TJA’lı Türkan Kocadağ: Şiddete karşı özsavunma ile örgütleneceğiz
- 09:02 20 Ağustos 2021
- Güncel
İSTANBUL - Katledilen ya da tecavüze uğrayan kadınların faillerinin çoğunun suç dosyalarının kabarık olmasının “tesadüf” olmadığına değinen TJA aktivisti Türkan Kocadağ, örgütlü bir kötülüğün var olduğunu ve buna karşıda özsavunmayı geliştirerek örgütlenmenin gerekliliğini vurguladı.
Son zamanlarda kadınlar önce kayboluyor, daha sonra şiddete, tecavüze maruz bırakıldıkları ve katledildikleri ortaya çıkıyor. Katledilen ya da tecavüze uğrayan kadınların faillerinin çoğunun suç dosyaları ise kabarık çıkıyor. 13 Nisan 2020’de pandemi sürecini fırsata çeviren AKP, infaz yasası teklifini gündeme getirerek, şiddet faillerinin serbest bırakılmasının önünü açan yasayı Mecliste onayladı. Suç işleyen erkeklerin çoğunluğu ise infaz yasasıyla serbest bırakılan failler. Siirt’te uzman çavuş Musa Orhan tarafından tecavüze uğradıktan sonra intihara sürüklenerek yaşamını yitiren İpek Er ve Ankara'da Mehmet A. ve Yusuf G. isimli iki erkeğin tecavüzde bulunmasının ardından şikayette bulunmasına rağmen faillerin serbest bırakılması sonucu intihara sürüklenen Edanur Kaplan bu örneklerden biri.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Türkan Kocadağ, artan katliam ve şiddetin iktidarın militarist söylemleri ile bağının olduğunu belirterek, TJA olarak mücadeleyi büyüteceklerinin sözünü kadınlara verdiklerini ifade etti.
‘İktidardakilerin söylemleri kadın katliamlarını artırdı’
Kadın mücadelesi büyüdükçe kadına karşı şiddetin de bu oranda büyüdüğünü vurgulayan Türkan, katliamlar ile kadınların korkutulmaya çalışıldığını, alanlardan ve sokaklardan geri çekilmelerinin istendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katliamları azmettiren ifadeler kullandığının altını çizen Türkan şu değerlendirmelerde bulundu: “2013 yılından nu yana cumhurbaşkanının kadınlarla ilgili yaptığı açıklamalarla birlikte kadın katliamları yüzde yüz arttı. Birkaç örnek verecek olursak, ‘Anne-baba, kızının birilerinin kucağına oturmasını ister mi, haddini bil edepsiz, kürtaj cinayettir, doğurmayan kadın yarımdır, kadınlar kahkaha atamaz’ gibi birçok açıklamayla birlikte yüzlerce kadın katledildi.”
Türkan, yine Adana’da 19 yaşındaki bir kadını katleden failin indirim alabilmek için cumhurbaşkanının eril ve azmettirici ifadelerini kullandığını hatırlatarak, iktidarın eril erkek egemen dilinin şiddeti arttıkça, kadınlara yönelik şiddetin oranının da aynı düzeyde arttığını dile getirdi. “2021‘in sekizinci ayındayız, yüzü aşkın kadın katledildi” diyen Türkan, iktidar tarafından kullanılan eril ve yobaz zihniyet dili değişmedikçe kadınların uğradığı taciz, tecavüz ve katliamların artacağına dikkat çekti.
‘Yasalar failleri cesaretlendiriyor’
Var olan yasaların uygulanmamasının failleri cesaretlendirdiğini ifade eden Türkan, birçok failin bağıra bağıra “altı ay yatar çıkarım” dediğini ve “Bu bağırma hali, içinde bulunduğumuz toplumsal çürümenin en acımasız dışavurum halidir” sözlerini kullandı. Her anlamda toplumda ahlaki bir yozlaşma ve çürümenin hakim olduğunu vurgulayan Türkan, kadına yönelik ayrımcılığın en ölümcül biçimi olan kadının yaşam hakkı ihlalinin ülkedeki haksızlık ve hukuksuzluklar ile direk bağlantılı olduğunu, adaletin ve hukukun olmadığını, açlık, yoksulluk, ırkçılık, hırsızlık ve rantın da toplumda şiddeti arttırdığını bir kez daha yineledi.
‘Katilleri dışarı çıkaran infaz yasasıyla erkekler onlarca kadını katletti’
Yasaların uygulanmadığı, bir gece yarısı cumhurbaşkanı kararıyla kadınları koruyan ve önemli bir toplumsal kazanım olan uluslararası İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiğini aktaran Türkan, “Bir gece yarısı kararnamesiyle katilleri dışarıya çıkaran infaz yasası çıkarıldı ve bu dışarı çıkan erkekler yine onlarca kadını katletti. ‘Hafif cezaların’ verilmesi, iyi hal indirimi gibi uygulamaların olması failler için caydırıcı olmuyor” yorumunu yaptı. Erkeklerin korunduğunu, birçok failin gözaltına dahi alınmadığına ışık tutan Türkan, 2019 yılında Avcılar’da çocuklarının gözü önünde 19 bıçak darbesiyle katledilen Seda Kurt’un faillerinin hala gözaltına alınmadığını belirterek, her yerde kameraların olduğu İstanbul gibi bir kentte faillerin yakalanmamasının katilerin nasıl korunduğunun açıkça bir göstergesi olduğunu ifade etti.
‘Özsavunmayı örüp örgütleneceğiz!’
Faillere ağır cezaların verilmesi gerektiğine değinen Türkan, “İyi hal indirimi uygulanmamalıdır. Katiler cezaevlerinde suç makinesine dönüştürülmemelidir, eğitimlerle değiştirmeli, topluma kazandırılmalıdırlar” çağrısında bulundu. Özsavunmayı örmek ve tüm kadın hareketleriyle örgütlenerek mücadele yürütmenin önemine vurgu yapan Türkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taliban’la inanç farkımız yok diyen bir zihniyetten hiçbir beklentimiz olamaz, hak verilmez alınır şiarıyla Kürt kadınları olarak mücadeleyi büyütmek, özsavunmamızı örmek, diğer kadın hareketleriyle omuz omuza vererek yaşam hakkımız ve tüm haklarımız için bu zihniyeti değiştirmenin mücadelesini daha da büyütmemiz gerekiyor.”
‘Jin, Jiyan, Azadi!’
Evde, sokakta, mahallede, yaşam alanlarının olduğu her yerde kadınların örgütlenmesi çağrısında bulunan Türkan, kapitalizmin de beslediği kadına yönelik şiddeti nasıl örgütlediğini öfkeyle gördüklerini ve bu zihniyet değişmeden kadına karşı şiddet, taciz, tecavüz ve katliamların bitmeyeceğini sözlerine ekledi. Türkan Jin, Jiyan, Azadi şiarıyla son olarak, “Gericiliğin, kötünün iyisine razı eden burjuva ideolojisinin karşısında daha çok mücadeleyi büyüteceğimizin sözünü veriyoruz” diyerek eşitlikçi ve özgürlükçü bir geleceğin yakın olduğuna inandığını paylaştı.







