Kürt aileyi katleden failin 2017’den bu yana sürekli araç kiralama kaydı var!

  • 15:10 5 Ağustos 2021
  • Güncel
Öznur Değer
 
KONYA - Meram’da Kürt aileyi katleden Mehmet Altun’un eşi Zehra Altun, emniyet ifadesinde eşinin işsiz olduğunu öne sürerken, savcılık ifadesinde ise çalıştığını söyledi. Failin 2017’den bu yana ise sürekli araç kiraladığı ortaya çıktı.
 
Konya’nın Meram ilçesine bağlı Hasanköy Mahallesi’nde 30 Temmuz’da Karslı Kürt aileden 4’ü kadın 7 kişi Mehmet Altun isimli ırkçı tarafından katledildi. Fail katliamdan 6 gün sonra dün akşam saatlerinde Bozkır ilçesine bağlı Üçpınarlar Mahallesi’nde gözaltına alınırken, yürütülen soruşturma kapsamında fail ile iltisaklı olduğu bilinen ve daha önce de Kürt aileyi darp edenlerin de aralarında bulunduğu 10 kişi “kasten öldürme” suçundan tutuklandı. Katliama ilişkin soruşturma devam ederken, Jinnews olarak gözaltına alınan isimlerin emniyet, savcılık ve mahkeme ifadelerine ulaştık. İfadelerde Dedeoğulları ailesine saldıranların saldırı tarihi olan 12 Mayıs’ın ardından aralarında Whatsapp grubu oluşturduğu ortaya çıktı.
 
Whatsapp grubu
 
Konya’daki soruşturma kapsamında Ali Keleş, Ayşe Keleş, İbrahim Altun, İbrahim Keleş, Ali Çalık, Ramazan Çalık, Veli Keleş, Yahya Çalık, Zehra Altun ve İsmahan Altun tutuklandı. Aile arasında hukuki süreci takip etmek için kurulduğu iddia edilen Whatsapp grubunda Veli Keleş ve eşi Fadimana Keleş, Ayşe Keleş'in oğulları Ali Keleş, İbrahim Keleş ile tutuklu Yahya Çalık, Yahya Çalık’ın oğulları Ramazan Çalık, Ali Çalık ve eşi Şerife Çalık’ın yer aldığı öğrenildi.
 
Kiralık araçta parmak izi bulundu
 
Soruşturma dosyasında failin kiraladığı “42 AIH 950” plakalı araç Bozkır ilçesi Tepeliköy kırsalında terk edilmiş halde bulunurken, araçta Beyşehir ilçesinde yaşayan R.S.’nin parmak izinin yer alması dikkat çekti.
 
Fail 2 Ağustos’ta ambulans çağırmış
 
Yine 2 Ağustos saat 17.07 sıralarında fail Mehmet Altun’un 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak iletişime geçtiği, elde edilen veriler ışığında şahsın kullandığı telefon IMEI numarası için CMK 135’inci madde kapsamında tedbir uygulanması için talepte bulunulduğu bilgileri yer aldı.
 
Katliam şüphelisi olarak gözaltına alınan ve tutuklananların ifade tutanakları ve olay yerine ulaşan görgü tanıklarının ifade tutanaklarına ulaştık.
 
‘Ayşe Keleş ‘evimi bastılar’ dedi’
 
Tutanaklarda adı geçen ve tutuklanan Yahya Çalık, emniyet ifadesinde olay günü tarlada olduğunu silah seslerini duyduğunu, ancak tarım işçilerinin “Siz burada durmayın sizden bilirler” sözü üzerine evine gittiğini öne sürdü. Çocuklarıyla birlikte evine gittiğini anlatan Yahya Çalık, Ayşe Çalık’ın oğlu Ali Çalık’ı arayarak, “Ayşe Keleş aradı ve ‘enişte bizim evi basmışlar, kapı ve camı kırmışlar, mısırların yolundan bizi karşıla’, dedi. Ben de onu ikametime kabul ettim. Ardından Ayşe Keleş’in telefonundan polisi arayarak yardım istedik. Kimin kimi vurduğunu ve kimlerin öldürüldüğünü polis merkezinde öğrendim. Benim maktul tarafıyla hiçbir husumetim yoktur. Keleşler akrabam olduğu için ilk olayda olaya müdahil oldum” dedi.
 
Katliamı arkadaşından öğrenmiş
 
Ayşe Keleş’in oğlu İbrahim Keleş de emniyet ifadesinde Barış Dedeoğulları’nın ailesine küfür ettiği için Ramazan Bayramı’ndan bu yana husumetli olduklarını iddia ederek, “… mahalleden arkadaşlarım aradı. Sizin evinizin orada kavga ettiğiniz Dedeoğulları’nın evi yanıyor. İtfaiye, polis ve sağlık ekipleri var’ diye bilgi verdiler. Annem ile görüştüğümde Yahya Çalık isimli eniştemgile gittiğini ve benim de oraya gelmemi istedi. Pazardan ayrılarak annemin yanına gittim” ifadelerini kullandı.
 
