Yurttaşlardan ırkçılığa tepki: Siyasetçiler körüklüyor

  • 09:01 28 Temmuz 2021
  • Güncel
Sevim Sütçü-Öznur Değer 
 
ANKARA - Artan ırkçı saldırılara ilişkin konuşan yurttaşlar, iktidar ve yandaşlarının söylemlerinin ırkçılığı körüklediğini söyledi. Yurttaşlar, ırkçılığın son bulması için yeni bir çözüm sürecinin başlaması gerektiğini belirtti.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik 17 Haziran’da faşist Onur Gencer tarafından gerçekleştirilen saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle ülkede ırkçı saldırılar yeniden gündeme geldi. Deniz’in katledilmesini meşrulaştıran iktidar ve yandaşlarının söylemleri ile cezasızlık politikaları yeni ırkçı saldırılara zemin hazırlarken, Konya’da 21 Temmuz’da ırkçı saldırıya maruz kalan Hakim Dal katledildi. Yine Konya’da Kürt bir aileye yönelik ırkçı saldırı gerçekleşirken, Afyon’da mevsimlik Kürt işçilere de faşist saldırı düzenlendi. Son dönemde özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde yaşanan ırkçı saldırıların örneklerinden biri ise 20 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşti.
 
Artan ırkçı saldırılara ilişkin Ankara’da yaşayan yurttaşlara mikrofon uzattık. “Irkçılık” kelimesini ve özelde “Kürtlere yönelik gerçekleşen ırkçı saldırı” soruları karşısında yurttaşların bir kısmı çekimser yaklaşarak konu hakkında konuşmak istemezken, mikrofonumuza konuşan yurttaşların çoğu ise ırkçılığı iktidar politikaları ve söylemlerine bağladı. Irkçılığın son bulması için politikaların değişmesi gerektiğini kaydeden yurttaşlar, yeni bir çözüm sürecinin başlaması gerektiğine işaret etti.
 
‘Siyasetçiler körüklüyor, milletimiz gaza geliyor’
 
Türkiye’nin durumunun iyiye gitmediğini ifade eden Selma Altun, ırkçılığın her yerde olduğunu belirtti. Ülkenin “bozulduğunu” kaydeden Selma, “Bugün Kürtler her yerde var. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı her yerde var. İnsanlar, çocuklar, hayvanlar öldürülüyor. Herkes şiddete çok meyilli. Kavgaya çok meyilli bir millet olduk. Siyasetçiler bunu sadece körüklüyor, milletimiz de sadece gaza geliyor. Bundan 30 sene önce Kürtler ve Türkler bir arada yaşıyorlardı. Şu anda ise ortalığı karıştıran karıştırıyor. Herkes bir arada kardeş gibi geçiniyordu” sözlerine yer verdi.
 
‘Irkçılığın cahillik olduğunu düşünüyorum’
 
“Irkçılığın cahillik olduğunu düşünüyorum” diyen Ayşenur Kılınçarslan, insanların kendilerinden daha üst seviyede gördükleri insanlardan daha kolay etkilendiklerine işaret etti. Örnek alınan insanlara dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Ayşenur, “Doğu, bu bölgelere göre daha farklı bir kültüre sahip. İnsanlar da cahillikten ve kendilerini beğenmişliklerinden dolayı kendilerini daha üstün görüyorlar. Bu yüzden kendi egolarını tatmin etmek için ırkçılık yapıyorlar. İnsanlar her konuda bilinçlenmeli. Bütün politikaların değişmesi gerekiyor, hiçbirinin elle tutulur bir yanı yok. Adaletin olduğu bir ülkede yaşamak isterim” diye konuştu.
 
