‘Suriye politikasına bağlı mülteci politikası çöktü’

  • 09:02 14 Ağustos 2021
  • Güncel
Habibe Eren 
 
İSTANBUL - Ankara’da Suriyeli mültecilere yönelik linç ve ırkçı saldırıların, iktidarın Suriye politikasına bağlı izlediği mülteci politikasının çöktüğünün göstergesi olduğunu belirten akademisyen Cavidan Soykan, aynı mahallede daha öncede benzer saldırıların yaşandığını belirterek önlem alınmazsa saldırıların devam edeceği uyarısında bulundu.
 
Afganların Taliban’dan kaçarak Türkiye’ye göç etmesi nedeniyle yükselen ırkçılık ve mülteci nefreti sistematik ırkçı saldırılara dönüştü. Bunun en son Ankara’nın Altındağ ilçesinde yaşandı. Battalgazi Mahallesi‘nde 10 Ağustos’ta bir parkta iki grup arasında nedeni bilinmeyen bir kavga yaşandı. Yaralanan iki kişiden biri olan 18 yaşındaki Emirhan Yalçın kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
 
Olayla ilgili gözaltına alınan iki fail hakkında ise sevk edildikleri adliyede “kasten öldürme” suçundan tutuklama kararı verildi.
 
Ancak iki gencin Suriyeli sığınmacılar tarafından kesici aletle yaralandığı haberinin yayılmasıyla birlikte Suriyelilerin yüksek oranda olduğu Battalgazi ve Önder mahallelerinde yüzlerce kişi sokağa döküldü.
 
Battalgazi ve Önder mahallelerinde yaşayan birçok Suriyeli mülteci ailenin, 11-12 Ağustos’ta hedef oldukları ırkçı saldırılar sonrasında ev ve işyerleri yağmalandı, arabaları ateşe verildi ve devam eden saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı. Saldırılar sonrası birçok Suriyeli aile ise mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Öte yandan saldırının yaşandığı anlarda olay yerinde olan polisin olayları engellemek ve failleri gözaltına almak yerine saldırganlara yol açması da kamuoyunda tepkilere neden oldu. 
 
 Almanya'da Osnabrück Üniversitesi Göç Araştırmaları ve Kültürlerarası Çalışmalar Enstitüsü'nde misafir araştırmacı, Dr. Cavidan Soykan Ankara'da yaşanan saldırıyı ve iktidarın mülteci politikasını değerlendirdi.
 
‘Göç dalgası ile karşı karşıya kaldık’
 
Muhafazakar sağ siyasette, yabancıların tarih boyunca “biz ve öteki” ayrımına gidilerek oy toplamının veya var olan seçmen kitlesini milliyetçilik üzerinden konsolide etmenin en kolay aracı olduklarını belirten Cavidan, “Ekonomik bir kriz yaşıyoruz. Küresel ölçekte yaşanan korona pandemisi nedeniyle kapanan işyerleri, artan işsizlik, Covid-19 virüsüne kaybedilen yaşamlar ve onların tutulamayan yasları, eve kapalı geçen bir yıldan uzun bir süre ve üzerine yaşadığımız iklim krizinin sonucu çıkan büyük çaplı orman yangınları ve en son da seller... Tüm bu sıkışmış iç siyaset üzerine birden ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ile beklenen zorunlu göç dalgası ile karşı karşıya kaldık” dedi.
 
‘Suriye politikasına bağlı mülteci politikası çöktü’
 
Afganistan’da yaşananlar sonrası Taliban’dan kaçan birçok Afgan’ın Türkiye‘ye sığınmasına değinen Cavidan, bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği olduğunu söyledi. Cavidan şöyle devam etti: “Tabii bunda iktidarın bu konuda şeffaf olmayışı ve saydığım sebepler nedeniyle göç ve göçmenlere karşı uzun vadede oluşan negatif algının da etkisi büyük. İktidarın Suriye dış politikası çok eleştirildi. Bu politika ile bağlantılı izlediği mülteci politikası da çöktü. 2011 sonrası dönemde kısa bir süre içerisinde Suriye’de yönetimin değişeceği hesabını yapan AKP yanıldı ve Türkiye giderek daha fazla mülteci kabul etmek zorunda kaldı. Misafir ve kardeşlerimiz söylemi Türkiyelilerde Suriye’den gelenlerin geçici olduğu yönünde yanlış bir algı yarattı. Bu söylem zamanla, özellikle de 2015 sonrası AB ile yapılan pazarlık sonucu yerini ‘Suriyeli mülteciler’ ifadesine bıraksa da, sonuçta Türkiye dünyada en fazla mülteci nüfusuna sahip ülke haline geldi.”
 