‘Çabuk, polisler seni bekliyor’
 
Şüpheli Ramazan Çalık, Ali Çalık isimli amcaoğlunun kendini 18.00-19.00 saatleri arasında aradığını aktararak, “‘Dedeoğulları’nın evinin önünde itfaiye, ambulans ve polis arabası var haberin var mı ne oluyor?’ diye sordu. Ben de haberim yok ailemi arayıp sorayım dedim. Ahmet Keleş dayımın oğlu olur. Dedeoğulları’nın komşusu oldukları için onları aradım. Bana onların evinin basıldığını, ölü ve yaralı olup olmadığını bilmediğini söyledi. Daha sonra saat 19.30 sıralarında abim Ali Çalık beni aradı. ‘Çabuk, polisler bizim evde ifade vermek için seni bekliyorlar’ dedi” diye konuştu.
 
’10 yıl öncesine dayalı husumet vardı’
 
Akabinde eve geldiğini ve sonrasında ifade alınmak üzere emniyete götürüldüğünü aktaran Ramazan Çalık, şunları söyledi: “Yaklaşık 10 yıl öncesine dayalı bir husumeti bulunmaktaydı. Husumet sebeplerini bilmemekteyim. Bir ay öncesine kadar Mehmet Altun Ankara’dan gelmiş. Maktul aileden Barış Dedeoğulları elinde sopa ile Mehmet Altun’un kullanmış olduğu arabanın önüne geçerek tartışma yaşamışlar. Arbedeye dönüşmeden iki taraf da ayrılıp evlerine dönmüşlerdi. Bundan sonra herhangi bir olay yaşanmadı. Bizim Dedeoğulları ailesi ile Ramazan Bayramının arife günü yaşanan Keleş ailesiyle Dedeoğulları ailesinin kavgasından sonra aramızda husumet vardı. Bu yaşanan kavgadan sonra yaklaşık 10-15 gün sonra maktul aile ve akrabaları abim ve babam cezaevindeyken benim evimi bastılar. 4-5 araba ile geldiler. Bana hitaben ‘Abinle baban gibi seni de cezaevine tıktıracağız.’ Sonra da geldikleri araca binerek ayrıldılar.”
 
‘Tartışma olduğunu söylesem de bu sadece duyuma dayalıdır’
 
Ramazan Çalık, savcılık ifadesinde ise “12 Mayıs’taki olayda ismim var ama suçum yok. Karakolda olaydan bir ay önce Mehmet Altun ile Barış Dedeoğulları arasında bir tartışma olduğunu söylesem de bu sadece duyuma dayalıdır. Ben böyle bir olay görmedim” sözleriyle çelişki yarattı.
 
‘8-10 el silah sesi duydum’
 
Kürt aileye yönelik 12 Mayıs’ta gerçekleşen saldırıda tutuklanan Lütfi Keleş’in kız kardeşinin oğlu Ali Çalık ise ifadesinde, şu beyanlarda bulundu: “…Dayım ile eşi Ayşe Keleş cezaevine girmişler. Aynı olaydan dolayı, Veli Keleş isimli dayımın oğlu Ali Keleş de halen cezaevindedir. Ben de bu olaydan dolayı 20 gün cezaevine girdim ve çıktım. Maktul tarafı bu nedenle bilirim, kendileriyle bir husumetim yoktur. 30.07.2021 saat 8.30 sıralarında maktul tarafının arada mısır tarlasından dolayı evleri görünmeyen yaklaşık 500 metre mesafedeki tarlamıza çalışmaya gittik. Aynı gün saat 18.00-19.00 sıralarında 8-10 el silah sesi duydum. Fakat nereden geldiğini ve ne olduğunu bilmedim. Düğün konvoyu olduğunu düşünmüştüm. Yaklaşık 10 dakika sonra dayımın eşi Ayşe Keleş’in tanımadığım tarım işçileri bizim tarlanın oradan geçerken, ‘Yaşar Dedeoğlu’nun evini yakmışlar. Silah atmışlar. Sizden bilirler, burada durmayın’ dediler. Yanımda annem, babam ve çocuklarım vardı. Biz de haber alınca yukarıda belirttiğim evimize gittik. Olayın gerçekleştiği civarda oturan ve daha önce kavga olayını bilen arkadaşlarım beni arayarak 6-7 kişinin öldürüldüğünü söyleyip bizim yapıp yapmadığımızı sordular. Benim konuyla bir alakam yoktur. Mehmet Altun’u tanımam.”
 
