Polisin işkence ettiği Berfin: Kolumuzu da kırsalar 33’lerin resmini taşıyacağız!
- 09:02 28 Temmuz 2021
- Güncel
Sena Dolar
İSTANBUL - Suruç Katliamı’nın 6’ncı yılı anma etkinliklerinde işkence ile gözaltına alınarak kolu kırılan LÖB üyesi Berfin Polat, saldırıların adalet taleplerine yönelik olduğunu kaydederek, “Bizim kolumuz da kırılsa 33’lerin resimlerini taşımaya, düşlerini sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Urfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te DAİŞ saldırısında 33 düş yolcusunun katledilmesinin 6’ıncı yıldönümü dolayısıyla İstanbul Kadıköy’de düzenlenen anma etkinliğine polis saldırdı. Kadıköy Halitağa Caddesi’nde Suruç Aileleri İnisiyatif’inin yaptığı açıklama sonrasında Süreyya Operası önüne yürümek isteyen gençlik örgütlerine yönelik saldırıda polis, plastik mermi ve biber gazı kullandı. Aralarında basın emekçilerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığı saldırıda, 60 kişi işkence ile gözaltına alındı. İşkence, gözaltında da devam etti.
Gözaltına alınanlardan Liseli Öğrenci Birliği (LÖB) üyesi Berfin Polat’ın kolu kırılmasına rağmen götürüldüğü Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nde tedavi edilmedi, darp raporu verilmedi. Berfin’in gözaltı sürecinde kırık olan koluna ise ters kelepçe takıldı. Yaşadıklarına dair ajansımıza konuşan Berfin, Suruç anmasına yapılan saldırıların adalet talebine yönelik olduğuna dikkat çekti.
’20 Temmuz bizim için hesaplaşma günü’
Suruç’ta düş yolcularının düşlerinin katledilmek istendiğine işaret eden Berfin, Suruç anmasında olmanın önemini şu sözleriyle özetledi: “Arkadaşlarımız yıkılmış bir kenti inşa etmeye gitmişlerdi. Rojava’ya, devrime dokunmaya ve yeni yaşamı inşa etmeye gitmişlerdi. Ezgi’nin dediği gibi Rojava Devrimi gibi bir gerçeklik varken biz bunu göz ardı edemeyiz. Onların Suruç'ta düşleri katledilmek istendi. Bizler de 6 yıldır bu sokaklarda düş yolcularının aileleri, yoldaşları olarak adalet mücadelemizi büyütüyoruz. Biz adaleti bizi katledenlerden beklemiyoruz. Her 20 Temmuz'u hesaplaşma günü olarak görüyoruz. Bu hesaplaşma gününde önümüze yıkılan barikatlar 2015'te yaralılarımızı hastaneye götürmek isteyen yoldaşlarımız ve ambulansların önüne yığılmıştı. Biz de bu bilinçle barikatlara yükleniyoruz.”
İki kere ters kelepçe
Suruç Aileleri’nin eyleminin bitmesinden sonra gençlik örgütlerinin yürüyüşe hazırlandığı sırada polisin saldırdığını aktaran Berfin, gözaltına alınırken tişörtünün ve çantasının alınmaya çalışıldığını söyledi. Berfin, gözaltı aracına götürülene kadar yerde sürüklendiğini ve aynı zamanda üzerine plastik mermi sıkıldığını vurguladı. Plastik ve demir olmak üzere iki kere ters kelepçe yapıldığını dile getiren Berfin, amir olduğunu düşündüğü bir polisin “İndirin bunu araçtan” demesinin ardından araçtan indirilerek çevikler tarafından işkenceye maruz kaldığını aktardı.
