Husumet, kedi ve katledilen Kürt’ün yalanladığı iktidar
- 09:25 8 Ağustos 2021
- Güncel
Gülcan Dereli
HABER MERKEZİ - Öyle tuhaf zamanlarda yaşıyoruz ki katledilen Kürt, neden katledildiğini öbür dünyadan kanıtlamak zorunda. Üstelik bu da yetmiyor, eğer Kürt olduğu için katledildiğini öbür dünyadan kanıtlarsa araya 'kediler ve husumet' giriyor! Konya'da Kürt ailenin barbarca katli, yüzyılı aşan gerçeğin dışavurumu.
Kürt sadece yaşarken değil ölürken, katledilirken de bir 'sorundur'. Türkiye'deki mevcut düzenin Kürt’le sorunu, yalnızca bu ölümlü dünyayı kapsamaz, öbür dünyayı da kapsar. İşte bu yüzden Kürt’ün mezarıyla kavga, kemiğiyle kavga, idam edilen, katledilen önderlerinin mezar yerlerinin gizlenmesi, kaldırım kenarlarına gömülmesi... Kürt’ün varlığı sorun olduğu gibi yokluğu, ölümü de sorundur. Eğer Kürt olduğunuz için katledildiyseniz bunu kanıtlamak da öbür dünyadan sizin vazifeniz! Öyle tuhaf zamanlarda yaşıyoruz ki katledilen Kürt, neden katledildiğini öbür dünyadan kanıtlamak zorunda. Üstelik bu da yetmiyor, eğer Kürt olduğu için katledildiğini öbür dünyadan kanıtlarsa araya 'kediler ve husumet' giriyor! Konya'da Kürt ailenin barbarca katli, yüzyılı aşan gerçeğin dışavurumu.
Tarih 30 Temmuz’u gösteriyordu, akşam saatlerinde son dakika haberi geçiyor haber sitelerinde, “Konya'da bir eve saldırı: 7 kişi hayatını kaybetti”. Anadolu Ajansı, "Bir evde 6 kişi ölü bulundu" diyordu. Kürt ancak ölü bulunabilen bir şey! Dakikalar geçtikçe ayrıntılar da ortaya çıkıyordu. Katledilen 7 kişi daha önce 60 kişilik ırkçı grubun saldırısına uğrayan Dedeoğulları ailesiydi. Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğulları ailesi ikinci kez ırkçı saldırıya uğruyor ve bu sefer ailenin tüm fertleri katlediliyordu. Dördü kadın, yedi aile ferdi kurşun yağmuruna tutulmuş, saldırgan bununla da yetinmemiş, Dedeoğlulları'nın evini ateşe vermişti. Tabi bu ayrıntılar ortaya çıktıkça hükümet ve medyasını panik havası sarıyor, peş peşe açıklamalar yapıyor, olayın Kürt aileye ırkçı saldırı olmadığı, iki aile arası “husumet”ten dolayı işlenen bir cinayet olduğu savunuluyordu. İktidar, valilik ve yargı "kedi" konusunun husumet nedeni olduğunu açıklıyordu!
İlk saldırı sonrası Kürt illerindeki barolar ırkçı saldırıya karşı açıklama yapmıştı. O barolar "Kandil'in Baro'nları" manşetiyle hükümetin meczup yayın organı Yeni Şafak gazetesine manşet oldu. İşte katliam bu manşetten kısa bir süre sonra yaşanacaktı.
Ancak katliam gün gibi ortadaydı, bağıra bağıra, göstere göstere gelmişti. Dedeoğulları ailesi ilk saldırıyı kamuoyuna duyurmuş, 12 Mayıs'taki ırkçı saldırının ayrıntılarını 10 Temmuz’da Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlatmışlardı.
Niçin katledildiğini bir Kürt mü bilecek!
Dedim ya tuhaf zamanlarda yaşıyoruz! Bir insan katledilmeden önce neden katledildiğini, barbarlık yaşanmadan önce videolu görüntü ile anlatıyor ancak buna "muhalif" denilen basın dahil, entelektüeli, yazarı, sanatçısı bile kuşku ile bakıyor. Bilmem kuşku ile bakmak demek yeterli mi? Çünkü katledilen ailenin üyesi katledilmeden önce yaşanan her şeyi anlatıyordu, ancak Kürt’e kulak kabartan yoktu! Ne için katledildiğini bir Kürt mü bilecek!
Öyle bir "husumet" bombardımanı yaşanıyor ki kimi Kürtler bile kuşkuya kapıldı. Kürt bile ne için katledildiğinin kuşkusunu yaşar hale geldi.
Oysa her şey açık, kral da çıplaktı!
