İç Anadolu Bölgesi Cezaevi Raporu: 17 kişi yaşamını yitirdi
- 13:24 28 Temmuz 2021
- Güncel
ANKARA - 3 Aylık İç Anadolu Bölge Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nda, cezaevlerinde 3 ayda 17 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilirken, tutsakların çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, “3 Aylık İç Anadolu Bölge Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu”nu açıklamak üzere şube binasında basın toplantısı düzenledi. Raporu komisyon adına Nuray Çevirmen okudu.
Raporda, 42 başvurunun kayda geçirildiği ifade edilerek, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen tecridin son bulması talebiyle cezaevlerinde süresiz-dönüşümlü açlık grevlerinin devam edildiği hatırlatıldı. Raporda, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Ceza İnfaz Kurumları İstatistiklerine göre; ceza infaz kurumlarında toplam 287 bin 94 tutuklu ve hükümlünün bulunduğu belirtilirken, İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan 12 cezaevinde gerçekleşen hak ihlallerinin raporlandığı ifade edildi.
Cezaevlerinde 17 kişi yaşamını yitirdi
Raporda, basına yansıyan haberlerden elde edilen veriler doğrultusunda Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında çeşitli cezaevlerinde 17 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Raporda, “Mahpusların bir arada ve kalabalık koğuşlarda yaşadıkları göz önünde bulundurulduğunda hapishanelerde hijyenik ortamın sağlanmasının, kişisel koruyucu tedbir uygulamalarının neredeyse imkansız olduğu söylenebilir. Bu durum bütün dünyayı etkileyen Covid-19 salgınının hapishanelerde çok hızlı yayılabildiğini ortaya koymaktadır. Özellikle hapishanelerdeki yoğunluk ve hareketlilik göz önüne alındığında durumun daha da vahim olduğu görülmektedir” ifadelerine yer verildi.
Bin 605 hasta tutsak var
Raporda, İHD’nin verilerine göre, cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere en az bin 605 hasta tutsak bulunduğu kaydedildi. Raporda, İç Anadolu bölge cezaevlerinde ise 41’i kadın olmak üzere en az 264 hasta tutsağın bulunduğu, bunlardan 85’inin ağır hasta tutsak olduğu kaydedildi.
Raporda, tutsakların avukatlar aracılığıyla aktardıkları sağlık problemleri şöyle sıralandı:
“* Tek kişilik, sağlıksız nakil araçları ile sevkler yapılmakta; bu durum özellikle kalp, astım, epilepsi hastalarının sağlıklarını kötü etkilemektedir.
* Mahpuslar kelepçeli muayene edilmekte, kelepçeli halde hastane sevkleri yapılmaktadır.
* Korona riskine rağmen mahpuslara yeterli miktarda hijyen malzemeleri ve maske verilmemekte, tedbirlere uyulmamaktadır.
* Kayseri Kadın Ceza İnfaz Kurumundan mahpuslar, hastaneden getirildikten sonra 14 gün karantina koğuşunda kaldıklarını, 7 mahpusun karantina koğuşunda COVID-19 testi olduğunu, 2 mahpusun testinin pozitif çıktığını, diğer 5 mahpusunda 14 gün daha karantina koğuşunda kalmak zorunda kaldığını ancak 8 mahpusa tekrar test yapılmadığını aktarmışlardır.
* Kayseri Kadın Ceza İnfaz Kurumundan mahpuslar, açlık grevlerinin devam ettiğini ancak açlık grevinde olan mahpuslara iaşe verilmediğini, sadece 6 küçük su, 3 adet ince dilim limon, 1 kaşık tuz ve şeker verildiğini aktarmışlardır.
* Hasta mahpuslar revire geç çıkarılmakta, hastane sevkleri ya geç yapılmakta ya da hiç yapılmamaktadır. Ayrıca rutin yapılması gereken test ve kontrollerde aksamaktadır. Afyon 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda, revire çıkmak isteyen hastaların, mazgaldan bakan memurun onay vermesiyle revire çıkabildiği aktarılmıştır.
* Adli Tıp Kurumu politik tutum izleyerek ‘Hapishanede Kalamaz’ raporu vermemekte, tam teşekküllü hastane ve üniversite hastanelerinin ‘Hapishanede Kalamaz’ raporları kabul edilmemekte ve ağır hasta mahpusların infazları ertelenmemektedir.
* Diyet yemeği ihtiyacı olan mahpusların diyet yemeği talepleri karşılanmamaktadır.
* Kendi öz bakımını yapamayacak düzeyde psikolojik rahatsızlıkları (şizofreni vb.) olan mahpuslar tahliye edilmemektedir. Afyon’da bir mahpus ağırlaşan durumuna rağmen sürekli hakkında dava açılmakta ve disiplin cezaları verilmektedir.