‘Kimsenin olmadığı yere götürüp işkence ettiler’
Araç içerisinde de saldırıların devam ettiğini vurgulayan Berfin, “Aracın içine geri götürürlerken merdiven ve koridorun olduğu kısma yatırdılar. Ters kelepçe yaptılar, kolumun da orada kırıldığını düşünüyorum. Çünkü çok yoğun bir saldırı vardı. Bana ters kelepçe yaptıktan sonra amirleri sıkça 'vurun vurun' diyordu. Otururken, gözaltına alınırken hep tekmeleniyorduk. Hastaneye ters kelepçe ile götürdüler ve hastane içerisinde saldırdılar, işkence gördük. Çevredeki halk tepki gösterince bu sefer onlara bağırıp onlara saldırmaya çalıştılar. Sonrasında bizi kimsenin olmadığı köşelere çekip orada işkence uygulamaya çalıştılar. İlk muayeneye girdiğimizde hiç bakmadılar bile. Yaralarımızı göstermek istediğimizde bakmadılar ve yazmadılar. Hiçbir şekilde rapor etme durumu olmadı” ifadelerine dikkat çekti.
‘Eşyalarımı zorla almaya çalıştılar’
Gözaltına alınan diğer isimlerle birlikte Vatan’daki emniyete götürülen Berfin, 18 yaş altında olduğu için çocuk şubeye götürülmesi gerektiği, ancak götürülmediği bilgisini paylaşarak, “Vatanda aracın içinde bekletildik. Avukatlarımızın yanımıza gelmesine izin verilmedi aracın önünde avukatlarla polisler tartıştılar. Sonrasında içinde olduğumuz araçları otoparka çektiler. Tamamen gözlerden uzak bir şekilde aracın içinde de saldırmaya devam ettiler. Kafamızı camlara vuruyorlardı, kelepçelerimizi sürekli olarak daha da çok sıkıyorlardı. Vatan'da da ağır saldırı devam etti. Otoparktan sonra Vatan'ın içinde bir odada bekletildim. Benimle birlikte 5 kişi vardı. Odada tutanak tutulmadan eşyalarımı almaya çalıştılar. Ben de tutanak tutulmadan eşyalarımı vermeyeceğimi, benim işlemlerimin çocuk şubede yapıldığını söyledim. Polis, 'Ben zorla alırım, sen bana karşı gelemezsin' gibi cümleler söyledi ve saldırmaya çalıştı” şeklinde konuştu.
‘Polis saldırısı diye hastane rapor vermedi’
Gözaltı sürecinden sonra hastaneye gittiğini fakat “polis saldırısı” olduğu gerekçesiyle hastanelerin rapor vermediğini belirten Berfin, “Ben sadece kendimi muayene ettirip ne gibi sorunlarım olduğunu öğrenmeye çalıştım. Kaburgalarıma ve göğüs kafesime çok ağır darbeler aldığım için ağrılarımın yoğun şekilde devam edeceğini söylediler. Sağ kolumun kırık olduğunu ve sağ ayağımın plastik mermiden kaynaklı üzerine basarken zorlanacağımı söylediler” dedi.
‘Kolumuz da kırılsa 33’lerin resmini taşıyacağız’
“Devlet, katledemediklerinin omzunda 33'lerin düşlerini taşıdıklarını biliyor” diyen Berfin, 33 düş yolcusunun düşlerini kuşandıklarının ve her yıl onları anmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Berfin, saldırıların adalet mücadelelerine yönelik olduğunu kaydederek, “Bu saldırılarla birlikte bizim geri duracağımızı, vazgeçeceğimizi düşünüyorlar ama bizim kolumuz da ayağımız da kırılsa biz bu mücadeleye devam edeceğiz. Bu kırıkların hiçbir önemi yok. Geçerler, geçmezlerse de sorun yok. Biz yine adalet mücadelemizi sürdürmeye, sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Her barikat başında 33'lerin resimlerini taşımaya, ideallerini sürdürmeye devam edeceğiz” mesajını verdi.
Berfin son olarak, 23 Eylül’de görülecek olan Suruç davasına herkesin destek vermesi çağrısında bulundu.







