyoruz. Bu direnişin bize gösterdiği en büyük kazanım; beraber yaparsak, gerçekten kararlı durursak ve buna inanırsak kazanabiliriz duygusunun açığa çıkması oldu. Bütün üniversiteler için umut verici bir durum sadece Boğaziçi için değil” diye ekledi.
‘Öğrenciler kayyım tespitini ilk anda dile getirdiler’
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin Melih Bulu atandığı zaman, atamanın “kayyım” olduğu tespitini hemen dile getirdiklerini anımsatan Fatma, sözlerine şöyle devam etti: “Kürtler bu mücadeleyi çok iyi bilirler ama Türkiye’nin batısında böylesine bir kazanımın olması da çok önemli. Kayyımların olduğu Kürt illerinde bu mücadele yeni değildi ancak Boğaziçi açısından da daha önce mücadele içinde yer almamış pek çok genç hoca için demokrasi dersi ve şöleni oldu. Önümüzde bizim özne olarak örgütleyeceğimiz, bütün bileşenlerin katılımıyla tartışmayla ortaya çıkaracağımız bir seçim süreci var. Direnişimiz bu anlamıyla sürecek. Heyecanlı bir şekilde neler yapabileceğimizi hep beraber tartışıyoruz.”
‘Diğer kayyımlar hala duruyor’
Boğaziçi direnişinin iktidara geri adım attırdığını ve bunun sonucunda kayyım Melih Bulu’nun görevden alındığını kaydeden Rümeysa Özüdağlı, Melih Bulu’nun bir süredir istifa etmek istediğini ancak kendisini atayan kişi tarafından söz konusu talebin kabul edilmediğini söyledi. En sonunda da Melih’in haberi olmadan görevinden alındığına dikkat çeken Rümeysa, “Bu tabi ki iyi bir haber. Fakat diğer kayyımlar hala duruyor, Bu LGBTİ+ hala kapalı, bütün taleplerimizin yerine getirilmesini hala istiyoruz. Dolayısıyla taleplerimiz yerine getirilene kadar direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Direnmeye devam edeceğiz’
Melih Bulu’nun yerine vekalet olarak Naci İnci’nin atanmasına şaşırmadıklarını dile getiren Rümeysa, “Seçimlerin nasıl yapılacağı, usullerin nasıl belirleneceği ve bileşenlerin ne kadar dahil edileceği gibi soru işaretleri var kafamızda. Hali hazırda bunları zaten kendi içimizde tartışmaya başladık. Seçimler usule uygun yapılmazsa zaten gelen yine kayyım olacak ve bizim durumumuzda değişiklik olmayacak direnmeye devam edeceğiz” dedi.
‘Melih Bulu yaslandığı yerden düştü’
Deniz Mine Öztürk de, iktidarın bütün baskı ve zor aygıtlarını devreye sokmasına rağmen direnişlerinin 7 aydır devam ettiğini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Kayyım siyaseti hiçbir şekilde üniversitenin hiçbir bileşeninin rızasını üretemedi. Direnişimizin başından beri olayın sadece Boğaziçi olmadığını bütün saldırıların hepsine karşı çıkarak, HDP’li belediyelerden başlamak üzere bütün atanan kayyımlara karşı olduğumuzu ve seçmenin iradesine sahip çıkarak kazanabileceğimizi düşündüğümüzü söyledik. Şu anda Melih Bulu durduk yere görevinden alınmadı, tabi ki direnişimizin sonucunda alınmıştır ama kazandık demiyoruz. Çünkü bizim 10 maddelik bir talebimiz vardı. Bu talepler yerine getirilene kadar direnişe devam edeceğiz. Melih Bulu’nun bir gece yarısı kararnamesiyle görevden alınması da gösteriyor ki iktidara yaslanmak ne kadar kolaysa iktidara yaslananın yaslandığı yerden düşmesi de o kadar kolaydır.”
‘Direnişimiz kayyım siyasetinin tamamına karşı’
Rektörlüğe vekâleten Naci İnci’nin atanmasının öğrenciler tarafından kabul edilmediğine dikkat çeken Deniz, “Naci İnci’de bir kayyımın yardımcısı olarak göreve atandı ne kayyım olan Melih Bulu’yu ne de kayyımları okulumuzda tanımıyoruz. Naci İnci’nin gelmesi de bizim için meşru değildir, bu kararı da tanımıyoruz. Üniversitenin tüm bileşenler ile seçim yapılıp rektör seçilene kadar bu kararları tanımayacağız. Direnişimizi kişilerle sınırlı tutmuyoruz kayyım siyasetinin tamamına karşıyız. Direnişe devam edeceğiz” mesajını verdi.
Ortak mücadele vurgusu
Deniz son olarak, “İstanbul Sözleşmesi’ni tek adamın kararıyla iptal eden, HDP’yi kapattırmaya çalışan ve Boğaziçi’ne kayyım atayan zihniyet aynıdır. Bu yüzden mücadelemiz de ortaktır” diye ekledi.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin 10 maddelik talepleri ise şöyle:
“* Başta Melih Bulu olmak üzere; Naci İnci, Fazıl Önder Sönmez ve Gürkan Kumbaroğlu'ndan oluşan kayyum kadro ve tüm kayyumlar derhal istifa etsin.
* Hukuksuzca davalar açılan tüm arkadaşlarımızın dava süreçleri sonlandırılsın.
* Üniversite rektörleri, üniversitelerin tüm bileşenlerinin dahil olduğu bir seçim ile belirlensin.
* Okulumuza açılmaya çalışılan kayyum fakülte kararları geri çekilsin
* Usulsüzce kapatılan BÜLGBTI+ Çalışmaları Kulübü'ne kulüp statüsü geri verilsin.
* CİTÖK ofisini fiilen durdurmaya yönelik tüm kararlar geri çekilsin.
* Kampüslerimizi abluka altına alan polis okulu terk etsin.
* Bir darbe kurumu olan Yüksek Öğretim Kurumu kapatılsın.
* LGBTİ+ öğrenciler ve tüm LGBTİ+’ların temel insan hakları ve anayasal hakları tanınsın.
* Akademik özerkliği ve insanlık onurunu savunan, başta Feyzi Erçin olmak üzere tüm eğitimcilerin yaşadıkları hukuksuzluklar son bulsun, sözleşmeleri yenilensin.”