* Epilepsi hastaları sağlık durumlarına rağmen tek kişilik hücrelerde tutulmaktadırlar.
* Mahpusların diş tedavileri yapılmamaktadır.
* Bel fıtığı ve kireçlenme sorunu olan bir mahpusun ortopedik yatak ihtiyacı ve boyunluk ihtiyacı karşılanmamaktadır.
* Astım hastalarının sigara içilmeyen odalara geçme talepleri kabul edilmemektedir.
* Hasta mahpusların sürekli kullanmış oldukları ilaçlar yerine muadil ilaçlar verilmekte, bu ilaçlar da yan etkilere neden olmaktadır.
* Karantina koğuşları yeterli olmamakta, bir hapishanede mahpuslar çok kalabalık koğuşlarda tutulmakta ve burada olanlara dışarıdan gelenler tarafından Covid bulaşmaktadır. Bir başka hapishanede ise karantina odası iki kişilik olarak işlem yapılmakta, diğer hastalar uzun zaman sıra beklemek durumunda kalmaktadırlar.”
Raporda disiplin cezaları ve infazla ilgili tespit edilen sorunlar ise şu şekilde sıralandı:
“* Şartlı tahliye koşulları sağlanmasına rağmen keyfi gerekçelerle tahliyeler uzatılmakta ve gözlem kurulu kararıyla bu uygulama gerçekleşmektedir. Hapishanelerde bu durumda olan pek çok mahpus bulunmaktadır.
* Koğuş değişikliği talepleri reddedilmektedir.
* Ağır psikolojik rahatsızlıkları olan Sait Toraman’ın, jandarmalara ve gardiyanlara verdiği tepkiler ve hakaretlerden dolayı sürekli hücre cezası aldığını, düşünme kabiliyeti olmadığı halde savcılık ve mahkeme karşısında verdiği ifadelerden dolayı hakkında Cumhurbaşkanına hakaret, Kamu Görevlilerine hakaret iddiası ile soruşturma ve kovuşturmalar olduğunu, bazı dosyalarında ceza aldığını, şu an hapishanede tutulduğu cezanın 3 katı kadar hakaret suçundan dolayı ceza aldığını aktarılmıştır.
* Açlık grevindeki mahpuslara tutanak tutularak etkinlik cezası verilmektedir.
* Hapishanede tek etkinliğin aynı koğuştaki mahkumlarla 15 günde sadece 1 saat spor salonuna çıkma etkinliği olduğunu bununda keyfi disiplin cezalarıyla yasaklandığı aktarılmıştır.
* Sincan’da bir kadın mahpus infaz hakiminin kararına rağmen şartlı tahliyesine izin verilmediğini ve hala hapishanede tutulduğu aktarılmıştır.”
Raporda baskılar, iletişim yasakları şöyle sıralandı:
“* Sosyal faaliyetler (spor, sohbet, kurs) tamamen durdurulmuştur.
* Yeni Yaşam, Evrensel, Birgün gazeteleri mahpuslara verilmemekte, gerekçe olarak da Basın İlan Kurumu’ndan resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin hapishanelere alınmadığı aktarılmıştır.
* Ailelerinden uzak hapishanelerde bulunan mahpusların sevk talepleri kabul edilmemektedir.
* Hapishanede mahpusların ellerindeki kitaplar değiştirilmemekte, dış kantinde satılan kitaplar verilmemekte.
* Mahpuslara gönderilen Kütçe kitapların verilmiyor, bu konuyla ilgili idareye dilekçe ile başvurulduğunda ‘Kürtçe kitapları kontrol edecek memurun bulunmadığı, çevirmen ücretini kendisinin karşılaması durumunda çevirmene gönderileceğini, uygun bulunması durumunda kitapların kendilerine verileceği’ söylenmiştir.
* İdareye ve savcılığa yazılan dilekçelere işlem numarası verilmiyor; iadeli taahhütlü mektuplarda da iade koçanları verilmiyor bu nedenle yazılan mektup ve dilekçelerin akıbetinin bilinmemekte.
* Bir mahpusun 5 Nisan tarihinde HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubuna el konulduğu aktarılmıştır.
* Afyon Ceza İnfaz Kurumunda idarenin İnfaz Hakimliği’nin kararlarına uyulmadığı, mahpuslardan M. S.K.’in idare tarafından iç çamaşırı verilmemesi hususundaki kararının İnfaz Hakimliği tarafından bozulan ve İnfaz Hakimliği’nin “İç Çamaşırı Verilsin” kararına uyulmuyor.
* Bolu’da bir mahpus 2,5 yıldır telefon ve diğer görüşlerini öğleden sonra yapabilmek için pek çok dilekçe verdiğini ama bu mağduriyetinin dikkate alınmadığını aktarmıştır.