‘Türk’üm ancak Kürtlerden yanayım’
 
İnsan ayırımı yapmadığını söyleyen Gülsüm Ablak da herkesin eşit olduğunu vurguladı. Gülsüm, “Türk’üm ancak Kürtlerden yanayım. Suriyelileri ülkeye yerleştirdik ama Kürtlerin tabela asma hakkı yok. Bazı yerlerde kısıtlamaları var. Neden Kürtçe yok? Neden olmasın? Kürtler ve Türkler bu topraklar için savaştı ama Kürtlerin bir hakkı yok, başka ülkeden gelenlerin hakları var. Söylemler tetikleyici olabiliyor. Zihnin değişmesi gerekiyor öncelikle. Ben sağ görüşlü bir insandım ama tamamen değiştim. Özgür bir ülkede yaşamak istiyorum, Kürlerin de istediği gibi. Bir Türk olarak Kürtleri her şekilde haklı görüyorum. Çünkü hakları kısıtlanıyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Olanı değiştiremem ama olacağı değiştirebilirim’
 
Gülhanım Karababa ise, ırkçılığı herkesin bildiği ancak kimsenin söyleyemediği şeylere bağladığını ifade etti. Kendi ülkelerinde yabancı konumuna yaklaştıklarının altını çizen Gülsüm, “Baştakiler nasıl istiyorsa o şekilde düzen değiştiriliyor. Bazen konuşamayacağımız şeyler olabiliyor. Maalesef böyle yönlendiriliyoruz. İnsanlar artık haber dahi izlemek istemiyor. Ben asla ayırımcılık yapmam. Alevi, Kürt, İranlı kimse benim için farklı değildir, eşittir. Önemli olan baştakilerin de eşit olarak görüp değiştirmesidir. Yanlı yayınlarla farklı şekilde lanse edilmemeli. Herkesin sesi kestirildi. Ben bir çocuk annesiyim. Kendi çocuğumun kişisel gelişimi adına elimden geleni yapıyorum. Olanı değiştiremem ama olacağı değiştirebilirim. Yaşantım içine dahil ettiğim insanlara elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum. Herkes bu şekilde yapsa bu noktaya gelmeyeceğiz” şeklinde konuştu.  
 
‘Kutuplaşmadan doğan radikal uçlar var’
 
Ezgi Çetinkaya sağ-sol kutuplaşmasına değinerek, “insanların kendinden olmayanı dışlamaya çok meyilli olduklarını” dile getirdi. Ezgi, “Özellikle de bir sürü insan belli bir kesimi dışlıyorsa, normalde dışlamayacak kesim bile o kesime uyarak dışarıda kalmamak adına dışlamaya eğilimli oluyor. Bu yüzden ırkçı saldırılar meydana geliyor” dedi.
 
‘Yeniden bir çözüm süreci başlatılabilir’
 
Irkçılığı “üsttekilere” bağladığını vurgulayan Rahşan Sezgin, onlar ne kadar ayrıştırma yapıyorsa insanların da onlara göre devam ettiğini kaydetti. Rahşan, şunları söyledi: “Baştakini sevmem ama diğer partiler de aynı şeyi yapıyor. Onların kendini düzeltmesi gerekiyor ki halk da onlara göre birleştirici olsun. Bütün Kürtler PKK’li olarak gösteriliyor. Bu yanlış bir düşünce. Ben Urfalıyım. Urfa’da 40 sene önce komşularımız Kürt’tü, Arap’tı ama hiç öyle bir şey yoktu. Şimdi ise her Kürt’ü PKK’li, her Türk’ü milliyetçi sanıyorlar. Bu politikalar baştakilerin yanlışı. Çözüm süreci düzgün yapılabilirdi. İnsanlar birbirleriyle kaynaşabilirdi ama onu da siyasete alet ettiler. Oy almak için o süreci başlattılar. Baştakilerin en başta toplumu düşünmesi gerekiyor. A veya B partisi olabilir ama ayrıştırmamak gerek. İnsanlar eskiden hangi partiye oy verdiğini, dinini, inancını söylemezdi bile. Herkes her şeyde özgürdü. Ama şimdi ‘Ben bu partiliyim’ deyip kendini üstün zannediyorlar. Bir şeyler alet edilmeden yeniden bir çözüm süreci başlatılabilir. ‘Terörist’ denilen insanlar çocuklar. Her şeyden önce sistemi değiştirmek gerekiyor. Oy toplamaya alet etmeden yapılırsa yeni bir süreç olur. Herkes düzgün bir ülkede yaşamak istiyor. İnsanlar o kadar tahammülsüzleşmiş ki her şeyden birbirine saldırıyor. Herkesin özgür bir hayatı olması gerekiyor.”