MENA Kadın Konferansı: Önemli olan bundan sonraki örgütlenmedir
- 09:40 2 Ağustos 2021
- Güncel
Gülşen Koçuk
HABER MERKEZİ - Ortadoğu ve Kuzey Afrika 2. Kadın Konferansı’nı değerlendiren REPAK temsilcisi Meral Çiçek, esas sürecin konferanstan sonra başladığına işaret ederek, “Mühim olan bundan sonraki süreçte bölgenin gerçeği doğrultusunda işlevli bir iletişim, karar, örgütleme, koordinasyon, eylem ve eğitim formunu geliştirmek ve büyütmektir. Bu yönde ilk önemli adım konferansla atılmış oldu” dedi.
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 30-31 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen 2’nci Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) Kadın Konferansı, “Kadın Birliğiyle Demokratik Devrimi Gerçekleştireceğiz” şiarıyla 18 ülkeden yaklaşık 100 kadının katılımıyla gerçekleştirildi. Bölgede süren krizler ile kadınların yaşadıkları sorunların birlikte ele alındığı konferansta önemli kararlaşmalara gidildi. Kadınlar, konferansın sonucunda mücadelelerini ortaklaştıracakları bir kadın ittifakının kuruluşunu da deklare etti.
Konferans delegasyonundan Kürt Kadın Dış İlişkiler Örgütü (REPAK) temsilcisi Meral Çiçek, konferansa dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Yaşanan sorunlar, kadınların bir araya gelmesini zorunlu kılıyordu’
Kürt Kadın Dış İlişkiler Örgütü (REPAK) temsilcisi Meral Çiçek, konferansın zor koşullar altında gerçekleştirildiğine değindi. Covid-19 salgını yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın neredeyse tümünde ciddi siyasal, ekonomik, güvenlik gibi krizlerin, çatışmaların yaşandığı bir süreçte konferansın yapıldığını söyleyen Meral, “Ancak bu sorunların bölge düzeyindeki bir kadın buluşmasını engelleyen faktörler olarak değil de, tersine kadın örgütlerinin bir araya gelmesini zorunlu kılan noktalar olarak ele alınması önemlidir. Çünkü konferansın şiarında da ifade edildiği gibi mühim olan kadın cephesinde bölgedeki kriz ve kaos durumuna örgütlü bir müdahaleyi geliştirebilmektir. Bunun somut ifadesi bölgenin demokratikleştirilmesi için, Ortadoğu sorununa demokratik bir çözümün geliştirilmesi için bölge düzeyinde kadın öncülüğünü inşa etmektir” dedi.
Üç boyut üzerinden tartışmalar yapıldı
Pandemi nedeniyle delege sayısı sınırlı tutulmuş olsa da önemli bir kadın buluşmasının organize edildiğini ifade eden Meral, kimi ülkelerden ise bürokratik sorunlar nedeniyle kadınların buluşmaya katılamadığını belirtti. Meral, tartışmalar üç boyut üzerinden geliştirildiğini aktararak, “Biri genel olarak bölgenin yaşadığı kriz ve kaos durumuydu. Diğeri kadınların yaşadığı temel sorunlar ve bunun karşısında mücadele deneyimleri, öbürü ise ortak mücadelenin nasılı idi” ifadelerini kullandı.
Kadına yönelik artan şiddete dikkat çekildi
Kadınlar açısından değerlendirilen temel sorunların başında ataerkil zihniyet ve onun ifade biçimlerinin geldiğini kaydeden Meral, bu zihniyetin erkeklerle sınırlı olmayıp kadınlar üzerinde de ciddi etki yarattığı ve bunun aşılması için mücadele yürütülmesi gerektiğinin vurgulandığını dile getirdi. Konferansta toplumları bölen siyasetlere karşı kadınların değiştirici olması gerektiğinin ifade edildiğini söyleyen Meral, “Yine öncelikle bölgedeki savaşların sona erdirilmesi için ciddi bir kadın çalışmasının ihtiyacı dile getirildi. Kadına yönelik şiddette ciddi bir artışın söz konusu olduğu, özellikle de cinsel şiddetin çok yoğun arttığı kaydedildi. Bununla birlikte işgaller, göç ve yerinden edilme, yoksulluk, kadının siyasetten ve karar mekanizmalarından dışlanması temel sorunlar olarak dile getirildi” şeklinde konuştu.
Mücadele deneyimleri paylaşıldı
Meral, konferansta mücadele deneyimlerinin de paylaşıldığını ifade ederken, şunları söyledi: “Bunun başında Rojava Devrimi ve burada sağlanan kadın kazanımları geliyor. Yine Tunus’tan hukuk alanında, Ürdün’de ekonomi alanında ele edilen kazanımlar ve bunları sağlama yol ve yöntemleri paylaşıldı. Sudan’dan kadınlar oradaki devrime renklerini nasıl verdiklerini anlattılar. Yani bölgede yaşanan olumlu gelişmelerin ve direnişlerin nitelik olarak kadın rengini taşıdığı tespiti yapıldı. Ancak mevcut kadın örgütlülük düzeyinin de yeterli olmadığı ortaya konuldu. Bu anlamda konferans boyu mücadeleyi ortaklaştırma ihtiyacı dile getirildi. Bu ihtiyacın ve isteğin hissedilmesi bence önemlidir. Aslında birbirimizi çok da tanımadığımız, birbirimizin mücadelelerini çok da bilmediğimiz ortaya çıktı. Bu aşılması gereken bir zayıflık olarak görüldü. Bütün bunların çözümü olarak da ortak mücadelenin örgütlendirileceği mekanizma görüldü. Fakat bu ortak mücadelenin dayanacağı esaslar, yöntemler, ilkeler, içerik, hedefler, strateji ve yol haritası da yoğunca tartışıldı. Bu konuda çok nicel hem nitel olarak çok önemli görüşler dile getirildi.”