Av tüfeği ile Dedeoğulları’nın evine gitmiş
 
Mehmet Altun’un kız kardeşinin oğlu Ali Keleş ise Dedeoğulları’nın kendilerine küfrettiğini iddia ederek, “…Annem (Ayşe Keleş) ve babam bu olayla alakalı olarak cezaevinde yattılar ve halen babam cezaevindedir. …Mehmet Altun öz dayım olur. Bu yaşadığımız olayla bir alakası yoktur. Ancak kendisinin bu şahıslarla bir olay yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Ancak tarihten yaklaşık 10 yıl kadar önce anneannem ile annem bahçede çalışırken, Yaşar Dedeoğulları isimli şahıs orada traktörle geçerken anneme hitaben …. diye hitap etmiş. Annem evi arayınca dayım konuşulanları duymuş ve olaya müdahil olmuş. Ben bunları daha sonra öğrendim. Dayım daha sonra bu olaya sinirlenerek av tüfeği ile Yaşar Dedeoğulları’nın ikametine doğru havaya ateş etmiştir. Bu olay ile ilgili polise müracaat edilmiştir. Dayım Mehmet Altun ile Dedeoğulları ailesi arasında husumet buradan gelmektedir. Ancak o tarihten bu zamana kadar hiçbir şekilde olayın devamı gelmemiştir” ifadelerini kullandı.
 
‘Sakın eve gelme, eve baskın yaptılar’
 
Silah sesleri gelmesi ardından annesi Ayşe Keleş’in kendisini aradığını ve evlerinde bulunan güvenlik kamerasına bakmasını istediğini anlatan Ali Keleş, “Ben de internetten evin güvenlik kameralarına baktım. Ancak bir olumsuzluk göremedim. Daha sonra komşumuz İbrahim Karaca isimli şahıs beni aradı, ‘Sakın eve gelme, eve baskın yaptılar. Dedeoğulları tarafından ölenler var’ dedi.  Daha sonra annemi aradım ve nerede olduklarını sordum. Annem de bana ‘Eniştene geç, ben oraya geçiyorum’ dedi. Daha sonra beni polisler aradı kamera kayıtları için eve gelmemi söyledi. Ben de saat 20.00 sıralarında ikametime gittim. Polisler evde bekliyorlardı. Ben olayın kim tarafından işlendiğini cinayet büroda öğrendim. Dedeoğulları’nın Kars ilinde kan davası olduğunu biliyorum. İlk etapta aklıma kan davasından dolayı bu şahsın öldürüldüğünü düşündüm ancak daha sonra olayı dayımın işlediğini öğrendim. Ben dayımda hiç silah görmedim. Silahı olduğunu bilmiyorum ancak bir tane kuru sıkı tabanca aldığını biliyorum. Başka da bir silah görmedim. Dayımın bu adamlarla büyük bir sorunu yoktur” iddialarında bulundu.  
 
‘Husumetimiz Ramazan ayında başladı’
 
Ayşe Keleş’in kaynı Veli Keleş, aileden Yaşar Dedeoğulları’nı tanıdığını dile getirerek, şunları söyledi: “Dedeoğulları isimli şahıslar ile 2021 yılının Ramazan ayında bir kavgamız olmuştur. Husumetimiz bu olaydan sonra başlamıştır. 2021 yılının Ramazan ayında biraderim eşi biraderimin oğlu İbrahim Keleş ve oğlum Ali Keleş ile birlikte biraderim Lütfi Keleş’in ikametinde oturuyorduk. Ali, İbrahim Keleş ikametin dışına sigara içmek için çıktılar. Kısa bir süre sonra dışarıdan sesler gelmeye başladı. Biz dışarı çıktığımızda Dedeoğulları’ndan birkaç şahıs Metin, Barış, Yaşar, Sibel, Serpil ve Serap Dedeoğulları isimli şahısların Ali Keleş’i yerde darp ettiklerini gördüm. Kavgayı ayırmak istedim bu şahıslar bana da vurdular, beni darp ettiler daha sonra bu şahıslar ile mahkemelik olduk bu olayla ilgili kardeşim Lütfi Keleş, eşi Ayşe Keleş Yahya Çalık, Ali Çalık, Veli oğlu Ali Keleş ve ben ceza aldık ve cezaevinde kaldık. Ben 2 ay cezaevinde kaldım. Halen o olaydan dolayı Lütfi Keleş ve Ali Keleş cezaevindedir. Bu olaydan sonra Dedeoğulları ile bir olayımız olmamıştır. Çocuklarıma ve yeğenlerime bulaşmamaları hususunda nasihatte bulunurdum. Şahıslarla karşı karşıya gelmemek için biraderim Lütfi Keleş’in evine o olaydan sonra hiç gitmedim.”
 