Katledilen Yaşar Dedeoğulları, katledilmeden önce Rudaw'a 12 Temmuz'da verdiği videolu demeçte uğradıkları saldırının nedenini şu sözlerle dile getiriyordu: "Biz ülkücüyüz siz Kürtsünüz, sizi buradan çıkaracağız, 12 yıldır söyledikleri bu, Kürtleri burada barındırmayacağız." İlk saldırı yaşandıktan sonra yargıya başvuran aile, aynı şeyleri ifadelerinde tekrar ediyordu. Kürt olduğumuz için...
Ne oldu peki? Aileyi ağır yaralayan ırkçı saldırganlar tek tek bırakıldı, ırkçılara koruma verildi.
İşte husumet yaygarasıyla boğdurulmaya çalışılan hakikat bu!
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül peş peşe yaptıkları açıklamalarla katliamın "iki aile arası husumetten" dolayı olduğunu, saldırının Kürtlere yönelik olmadığı savunması yapıyordu. Tabi saldırıda katledilen Yaşar Dedeoğullları ölmeden önce bu açıklamalara cevabını vermişti bile.
Ve çok değil, birkaç gün içinde katliam anına ait bir video servis edildi. Videoda elinde silah dolu poşet ile aileyi tehdit eden ırkçı tetikçi Mehmet Altun'un "kendini korumaya çalıştığı" yalanı ortaya atıldı. Video dikkatle kırpılmış, sanki aile ırkçı katile saldırıyormuş gibi Sabah gazetesine servis edilmişti. Üstelik bunu savunanlar arasında soruşturmayı takip eden savcı da bulunuyordu. Sabah gazetesinin logosuyla servis edilen video kısa sürede yayıldı. Daha cinayet soruşturması ilerlememişken Sabah gazetesi bu videoya nasıl ulaşmıştı? ahaber nasıl ulaşmıştı? Amaçlanan açıklamalarla ortaya çıkmıştı. Ancak açıklamaları çürüten başka bir detay gözden kaçırılıyordu, katil çok önceden hazırlık yapmış, araç kiralamış, benzinlikten evi yakmak için 5 litrelik su bidonuna benzin doldurup almıştı. Hatta katliamı yalnız yapmadığı Whattsap grubu kurarak organize bir şekilde tasarlayarak yaptıkları ortaya çıkmıştı.
Avukata verilmeyen kamera kaydı, Ahaber’e verildi
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut ise videonun servis edilmesinin ardından, "Savcıdan kamera kaydını istedik ancak vermediler. İki saat sonra Ahaber’e kayıtlar servis edildi. Ahaber 45 dakikalık kaydın bir dakikalık kısmını yayınlayıp, katilin kendisini korumak için ateş ettiği algısını yaratmaya çalışıyor" diyerek videonun amacına dikkat çekmişti.
Bu katliam ne zaman yaşandı? Deniz Poyraz'ın katlinden kısa bir süre sonra, Ege bölgesini saran yangına dair hükümete yönelik tepkilerin arttığı bir zamanda! Yangına dair yükselen tepkilere hükümet ve onun trol ordusunun Kürtlerin yangın çıkardığına dair manipülasyonları sonrası.
Masal mı dinlemek istiyoruz, gerçeği mi…
Ve hemen akabinde Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar farklı kentlerde hortlamaya başlamıştı. Kürt avına çıkan ırkçılar, yol kesiyor, araçlarda kimlik kontrolü yapıyor, mevsimlik tarım işçilerini hedef alıyordu. Günlerdir yanan ormanların faturası da Kürde kesiliyordu. Küresel ısınmanın da suçlusu bulunmuştu: Kürtler! Peki her şeyin sorumlusu tutularak Kürtleri hedef haline koyanlar kimlerdi? Dedeoğulları ve İzmir'de sıradan bir güne uyanan ve HDP İl Örgütü'nde kahvaltı masasında katledilen Deniz Poyraz neden katledilmişti? Profesyonel cinayetleri işleyen tetikçiler kime hizmet ediyordu? Bize uygun olan bir masalı mı dinlemek istiyoruz, yoksa gerçeği mi? Gerçeği duymak isteyenler, katledilen baba Yaşaroğulları'nın videosuna bakar, bu ırkçı katliamı örtmek, gizlemek, masalla avunmak isteyenler ise 'kedi'ye! Bu Türklük Sözleşmesi'nin kanlı konforunda balayı yaşamak isteyenler husumete tav olur, gerçeği görmek isteyenlerse bir cenazenin dile getirdiği hakikate. İşte ülke tam da bu kavşakta!







