İzmir’den ırkçı saldırılara tepki: Ayrımcılık devlet politikasıdır

  • 09:04 7 Ağustos 2021
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İZMİR - Irkçı saldırılara ilişkin mikrofonumuzu uzattığımız İzmirli kadınlar, “Hepimiz insanız” derken, ırkçı saldırılarda iktidarın söylemlerinin ve medyanın rolü olduğuna dikkat çekti. Kadınlar, “İnsanlar tepki göstermeli, sessiz kalmamalı. Tepki göstermezlerse artar” dedi. 
 
Kürtlere yönelik ırkçı saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor. 30 Temmuz günü Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Kürt aileye yönelik fail Mehmet Altun tarafından gerçekleşen ırkçı katliam sonucunda 7 kişi katledildi. Ankara’da ise 2 Ağustos’ta bir aile ırkçı baskılar sonucunda yaşadığı mahalleden taşınmak zorunda bırakıldı. Yine Antalya’nın Elmalı ilçesinde ise 2 Ağustos günü mevsimlik tarım işçisi Kürt aileye yönelik yaklaşık 300 kişi tarafından linç girişimi gerçekleşti. 1 Ağustos’ta ise Ankara’da Lübnan ve Suriye uyruklu iki aileye yönelik ırkçı saldırı düzenlendi. 
 
Bir yandan Kürtlere bir yandan da mültecilere yönelik saldırılarla ırkçılığın tırmanmasına ilişkin İzmirli kadınlar, sorumlu olarak iktidarı ve ana akım medyayı işaret etti.  
 
‘Hepimiz insanız’
 
Mikrofon uzattığımız kadınlardan işletmeci Dilek avcı, ırkçılığın dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de tırmandırıldığını kaydetti. Irkçılıktan bazı çevrelerin faydalandığını dile getiren Dilek, “Hepimiz insanız, dünyadaki toprakları sahiplenmek güzel ama din, dil, ırk ayrımı yaparak değil. Bence yanlış bilgilendirildiği için halk fikir sahibi olmadığı için farklı ırklardan insanlara düşmanlık besleniyor. Hepimiz de değil ama belli kesimde mevcut. Herkes savaş ve açlık nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalıyor. Özellikle mültecilere davranış doğru değil” diye belirtti.
 
‘Saldırılar tesadüf değil’
 
Ev emekçisi Habibe Altıntaş ise ayrımcılığın sadece ırk değil, farklı bağlamlarda da yaşandığını söyledi. Irkçı saldırıların provokasyon amaçlı olduğuna dikkat çeken Habibe, “Bunu herkese mal etmek doğru değil, saldırılar tesadüf değil” dedi. 
 
‘Öfke mültecilere yönlendiriliyor’
 
Milliyetçiliğin daha yoğun hissedildiği bölgelerde ırkçılığında buna paralel yükseldiğine işaret eden psikolog Nurgül Aki de bu durumun özellikle son yıllarda medya eliyle beslendiğini ifade etti. Suriyeli mültecilerin ardından Afgan mültecilerin de gelmesiyle yaşanan belirsizlik halinden halkın da tedirgin olduğunu dile getiren Nurgül, “Pandemi nedeniyle insanların maddi manevi sıkıntısı oluştu. Kimse sağlıklı düşünemiyor ve öfke içinde. İnsanların aklına ‘ülkemde zaten mülteci gibi yaşıyorum. Hem ekonomik hem de hukuki anlamda’ düşüncesi var. İnsanlar zaten açtı, hepten aç şimdi. Sorumlu olarak mültecileri görüyor oysa sorumlusu emperyalizm. Ama bu siyasi düşüncelerin de modası geçti. Herkese ‘anı yaşa, holding sahibinden farkın yok’ dediler, eşit olduğunu sandı. Oysa herkes bankalara borçlu. Kimse sesini çıkaramıyor. Gazeteciler bile içeride. İnsanlar tam olarak korkutuldular. Bu korkuyu herkesten çıkarıyorlar. Para için erdem yok oldu. Twitter’dan yazı yazıp bağış yaparak sorumluluklarını yapmış sanıyorlar. Bize gösterilmek istenen aynaya bakıyoruz. Daha bir süre böyle sürecek”  diye belirtti. 
 
‘Farklılıkları kabul edemiyorlar’
 
Üniversite öğrencisi Sıla Gündüz ise Kürtlere yönelik ırkçılığa şu sözlerle tepki gösterdi: “Kendi kültüründen olmayan insanları kabul etmiyorlar. Herkes aynı birbirine benzer olsun istiyorlar. Ama bu mümkün değil. Bazı insanlar düz mantıklı ve kabul edemiyorlar farklılıkları. Onların mantığı, ‘Herkes böyle düşünmek zorunda. Benim gibi olmayanı öldürürüm’dür.”
 
‘İktidarın söylemine sorgulamadan inanılıyor’
 
Sosyolog Ecem Havle, dijital medya ve ana akım gazeteleri işaret ederek, ırkçılıktan beslenen şiddet olaylarına değindi. Türkiye’de ırkçılığın iktidardan beslendiğini,  aynı zamanda kültürel olarak süreç içerisinde gelişerek büyüdüğünü vurgulayan Ecem, “Toplumun bir kesimini özellikle iktidarın her söylemine sorgulamadan inanıyor.’ Bu insan Kürt, bu insana zorbalık uygulayabilirim, çünkü benim ırkımdan değil.’ Bu mantıklı değil. Ben kimsenin doğduğu aileyi ırkı seçtiğini düşünmüyorum. Karşımızdakinin insan olduğunu unutmadan ona sadece doğuştan sahip olduğu özelliklerden dolayı yargılamanın doğru olmadığını düşünüyorum. İktidar, ‘bizden değil ve kötü’ diyor ve buna inanıyorsanız sizin kendi düşünceniz ve iradeniz yoktur. Ve birey olamamışsınız demektir. Karşımızdaki birey ve insan onun da düşünceleri olduğunu unutmamamız gerekiyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Tepki gösterilmeli’
 
Lise öğrencisi Rozerin Tekin ise Konya’daki ırkçı katliama dikkat çekerek şöyle konuştu: “Herkes ırkçı değil ama genel olarak ırkçılığa tepkiler az. Bir Suriyeli veya Kürt kötü bir şey yapsa genelleme yapılıyor. Bütün Suriyeliler veya bütün Kürtler kötü gibi. Ayrımcılık devlet politikası olarak var. İnsanlar tepki göstermeli, sessiz kalmamalı. Tepki göstermezlerse artar. İşe alırken bile ‘nerelisin’ diye soruluyor. Bunu anlatmamız gerekiyor. İnsanlar dini, ırkı nedeniyle değil insan oldukları için önemli.”