‘Psikolojik sorunları var’ iddiası
 
Failin kardeşi Ayşe Keleş, olay günü tarlada olduğunu ve olay saatinde tarlada olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: “…Ben tarlada bulunurken, 5-6 el silah sesi duydum. Daha yanımızda bulunan işçilerden birinin kızı yanımda bulunan annesini aradı. Komşulara bahçede silah sıkan olmuş, ayrıca evde duman çıkıyor dedi. …Yanımda çalışan kadınlar eve gitmek istedi, onlar yanımdan ayrıldı ben kızlarımla beraber tarlada kaldım. Yanımdan ayrılan kadın işçilerden H.A. ve A.K. beni aradı, ‘Dedeoğulları’ndan ölenler olmuş, Ayşe sakın eve gelme senin evini basmışlar. Dedeoğulları’nın akrabaları senin evi baskına gelmiş. Sen sakın eve gelme, zarar görürsün’ dedi. Ben de kızlarımla birlikte mısır tarlalarının içinden eniştemin oğlu Ali Çalık’ı aradım. ‘Bizi tarlaya yakın yoldan alın biz size doğru geliyoruz’, dedik. Daha sonra eniştem Yahya Çalık geldi bizi arabayla alarak, Konya merkeze biraz daha yakın evine gittik.”
 
Kardeşinin psikolojik sorunları olduğunu iddia eden Ayşe, silahı olup, olmadığına yönelik soruya ise “Silahının olduğunu tahmin ediyordum. Çünkü eşimle konuşurken sana bir silah alalım derdi” yanıtını verdi.
 
Katliama ‘tamam gülüm’ yanıtı
 
Söz konusu Ayşe Keleş’in tarlasında bulunan H.A. isimli görgü tanığı silah sesleri ardından tarlada işini bıraktığını, Ayşe’nin ise devam ettiğini sonrasında Ayşe’yi aradığını belirtti. H.A, Karslı ailenin öldürüldüğünü söylediğinde ise Ayşe’nin ‘tamam gülüm’ yanıtını verdiğini ve hiç şaşırma belirtisi göstermediğini dile getirdi.
 
10 yıl önceki husumet
 
Failin babası İbrahim Altun, Dedeoğulları ile aralarında 10 yıl önce bir olay yaşandığını ve mahkemenin kendi lehlerine sonuçlandığını iddia etti. İbrahim Altun, “... Husumetimiz devam etmiyordu. Ta ki bundan yaklaşık 2 ay önce damadım Lütfi Keleş ve kızım Ayşe Keleş ile aralarında kavga konusu meydana gelmişti. Bu olaydan dolayı damadım hala cezaevinde bulunuyor.  Kızım da cezaevine girdi ve yaklaşık 15-20 gün önce cezaevinden çıktı. Gelinim bana haber verdikten sonra olayı duyan maktul tarafı ile damadımın aralarında husumeti bilenler beni ve eşimi arayarak, olayı damadımın tarafının gerçekleştirip gerçekleştirmediğini soruyordu” diye aktardı. 
 
‘İş arama’ bahanesiyle evden çıktı
 
Failin annesi İsmihan Altun, katledilen Yaşar Dedeoğulları’nın 10 yıl önce kendisine hakaret ettiğini ve mahkemelik olduklarını iddia etti. Davalık olmaları ve sonuçlanması ardından herhangi bir husumetleri olmadığını söyleyen İsmihan Altun, “Mehmet Altun bayramdan 2 gün önce Ankara’dan geldi. 30.07.2021 günü sabah 09.00-10.00 sıralarında ikametimizin üst katında oturan oğlum Mehmet Altun’un evden indiğini gördüm. Nereye gittiğini sorduğumda iş arayacağını söyledi yaya olarak evden çıktı ve tekrar gelmedi. Akşam saatlerinde olayın olduğu öz kızım Ayşe Keleş ile telefonla konuşurken öğrendim” dedi.
 
