Cumartesi Anneleri: Kaybetme iklimini yaratanları yargılayın
- 13:37 17 Temmuz 2021
- Güncel
İSTANBUL - Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sordukları için haklarında dava açılan Cumartesi Anneleri, “Bizi değil, sevdiklerimizi kaybeden ve bu iklimi yaratanları yargılayın” dedi.
Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" sloganıyla her hafta düzenledikleri eylemlerinin 851’incisini koronavirüs (Covid-19) salgını gerekçesiyle online olarak gerçekleştirdi. Eylemde bu haftanın açıklamasında, 700’üncü hafta eyleminde Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldikleri sırada gözaltına alınan ve haklarında dava açılmasına dikkat çekildi.
'Kaybetme iklimini yaratanları yargılayın'
Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, 700'üncü haftada, gözaltına alınanlar hakkında açılanan davanın duruşmasını hatırlatarak, bu haftaki açıklamayı dava hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye ayırdıklarını kaydetti. Evrensel hukukun gereğinin yapılmasını isteyen Maside, “Bizi değil, sevdiklerimizi gözaltında kaybedenleri ve kaybetme iklimi yaratanları yargılayın” dedi.
'Güvenimizi zedelemiştir'
Dava avukatlarından Metin İriz, annelerin ve oturma eylemini destekleyenlerin yargılandığı dava sırasında yaşananları anlattı. Mahkemede hakiminin
yargılama esnasındaki tavırları dolayısıyla tarafsız yargılama konusunda kuşku doğduğunu dile getiren Metin, “Mahkeme hakiminin yargılama esnasında yargılananlara sorduğu sorular, yargılananların taleplerine yönelik gösterdiği tepkilerde usullere aykırı bir şekilde savcının görüşünü almadan reddetmesi gibi bir dizi tutum ve davranışları nedeniyle tarafsızlığını yitirdiği kuşkusu yarattı. Böyle bir kanaat oluştu. Mahkemenin başından beri gösterdiği tutumlar nedeniyle güvenimizi zedelemiştir” sözlerini kullandı.
'Yargılamayı takip edeceğiz'
Zorla kaybettirmelere yönelik verilen mücadelenin onurlu bir mücadele olduğunu ve yanında olduklarını ifade eden dava avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, adalet mücadelesi çerçevesinde yapılan etkinliğin yasaklanmış olmasını kabul etmediklerini ve kınadıklarını söyledi. Açılan davanın hukuk düzeni içerisinde ele alındığında bir utanç davası olduğunu dile getiren Nahit, baro olarak yargılamayı takip edeceklerini belirterek, “Adalet arayışında olan insanların duruşma salonlarında sanık olarak çağrılmış olması kabul etmemiz mümkün değil. Bu adalet mücadelemizin bir gün muhakkak karşılık bulacağına dair olan inancımla sizlerle birlikte olduğumuzu, sizlerle bu mücadeleyi yürüteceğimizi herkes tarafından bilinmesini isterim” sözlerini kullandı.
'Kötü muamele ve işkenceye maruz kaldık'
Basın metnini ise gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu. Eylemlerini sürdürdükleri zaman boyunca devletin ağır baskısı, engel ve şiddetiyle karşı karşıya kaldıklarına işaret eden Besna, “Yalnız biz değil, yeri geldi ellerimizdeki karanfillerimiz bile suç unsuru sayılarak gözaltına alındı. Ancak 18 Kasım 2020 tarihine kadar hakkımızda bir dava açılmadı.700'üncü haftamızda ‘Beni Bul Anne’ diyerek her zamanki rutinimizde yaptığımız Galatasaray’daki buluşmamız İçişleri Bakanı’nın talimatı ve Beyoğlu Kaymakamlığı’nın kararı ile engellendi. Belgelenmiş kötü muamele ve işkenceye maruz kaldık. O günden sonra kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray bize yasaklandı. Yetmedi 700'üncü haftamızda ‘Beni Bul Anne’ demek 2 buçuk yıl sonra suç sayılarak hakkımızda dava açıldı” şeklinde konuştu.
'Galatasaray'dan vazgeçmeyeceğiz'
Duruşma boyunca hakimin yarattığı yargılama ortamının tarafsız ve objektif tutum içinde olamayacağının, peşinen kendilerini suçlu saydığı kaydeden Besna, “Bu nedenle avukatlarımız yargılamanın tarafsız yürütülebilmesi için gerekli başvuruları gerçekleştirdi.Mahkemede de söyledik söylemeye devam edeceğiz: Kaç yıl geçerse geçsin; kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 152 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz" dedi.