‘Kendisini sorumlu gören bir bileşenleydik’
Tartışmalar doğrultusunda konferansta ortak mücadele çatısı olarak Ortadoğu Kuzey Afrika Demokratik Kadın İttifakı’nın oluşturulduğuna atıfta bulunan Meral, “Bu çok stratejik bir sonuç olarak görülmeli. Çünkü ortak mücadelenin yegane yolu demokratik ittifaklaşmadan geçer. İttifak hem demokrasi mücadelesinin formudur, dolayısıyla bölgedeki kriz ve kaos halini aşacak demokratikleşmeye hizmet eder ve kadın hak ve özgürlük mücadelesini de bununla bağlantılı olarak yürütür hem de kadınlar arası demokratik birliği geliştirmeyi amaçlar. Konferansta hazır bulunan kadınlar, cins olarak yaşadıkları sorunları bölgenin genel sorunlarından kopuk ele almadılar. Dolayısıyla Ortadoğu sorunu ile bölgedeki kadın sorunu arasındaki kopmaz bağın farkındalar. Kadın özgürlük mücadelesinin Ortadoğu demokrasi mücadelesi ile diyalektik bir ilişki içinde olduğuna inanan ve bu anlamda kendini bütün sorunlar karşısında sorumlu gören bir bileşenle birlikteydik. Bu da önemli bir husustur ve bölgemizin gerçeğini de ifade ediyor” sözlerine dikkat çekti.
‘Esas çalışmalar bundan sonra başlayacak’
Her şeyin konferansla bitmediğinin altını çizen Meral, “Esas çalışmalar bundan sonra başlayacaktır. Konferansta ortak mücadele kararı alındı ve bunun için demokratik kadın ittifakını inşa etme süreci başlatıldı. Konferansa katılım sağlanan bütün ülkelerden temsilcilerin yer aldığı bir komite önümüzdeki 6 ay boyu inşa çalışmasını yürütecek. Bu ittifak elbette ki sadece konferans bileşenleri ile sınırlı kalmayacaktır. Konferans katılımcılarının öncülük ettiği daha geniş bir ittifakın oluşturulması amaçlanıyor. Konferansta ifade edilen iddia düzeyine baktığımızda bölgedeki kadınların demokratik birliğini geliştirme konusunda örgütlü ve etkili adımların atılacağı konusunda iyimser olabiliriz. Bunu duygu olarak da hissetmek mümkündü. Dolayısıyla bir bütünen konferans başarılı geçti denilebilir. Mühim olan bundan sonraki süreçte bölgenin gerçeği doğrultusunda işlevli bir iletişim, karar, örgütleme, koordinasyon, eylem ve eğitim formunu geliştirmek ve büyütmektir. Bu yöndeki ilk önemli adım konferansla birlikte atılmış oldu” diye konuştu.
'Kürt kadınlar özgün ve özerk örgütlülüğü ile fark yaratıyor'
“Kürt kadınları da hem konferans hazırlık çalışmalarında önemli rol oynadı hem de dört parçadan konferansa güçlü bir katılım sağladı” diye ekleyen Meral, şunları söyledi: “Ancak bu katılım elbette ki fiziki katılım ile sınırlı değil. Kürt kadın hareketi şu anda bölgedeki en örgütlü taban hareketidir. Yaşamın her alanında sadece bölgeye değil bütün dünyaya ilham ve güç veren mücadele deneyim ve kazanımlara sahip. Hem değerlendirme düzeyi hem özgün ve özerk örgütlülüğü hem de öz savunması ile elbette ki fark yaratıyor. Fakat bununla birlikte Kürt kadın hareketi Ortadoğu’da ikinci kadın devriminin gerçekleştirilmesi perspektifi ile hareket ediyor, yani kendi yereli ile sınırlı kalmıyor ve bu yönüyle Kürt-Ortadoğu diyalektiğini kendi şahsında yaşamsal kılmaya çalışıyor. Hatta buradan hareketle evrensel özgürlük mücadelesindeki yerini belirliyor ve öncülük sorumluluğunu omuzluyor. Kürt kadın hareketi bu konferansta kendi ideolojik, örgütsel, toplumsal, siyasal, öz savunma mücadele deneyimlerini paylaşmak ve böylece bölgedeki bütün kadınlara mal etmek yanı sıra Ortadoğu’daki diğer kadın mücadelelerinden güç alan, mücadeleyi ortaklaştırmaya odaklanan bir pozisyondadır ve konferansa katılımı da bu şekilde oldu.”