2 defa ortadan kayboldu
 
Failin eşi Zehra Altun ise ifadesinde eşinin uyku probleminden kaynaklı psikiyatriye gittiğini başka bir rahatsızlığı bulunmadığını anlattı. Zehra Altun, “..2014 ve 2018 yılı olmak üzere 2 kez maddi konular yüzünden kavga ettim. Eşim bu kavgalardan sonra 10-15 gün kayıp oldu ben Lalebahçe polis merkezine kayıp müracaatında bulundum. Eşim daha sonra yol uygulamasında Trabzon Uzungöl civarında yakalandı. Bana durum bildirildi eşim daha sonra yanıma geldiğinde görüştüm. Kendisinin bana kızarak Karadeniz bölgesi tarafında gezdiğini söyledi. Kredi borcu vardı bunu bahane etti. Karadeniz tarafında hiçbir akrabamız yoktur. Bana arabada uyuduğunu söyledi. Tarihten 3 yıl kadar önce de iş bulamadığı için eşim yine kayıp oldu. Bana Kocaeli iline çalışmaya gidiyorum dedi. Ben kendisine hiçbir şekilde ulaşamadım. Kaybolduktan 15 gün sonra beni gece yarısı aradı. Bana ‘Toros dağlarındayım, nerede olduğumu bilmiyorum’ dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra bana kendi başına silah dayamış halde bir resim gönderdi ve beni aradı. ‘Sizi rüyamda gördüm, merak ediyorum dedi beni kabul ediyor musun, ediyorsan ben sabaha kadar gelmeye çalışacağım, gelmezsem başıma bir iş gelmiştir’, dedi. O günün sabahı geldi” şeklinde ifade verdi.
 
‘İşe gidiyorum diyordu ama çalışmıyordu’
 
Zehra Altun, failin herhangi bir işte çalışmadığını ancak evden “İşe gidiyorum” diyerek çıktığını, evin ihtiyaçlarını da karşıladığını aktardı. Zehra’nın ifadeleri şöyle: “Eşimin çeşitli araçlar kiraladığını biliyorum. Ankara ilinde olduğunu söylediği zamanlarda evime bir kere 34 plakalı Honda CİVİC 2018 marka bir araç trafik cezası geldi. Gelen cezada kiralayan Mehmet Altun yazıyordu. Eşimi arayıp ‘bu araba kimin’ diye sordum o da bana ‘çalıştığım iş yerinin’ dedi. Ankara ilinde çalıştığını söylediği iş yeri olan UPS Ankara bürosunu da aradım Mehmet Altun isimli çalışanın olup olmadığını sordum görevliler bana Mehmet Altun isimli çalışanlarının olmadığını söylediler. Ben yine eşimin işsiz olduğunu öğrendim ancak eşimin nereden para bulduğunu çalışmadığı halde evin ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını bilmiyorum.
 
Birileri tarafından gönderildiğini düşünüyorum
 
Eşim Mehmet Altun Kurban Bayramından 2 gün önce yani 14.07.2021 gün Konya iline geldi ve Konya ilinde kalmak istediği için iş aramaya başladı. Eşim 30.07.2021 günü sabah saat 10.00 sıralarında iş aramak için evden çıktı belediye otobüsüne bindi. Elinde bir şey yoktu ve elinde de silah görmedim. Kendisi ile bir daha görüşmedim, rahatsız etmek istemedim. 30.07.2021 günü saat 19.00 sıralarında internetten Dedeoğulları isimli şahısların olayını öğrendim daha sonra eşimi aradım geç vakit olduğu için merak etmiştim ancak telefonuna ulaşamadım. Eşimle bu şahıslar arasında bir husumet yoktur. Polislerden eşimin bu cinayet olayını gerçekleştirdiğini öğrendim.  Eşimin elinde poşetle olay yerine birileri tarafından gönderildiğini düşünüyorum.
 
Çalışmadığı halde bütün ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladı
 
Çünkü olaydan bir ay önce Ayşe Keleş cezaevinden çıktıktan sonra ben yardım için Ayşe Keleş’in yanında tarlada çalışmaya başladım. Ben çalışırken, çalıştığımız yere eşi Lütfi Keleş’in kardeşi Veli Keleş geldi. Ayşe’yi benden uzaklaştırarak gizli konuşmaya başladılar. Bir saat baş başa konuştuktan sonra Veli, Ayşe’nin yanından ayrıldı. Ayşe bana gelerek Veli abim bana ‘senin kardeşlerin nerde hani Mehmet Altun nerde söyle sana destek olsunlar’ dediğini söyledi. Ben de Ayşe’ye ‘benim eşim işsiz kendine yardımı yok, çalışmak zorunda’ dedim. Ayşe de bana ‘Mehmet’e lafım yok onun 3 çocuğu var’ dedi. Ben bütün bu olayları topladığımda Dedeoğulları ile arasında bir problemi olmayan eşimin bu olayı neden gerçekleştirdiğine anlam veremiyorum. Elinde bulunan poşeti kimler eşime verip olay yerine gönderdi. Ayrıca çalışmadığı halde bütün ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladı, kullandığı araçları nasıl kiraladı, bütün bunlardan dolayı eşimin birileri tarafından yönlendirildiğini ve olayı azmettiren şahısların olabileceğini düşünüyorum. Ancak şüphelendiğim kimse yoktur, araştırılmasını istiyorum.
 