* Havalandırma kapılarının geç açılıp erken kapatılmaktadır.
* Mahpuslara gelen mektuplar ve kolilerin geç verildiği; gönderdiklerinin de postaya geç verildiği aktarılmıştır. Bir mahpus, 11 Aralık 2020 tarihinde Şanlıurfa E Tipi Kapalı Hapishane’nde tutuklu bulunan yeğenine faks yolladığını ve 100 gün sonra faksın kendisine geri geldiğini aktarmıştır.
* 2016-2017 yıllarında mahpuslardan alınan radyoları hala verilmemiştir.
* İdarece belirlenen kanallar dışında hiçbir TV kanalının televizyonda verilmediği, TRT 6’nın bile yasaklandığı aktarılmıştır.
* Bir kadın mahpus 1,5 ay önce televizyon almak için bin 600 TL verdiğini ancak 3 dilekçe vermesine rağmen televizyonun getirilmediğini aktarmıştır.
* 21 Nisan 2021 tarihinde Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan Konya Ereğli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilen bir mahpusun Isparta Ceza İnfaz Kurumunun kurum kantininde almış olduğu televizyonuna el konularak Isparta Ceza İnfaz Kurumuna geri gönderildiği aktarılmıştır.
* Kantine satılan ürünler hem çeşit olarak az hem de fiyatları yüksektir.
* Yemek porsiyonlarının çok küçük olduğu, birkaç kişiye yetecek kadar yiyecek getirildiği ancak 10 kişilik koğuşa yiyecekleri dağıtın denildiği, yiyeceğin mahkumlara yetmediği, daha önce mahkumlara günde 2 ekmek verildiği ancak şuan günde 1 ekmek verildiği, mahkumların 3 öğün boyunca sadece 1 ekmekle yetinmek zorunda bırakıldıklarını aktarılmıştır.
* Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumun da pandemi bahanesiyle fotoğraf çektirmenin yasak olduğu aktarılmıştır.
* Gerek savcı gerekse Hapishane idaresiyle görüşmek istediklerinde sadece infaz koruma memurlarıyla muhatap olarak görüşebildiklerini, gardiyanların ve müdürlerin stresli hallerini sürekli mahkumlara yansıttıkları aktarılmıştır.
* Mahpusların oda değişim talepleri karşılanmamaktadır.
* Kurum odalarında kapasitesinden fazla mahpus bulunmakta; odanın 10 kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen 17 kişi kaldıklarını, 3 kişinin yan yana yatmak zorunda kaldığı mahpuslar tarafından aktarılmıştır.
* Telefon görüş hakkında, 3 kere çaldıktan sonra ailelerin telefonu açmaması durumunda telefonla görüş hakkının kullandırılmış sayıldığı aktarılmıştır.
* Kapalı görüşlerde sadece 1 kişi ve 35 dakikalık bir süre ile sınırlandırılmıştır.
*Bir mahpus, arkadaş görüş hakkının kullanılması için isim yazdırıldığını ancak 3 görüşçü hakkının hiçbirinin kabul edilmediğini daha sonra bütün mahpusların infaz hakimliğini itirazda bulunduğunu bir kısım isimlerin kabul edildiğini, ismi yazdırılan birçok insanın ise itiraz sonucunun henüz öğrenilemediğini, kendisinin 8 aydır 3 görüşçü hakkının kabulünü beklediğini, bir arkadaşını kendisinin görüşçüsü olması için yazdırdığını sonrasında idarenin bu görüşçüyü kabul etmediğini ‘Örgüt içi haberleşme yapabilir’ şeklinde bir cevap vererek gerekçesinde ‘hakkında soruşturma olduğu’ şeklinde bir not düşüldüğünü ancak söz konusu soruşturmanın ne hakkında olduğunu belirtmediklerini aktarmıştır.”
Raporda öneriler ise şu şekilde sıralandı:
“* Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
* AİHS’in 14. maddesinde düzenlenen ‘Ayrımcılık Yasağı’ ilkesine göre ‘Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.’
* Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın hapishanelere nakil talepleri kabul edilmelidir.
* Hapishanelerde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusları ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir. Gerekli önlemi almayan ve etkisi olan kişiler varsa etkin soruşturmalar yapılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.
* Hapishanelerdeki sağlık personeli sayısı arttırılmalıdır. Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Ağır hastaların ring araçları ile değil ambulansla hastanelere sevki sağlanmalıdır. Tek kişilik ring aracı tamamen kaldırılmalıdır.
* Hasta mahpusların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman hekimler tarafından yapılması sağlanmalıdır.
* Kelepçeli muayene ve tedavi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.
* Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır.”
Raporda, yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığı, ilgili tüm kurum ve kuruluşlar göreve davet edildi.







