‘Türkiye faşist bir devlete dönüşmüştür’
- 15:12 31 Temmuz 2021
- Güncel
URFA - Konya’da Kürt ailenin katledilmesine karşı basın açıklaması gerçekleştiren Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, “Türkiye, mafya düzeninin hüküm sürdüğü faşist bir devlete dönüşmüştür” dedi.
Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, Konya'nın Meram ilçesinde Kürt aileye dönük ırkçı saldırıda 7 kişinin katledilmesine ilişkin Urfa merkezde bulunan Ahmet Bahçıvan iş merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Konya’da katliam var” ve “Ortak yaşam için ırkçılığa geçit yok” dövizlerinin taşındığı açıklamaya Hakların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Urfa Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, HDP Urfa İl yöneticileri ile çok sayıda kişi katıldı.
Kitle adına açıklama metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Urfa Şube Yöneticisi Müslüm Saraçoğlu okudu.
‘Sistematik cezasızlığın en somut örneği’
Konya'da yaşanan ırkçı saldırıya uğrayan ailenin, daha önce 12 Mayıs’ta da saldırıya uğradığını ve şikayetçi olduklarını hatırlatan Müslüm, katledilen ailenin, kendilerine yönelik ırkçı saldırıların, tehditlerin devam ettiğini belirtmelerine rağmen yetkililerin önlem almadıklarının altını çizdi. Müslüm, “Tahliyeler faillere ve azmettiricilere AKP ve MHP güdümündeki yargının ve egemen sisteminin Kürt’ün malını, canını hiçe saydığının somut delili olmuştur. Özellikle tahliye sonrasında gerçekleşen ikinci ırkçı saldırıda da Kürt’e uygulanan ve süregelen sistematik cezasızlık örneğinin en somut halini ortaya koymaktadır” dedi.
‘Ötekileştirici söylemler katliamı meşrulaştırmıştır’
Müslüm, Türkiye'de Kürtlere yönelik yapılan saldırılarda ve katliamlarda etkin bir soruşturmanın yapılmadığını, faillerinin bulunmadığını ve yargılanmanın zamanaşımına uğratılmasının söz konusu olduğunu ifade ederek, şunları dile getirdi: “Katliamların ve ırkçı saldırıların faillerini, azmettiricilerini sosyal ve demokratik bir hukuk devletinde olması gerektiği gibi yargılamadığı, cezalandırılmadığı gibi AKP-MHP faşist bloğunun ötekileştirici söylemleri ile meşrulaştırılmakta ve desteklenmektedir. AKP-MHP bloğu iktidarlarının yaşadığı kaosu Kürtlere, gayrimüslimlere, göçmenlere ve muhaliflere yönelterek bu saldırıların sistematik bir şekilde gerçekleşmesinin en büyük destekçileridir.”
‘Faşist bir devlete dönüşmüştür’
Açıklamada, Konya İl Emniyet Müdürü Engin Dinç’in Hrant Dink’e saldırıdan haberdar olması ve 10 Ekim Katliamı istihbaratını bekletmesini hatırlatan Müslüm, “Bu kişinin Meram’da Kürt ailenin katledilmesinden kısa süre önce getirilmiş olması tesadüf mü” diye sordu. Müslüm, “Türkiye, mafya düzeninin hüküm sürdüğü faşist bir devlete dönüşmüştür. Türkiye’deki genel ve ayrımcı adli pasifliğin, kasıtlı olmasa dahi, esas olarak ‘savunmasız bireyleri etkilediği, yaygın ırkçı nefret söylemleri ile şiddet eylemlerinden anlaşılmaktadır. Süregelen bir şekilde, Kürt kimliğine yönelik nefret söylemi ve yaygınlaşan şiddet eylemlerinin münferit ve adli olaylar olarak görülmemesi gerekir. Şiddet dili ve ayrımcı politikalar, Kürt kimliğine yönelik saldırılar, kolluk güçlerinin güvenlik önlemlerinde yetersiz kalması, etkin yargısal faaliyette bulunulmaması nedeniyle, aynı aileden 7 kişi katledilmiştir. Bu saldırılar ile Kürtlere reva görülen Kürt’e saldırmanın katletmenin meşru olduğu gösterilmektedir” ifadelerinde bulundu.
‘Davanın takipçisi olacağız’
Müslüm konuşmasının devamında şunları söyledi: “Ne Deniz Poyraz’ı katleden kişi ‘akıl sağlığı yerinde olmayan biri’ idi, ne mevsimlik Kürt işçilere saldırılar münferit ne de Konya’da bir evden 7 kişinin katledilmesi ‘cinnet, sapkın’ olarak açıklanabilir. Bunda ısrar edenler ırkçı, faşist saldırıları örtmekte, yapılan ve yapılacak olan katliamları da meşrulaştırmaktadır. Kürt halkı asla yalnız değildir. Kürt halkı bu saldırılar karşısında susacak, boyun eğecek, korkacak değildir. Kürtler yaşam hakkını ve eşit yaşam imkanlarını koruyacak büyütecek güce sahiptirler. Öncelikle katledilen aile fertlerine ilişkin Kürt halkına baş sağlığı dileklerimizi iletiyor, bu saldırılara zemin hazırlayan, toplumsal barışı zedeleyen ve çatışmayı körükleyen uygulamaları ve politikaları reddediyoruz! Irkçı saiklerle nefret suçu kapsamında işlenen suçların, kastı ve ihmali bulunan faillerin tespitiyle birlikte, etkin bir yargısal faaliyet yürütülerek cezalandırılmaları gerektiğini, davanın takipçisi olacağız”