Ruhsatlı tabancası vardı
 
Eşim Mehmet Altun 2018 yılında bir tabanca aldı. Bana Ankara ilinden aldığını söyledi. Bulundurma ruhsatlı bir tabancası vardı yaklaşık bir kutu da mermi vardı ancak olay günü üzerine aldığını bilmiyordum. Ben üzerinde görmedim bilsem almasına engel olurdum. Olay olduktan sonra eşim de bana cevap vermeyince ben iyice şüphelenmeye başladım aklıma eşimin silahı geldi. Kabını kontrol ettiğimde eşimin silahının yerinde olmadığını silah kabının boş olduğunu gördüm. Eşimin bir adet de kuru sıkı tabancası vardır ancak olay günü yaptığım kontrolde kuru sıkı tabancanın evde olduğunu gördüm. Eşimin psikolojik rahatsızlığı yoktur.”
 
Olaydan bir gün önce görüşmüş
 
Failin eniştesi Mehmet Güven, ifadesinde şunları söyledi: “En son 25 Temmuz Pazar günü akşam eşi Zehra ile birlikte benim eve geldiler. Bahçelerinden topladıkları sebzeleri apartmandaki komşularıma sattılar. İşsiz olduğu için çevremden kendisine iş bakıyordum. 27 Temmuz günü eşimle birlikte sebze toplamak için Mehmet ve kayınvalidemin oturduğu eve gittim. O gün Mehmet’i görmedim. Eşine sorduğumda yatıyor dedi. Yurtiçi Kargo adliye şubesinin işletmecisi sanayiden müşterim olduğu için tanıyordum. Onunla Mehmet’in işi hususunda görüşmüştüm, o da gelsin konuşalım demişti. Ben de Mehmet’e telefon açarak bu durumdan bahsetmiştim ama o yarın gideriz diye beni oyaladı. 29 Temmuz günü kendisini tekrar bu iş için aradım, gidelim dedim. Bana sanayiden iş baktım onlar olmazsa en son çare senin dediğin yere gideriz dedi. 29 Temmuz Perşembe gününden sonra kendisi ile ne yüz yüze ne de telefonla bir daha görüşmedim.
 
Olay günü 5-6 kez aradım ama ulaşamadım
 
İnternetten olayı okudum. Dedeoğulları ile Mehmet Altun ve akrabalarının husumeti olduğunu bildiğim için ilk önce kendi hattımdan Ali Keleş’i aradım, bana pazarda olduğunu söyledi. Ondan sonra İbrahim Keleş’i aradım, o da pazarda olduğunu söyledi. Baldızım Ayşe Keleş’i aradım ama meşgul idi. İsmahan Altun’u aradım sizde bir şey var mı diye sorduğumda Mehmet gelmedi dedi. Ondan sonra yine kendi hattımdan Mehmet’i 5-6 kez aradım ama telefonu kapalı olduğu için görüşemedim.”
 
Çelişkili beyanlar
 
Failin eşi Zehra Altun, mahkemede verdiği savunmada, “Eşim kargoda çalıştığını söylüyordu. Ramazan Bayramı sonrası UPS kargoya girdi. Ankara’da 2 ay çalıştı, 2 aylık süreç içerisinde bir defa yanıma geldi. Kurban Bayramından sonra işi bırakıp geldiğini, işini buraya aldırabilirse aldıracağını, aldırmazsa istifa edeceğini söyledi” dese de emniyette verdiği ifade de failin UPS kargoda çalışmadığını öğrendiğini, çalışmadığı halde evin masraflarını karşıladığını beyan etmişti. Yine failin 2017 yılında İstanbul’a tatile gittikleri zaman araç kiraladığını söylese de emniyetteki ifadesinde failin sıklıkla araç kiraladığını beyan etmişti. Zehra, “Eşimin cebinde en son bin TL vardı. Normalde de 300-400 TL civarında para bulunurdu. Çumra’daki dayısı Hidayet Şahin’in yanında kurbanda çalışmaya gitti, o da kendisine 2 bin lira verdi. Bundan dolayı yanında normalden fazla para vardı. Eşimin herhangi bir birikimi yoktu, maddi olarak kayınpederim elime ufak tefek yardım ederdi. Ben bahçedeki sebzeleri yetiştirip eve katkıda bulunuyordum. Genel olarak kıt kanaat geçinen bir aileydik. Olaydan sonra eşim benimle bir temas kurmadı. Ben kendisini aradım ama ulaşamadım” ifadelerini kullandı.
 