‘Politika düzeltilmediği takdirde benzer saldırılar yaşanacaktır’
 
İç ve dış politikada yaşanan sorunların AKP seçmeni ve diğer parti seçmenlerinde yarattığı hayal kırıklığının, belirsizliğin ve en önemlisi de son yaşanan ekonomik krizin faturasının mültecilere kesilmesinin şaşırtıcı olmadığını vurgulayan Cavidan sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle sağ siyaset için göç, vatandaşlık kurumuna karşı her zaman bir tehdit olarak algılanmıştır. Ekonomik sorunlar da, ‘işlerimizi elimizden aldılar, kirayı arttırdılar, devlet bize değil onlara maddi yardım sağlıyo, sınavsız üniversiteye gidiyorlar’ gibi yanlış yayılan bilgiler ile her zaman mülteci ve göçmenlere fatura edilir. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Ankara Altındağ’da yaşanan saldırı ne ilk ne de son. Daha önce de benzerlerini yaşadık. İktidar mülteci politikasını düzeltmez, muhalefet de konuyu dış politika ekseninden çıkarıp bir insan ve mülteci hakları sorunu olarak görmezse benzeri saldırı ve linç girişimlerinin artmasından ciddi olarak endişe ediyorum.”
 
 ‘Aynı mahallede daha önce bu tarz saldırılar yaşandı’
 
 Siyasetçilerin söylemlerinin ve medyada çıkan haberlerin son birkaç hafta içinde mültecilere yönelik ırkçı şiddeti tırmandırdığını kaydeden Cavidan, “Ancak ne yazık ki, daha çok önceki saldırılarda olduğu gibi, mahallede çıkan ve ölümle sonuçlanan bir vaka, tek bir kişinin suçu olmaktan çıkarılıp, tüm Suriyelilere mal edildi. Bir grup şiddet ile ilişkilendirilerek kriminalize edildi ve ev ile işyerleri saldırıya uğradı. Önlenmesi gayet mümkündü çünkü aynı mahallede daha önce de benzer ırkçı saldırlar ve linç girişimleri yaşandı. Örneğin 2016 Önder Mahallesi vakasında, saldıran grubun sosyal medya üzerinden örgütlendiğini gözlemiş ve Göçmen Dayanışma Ağı/Ankara olarak polise hemen haber vermiştik. Ancak darbe girişimi sonrasında yaşanan olaylara polis, darbe girişimini sebep göstererek müdahale etmedi. Bu sefer böyle bir sebep de yoktu. Suriyeli mültecilere ait ev ve işyerlerinde bu kadar zarar oluşması, daha da önemlisi onların yüreklerinde bu derece bir korku yaşamasına izin verilmesi ister istemez planlı bir girişim olduğu fikrini akla getiriyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Esas sorun gözaltına alınan kişilerin tutuklanıp tutuklanmayacağı’
 
Önder Mahallesi’nde çok defa bulunduğunu anımsatan Cavidan, söz konusu mahallenin 2016 öncesinde kentsel dönüşüm kapsamına alındığı için ciddi ölçekte bir yıkım yaşandığını dile getirdi.  Yıkılan evlerin bu nedenle mültecilere,  görece ucuza kiraya verildiğini aktaran Cavidan, şu sözleri kullandı: “2014-2016 yılları arasında yaşanan yıkımlarda da mültecilerden çok fazla hırsızlık, gasp ve taciz şikayeti duyduk. Nasılsa yıkılıyor diye mahallede açık açık hırsızlık vakaları yaşanıyordu. O yüzden saldırıda yer alanların çeşitli suçlardan kaydının olması benim açımdan şaşırtıcı değil. Esas sorun bu gözaltına alınan kişilerin tutuklanıp tutuklanmayacağı. Tutuklananların ise yargılanıp yargılanmayacağı ve alacakları cezalar. Olası başka ırkçı saldırıların önüne geçmenin tek yolu, bu saldırıyı gerçekleştirenlerin cezasızlık zırhından yararlanmaması. Biliyoruz ki, Türkiye’de ırkçılık cezasız kalıyor ve olay mağdurların yerinden edilmesi ile sonuçlanıyor. Umarım bu sefer de aynı son ile karşılaşmayız.”
 