2017’den beri araç kiralıyor
 
Failin aracını kiraladığı oto galeri sahibi aracı 29 -31 Temmuz arasında 800 TL karşılığında kiraya verdiğini ve parayı peşin aldığını aktardı. Galerici, faile aracı kiraladığında ismini sisteme girdiğinde 2017 yılından bu yana birçok kiralama yaptığını görünce araç kiralama işini bildiğini düşünüp, güvenerek aracı kiraya verdiğini anlattı.
 
Aracı kiralamaya geldiğinde elinde bir poşet vardı
 
30 Temmuz’da 19.20 sıralarında failin CRPS takip sisteminde hız yaptığını fark ettiğini ve aradığını anlatan galerici, “Alibeyhüyüğü köyü yolundan hadim istikametine geçtiğini ve bu ara çok yüksek hız yaptığını gördüm. Şahsı bana verdiği 0535.. numaralı hattını kullandığım … hattımdan aradım. Yüksek hızla gittiğini söyleyip hızını düşürmesini istedim. Ben bu şahısla konuştuğumda onun bulunduğu ortamdan başka bir kimsenin sesini duymadım. Mehmet Altun aracı kiralamaya geldiğinde elinde beyaz renkli üzerinde reklam resimleri ve yazıları olan beyaz renkli bir poşet vardı. Poşet kabarık değildi. Şahsa ne iş yaptığını sorduğumda ‘Cam Plazada çalışıyorum’ demişti” ifadelerini kullandı.
 
Savcılık ifadeleri
 
Lütfi Keleş’in oğlu Ali Keleş savcılık ifadesinde, aile arasında 12 Mayıs’taki dava dosyasına dair herkese bilgi vermek için Whatsapp grubu kurulduğunu anlattı. “Bu grubun amacı aile arasında hukuki sürece ilişkin haberleşmekti” diyen Ali Keleş, grupta kendisinin de olduğunu belirtti.
 
Ayşe Keleş savcılık ifadesinde “Aile arasında ben cezaevinden çıkmadan önce bir Whatsapp grubu kurulmuş. Bu grubu büyük abimiz Harun Keleş’in kuyumcu olan oğlu Ali Keleş kurmuş. Bu grubun kurulma amacı hukuki gelişmeleri birbirimize haber vermekti” yanıtını verdi.
 
‘Sürekli iş değiştiriyordu’
 
Failin kardeşinin eşi Mehmet Güven savcılık ifadesinde, failin sık sık iş değiştirdiğini ifade ederek, “Ben buna rağmen yine de Konya’da tanıdığım kargocu müşterimizden Mehmet’i işe alması konusunda ricacı oldum. …Mehmet Altun’un olaydan sonra nereye gitmiş olabileceğine dair bir fikrim yoktur. Kendisi benimle iletişim kurmaya çalışmamıştır, ben hem Mehmet’i, hem Zehra’yı hem İsmihan’ı merak ettiğim için olaydan sonra aradım. Ancak Mehmet’in telefonları kapalıydı. Aile tarafından kurulan Whatsapp grubundan benim haberim yoktur. Bu gruba dahil de değilim” ifadelerini kullandı.
 
Şüpheli Whatsapp grubu
 
Savcılık ifadesinde failin babası da kolluk ifadesinde verdiği beyanlarda bulunarak, “Benim aileler arasındaki husumetle ilgim yoktur. Esasen Mehmet’in de bu davalarla çok fazla ilgisi olmadı. …Aile arasında kurulan whatsapp grubundan benim haberim yoktur” dedi. Ramazan Çalık Whatsapp grubunda olduğunu belirterek, olayla ilgisinin olmadığını öne sürdü.
 
‘Ayşe Keleş oğlum Ali Çalık’ı aradı’
 
Yahya Çalık savcılıkta verdiği ifade de olaya dair “…Ben silah seslerini duydum. Bir süre sonra Ayşe Keleş’in işçilerini tarlamızın oradan geçerken gördüm. Onlar bana Yaşar Dedeoğulları’nın evinin basıldığını söyledi. Ben ailemi alıp eve gittim. Bir süre sonra Ayşe Keleş oğlum Ali Çalık’ı aradı. Korktuğu için kendilerini karşılamamı istedi. Ben de arabayla gidip onları aldım. …Aile arasında bir whatsap grubu kurulduğunu biliyorum. Bu grubun amacı aile arasında hukuki sürece ilişkin haberleşmekti… Ayşe Keleş’i evime götürdükten sonra bizi de korumaları için polisi aradım” diye konuştu.
 
Savcılık ifadesinde Ali Çalık, aile arasında kurulan Whatsapp grubunun, dayısı Harun Keleş’in oğlu olan kuyumcu Ali Keleş tarafından kurulduğunu, kendisinin de cezaevinden çıktıktan sonra gruba dahil olduğunu anlattı. Failin annesi İsmihan Altun da kollukta verdiği ifadeyi tekrar etti.
 
‘Cezaevinden çıktıktan sonra gruba dahil oldum’
 
Ayşe Keleş’in kayınbiraderi Veli Keleş de olay öncesi Kurban Bayramı’nda faili dükkanlarına alışveriş yapmaya geldiğinde gördüğünü kaydederek, “Bir iki parça gıda malzemesi alıp kısa sürede ayrıldılar. … 12.05.2021 günü meydana gelen olayda ben de vardım. Bu olay nedeniyle bir süre cezaevinde tutuklu kaldım. 22.05.2021 günü meydana gelen olayda ise ben yoktum. Aile arasında bir whatsap grubu kurulmuş. Ben o dönemde cezaevindeydim. Cezaevinden çıktıktan sonra bu gruba ben de dahil oldum. Grubun kuruluş amacı hukuki süreç aile bireylerinin birbirini haberdar etmesiydi. Zehra Altun’un beyanında geçtiği üzere benim olaydan 15-20 gün kadar önce kardeşim Lütfi’nin eşi Ayşe’nin tarlasını dolaştığım doğrudur. O dönemde Lütfi hala cezaevindeydi. Ayşe ise cezaevinden yeni çıkmıştı. Ben tarla işlerinden anladığım için Ayşe’nin eşi yokken tarlayı ne yaptığını merak ettiğim için gittim. Ayşe ile birlikte bahçeyi dolaştık. Hatta bahçede Zehra Altun’u da gördüm. Kendisine eşi Mehmet’i sordum. O da eşinin Ankara’da kargocuda çalıştığını söyledi” beyanlarında bulundu.
 
İbrahim Keleş de Whatsapp grubunda olduğunu kabul etti. İbrahim Keleş, 12 Mayıs’taki saldırıya dair hukuki süreci takip amaçlı aile arasında grubun kurulduğu şeklinde, diğer şüphelilerin de tekrar ettiği iddiayı yineledi.
 
Görgü tanıkları
 
Ayşe Keleş’in tarlasında çalışan A.K., “Saat 18.30 sıralarında mahalleden silah sesleri duymaya başladık. Silah sesleri geldiğinde Ayşe Keleş hiçbir şey demedi. O da bize sordu bir şey mi var acaba diye, hal hareketleri normaldi. Hatta biz işi bıraktık o hala çalışıyordu. Daha sonra biz tarladan ayrıldık Ayşe Keleş çalışmaya devam ediyordu. H.A. yolda giderken evde küçük çocuğu olduğu için kızını aradı. Kızım yangın mı var bu duman ne diye sordu. Kızı da karşı komşuların evi yanıyor evlerinin önünde de insanlar var yerde dedi. Ben evin orda polisleri görünce Ayşe Keleş’i aradım. Karşı komşuların evi yanıyor, evin önünde de ölen insanlar varmış dedim. Ancak ben olay yerine gitmedim. Zaten polisler olay yerindeydi. Hatta Ayşe’ye ‘senin evinin camını kırmışlar sen eve gelme seni de linç ederler’ dedim çünkü oradaki kalabalık öyle konuşuyordu. Ben Ayşe’nin camlarının kırıldığını görmedim sadece kalabalığın konuşmasından bunları anladım” iddialarında bulundu.
 
‘Avukatı ben buldum ücretini amcamlar ödedi’
 
Whatsapp grubunu kuran ve bilgi edinmek için başvurulan Harun Keleş’in oğlu Ali Keleş şu iddiaları dile getirdi: “Amcam Lütfi Keleş ile Dedeoğulları arasında 2021 yılının ramazan ayında bir kavga olayı oldu. Kavga olayından sonra amcam Lütfi Keleş, karısı Ayşe Keleş, Yahya Çalık, Veli Keleş tutuklandılar. Bu olaydan sonra bu şahısların çocukları benden avukat tutmam için yardım istediler. Ben de avukat tutmalarına yardımcı oldum. Daha sonra bu şahısların kalabalık olması sebebiyle herkese bilgi vermek yerine Whatsapp üzerinden bir grup kurup gelişmelerden buradan bilgi verdim. Kurmuş olduğum bu grupta tutuklu Veli Keleş’in hanımı Fadimana Keleş, tutuklu Lütfi Keleş’in oğulları Ali Keleş, İbrahim Keleş, tutuklu Yahya Çalık’ın oğulları Ramazan Çalık, Ali Çalık ve eşi Şerife Çalık ekliydi. Daha sonra cezaevinden çıktıktan sonra amcam Veli Keleş’i de ekledim. Avukattan aldığım gelişmeleri buradan yazdım. Avukatı ben buldum ancak ücretini amcamlar ödedi.”