Muhalefetin tutumu  
 
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun saldırı sonrası Van’da yaptığı konuşmada “ırkçılığı bitireceğiz” sözünü anımsatan Cavidan, “Ama Suriyeliler için ‘kardeşlerimiz’ ifadesini kullandı. Muhalefet mültecilere mülteci diyemiyor ve konuyu sadece dış politika bağlantılı yorumluyor. CHP lideri Altındağ’daki saldırı üzerine konuştu, hatta bunu ırkçılık ile bağlantılandırdı ama AKP’nin terk ettiği ‘kardeşlerimiz’ söylemi ile. Bir sonraki ifadesi ise iktidara gelir gelmez ilk iki sene içinde tüm Suriyelileri göndereceğiz oldu. Esad yönetimi ile görüşeceğiz dedi. Suriyeli mülteciler mevcut rejimden kaçtı. On binlercesinin ailesinden kayıp var, işkence gören var, hala rejim hapishanelerinde tutulan yakınları var. Suriye’de hala işkence ve ağır insan hakları ihlalleri devam ediyor. Tüm bunlara rağmen, mülteci hukukunun en temel prensibi olan ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan işkence yasağının gereği, geri gönderme yasağına aykırı olarak nasıl mültecilerin hemen geri gönderilebileceğinden söz ediliyor anlayamıyorum. Kimse yaşam hakkının tehdit altında olacağı bir ülkeye geri gönderilemez” diye konuştu.
 
‘Muhalefetin ‘göndereceğiz’ açıklaması düşmanlığı körüklüyor’
 
Mülteci konusunu sadece dış politika üzerinden açıklama yapmanın yanıltıcı ve hatalı olduğunu vurgulayan Cavidan, “Dış politikada AKP’nin yaptığı yanlışların sorumlusu on yıldır ülkede yaşayan mülteciler değil. Muhalefetin bunu net bir şekilde ayırması ve kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. Ne yazık ki tersine, muhalefet kanadından yapılan ‘ilk fırsatta geri göndereceğiz’ açıklaması mültecilere karşı düşmanlığı daha da körüklemiş oluyor” diye belirtti.
 
 ‘Sınır açık tutulacaksa bunun iç politikada tartışılması gerek’
 
Öte yandan Afgan zorunlu göçünün kitlesel olarak artmaya devam edeceğine işaret eden Cavidan, “Taliban yönetimine geçen eyalet sayısı arttıkça, ülkeye mali ve askeri destekte bulunan AB ülkeleri de yardımları keseceklerini açıklıyorlar. En son Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bu yönde bir açıklama yaptı. Ülkede çok ciddi alt yapı sorunları zaten mevcut. Üzerine Afganlar için yaşadıkları şehir ve eyaletlerde güvenlik sıkıntısı ve çatışmalar da eklenince, Türkiye’nin daha fazla zorunlu Afgan göçü için bir planlama yapması gerekiyor. Sınır açık tutulacaksa, bunun iç politikada tartışılması gerek” dedi.
 
‘Büyük bir zorunlu göç dalgası bizi  bekliyor’
 
“Türkiye para karşılığı Avrupa Kalesi’nin bekçilik rolünü bir kez üstlenince, ülke olarak yine para karşılığı gelecek Afgan mültecilerin önünü kesme rolünün AB tarafından teklif edilmesi hiç de şaşırtıcı olmayacaktır” diyen Cavidan, “ Bu konudaki tek olumlu gelişme bazı Avrupa ülkelerinin Afganistan’ı güvenli kabul ederek Afganlara mülteci statüsü tanımaması ve sürekli sınır dışı politikası izlemesi bir süreliğine durdu. En son Almanya Afganların geri gönderildikleri takdirde hayatı tehlikede olacağı için sınır dışı edilmeyeceklerini açıkladı. Öyle sanıyorum ki, Suriye’den sonra bizi ve AB ülkelerini Afganistan üzerinden yaşanacak büyük bir zorunlu göç dalgası bekliyor. Bu gelişmeye Türkiye’de muhalefetin hazırlıklı olması ve olası ırkçı saldırıların önüne geçmek için hak temelli bir söylem ve siyaset benimsemesi çok önemli” ifadelerini kullandı.
 
‘İktidar program izlemek ve şeffaf olmak zorunda’
 
“İktidar, bu yeni zorunlu göç hareketi karşısında ne şekilde bir program izleyeceğini herkese anlatmak ve şeffaf olmak zorunda” diyen Cavidan,  aksi takdirde ülke içi sorunlar nedeniyle yeni gelen Afgan mültecilerin de günah keçisi olarak görüleceğini ve ırkçılığa maruz kalacağını belirtti.