Şırnak halk buluşmasında tecrit ve ulusal birlik vurgusu

  • 16:28 21 Ağustos 2021
  • Güncel
ŞIRNAK - Binlerce kişinin katıldığı “Özgürlük Zamanı” buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, tecrit politikalarına ve ulusal birliğin gerekliliğine dikkat çekti. 
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) “Özgürlük Zamanı” kampanyası kapsamında “HDP’liyiz, her yerdeyiz” şiarıyla Şırnak’ta halk buluşması gerçekleştiriyor. DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın katıldığı buluşmaya, kentin dört bir yanından binlerce kişi katıldı. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride yönelik tepkilerin dikkat çektiği buluşmada “Tecrit insanlık suçudur”, “Açlık grevlerine ses ver” ve “Kadına şiddete hayır” yazılı dövizler taşındı. 
 
‘Tecrit kalkana kadar durmayacağız’
 
Buluşmada halkı selamlayan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, halkın coşkusu ve katılımı için de teşekkür etti. Kürt halkı olarak hiçbir saldırıya karşı geri adım atmadıklarını belirten Saliha, “Bizim kültürümüzde geri adım atmak, diz çökmek yoktur. Kürt halkı direnişiyle, mücadelesiyle özgürlüğü kazanana kadar dimdik ve aynı kararlılık ile devam edecek. Kürt halkının dili, kültürü, doğası, varlığı tecrit edilmek isteniyor. Dünyada benzeri olmayan bir tecrit uygulanıyor Sayın Öcalan şahsında. Tecrit sonlanmadıkça biz direnişimize her yerde devam edeceğiz. Tecridi ortadan kaldırana kadar durmayacağız. Tecrit ağırlaştıkça halklara yönelim de artıyor. Sayın Öcalan özgürleşmedikçe, Kürt ve Türkiye halkları da özgürleşmeyecek” diye belirtti. 
 
‘Sayın Öcalan’ın görüşleri dikkate alınmalıdır’
 
Açlık grevlerinin 168 gündür devam eden açlık grevlerine dikkat çeken Saliha, cezaevlerinde açlık grevinde olan ve direnen tüm tutsakları selamladıklarını ve direnişleri önünde saygıyla eğildiklerini belirtti. Siyasi tutsakların ağır hak ihlallerine maruz bırakıldığını ve rehin tutulduklarını söyleyen Saliha, cezaevlerinde tutsaklara yönelik düşman hukukunun işlediğine vurgu yaptı. Cezaevlerinde olası bir olumsuzluktan hükümetin sorumlu olduğuna işaret eden Saliha, “Tutsaklar bedenlerini ölüme yatırdılar ve gün be gün eriyorlar. Bunun sorumlusu da muhatabı da mevcut iktidardır. Sorunların en büyüğü Kürt sorunudur. Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Bu sorunu çözecek tek kişi Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan Kürt halkının özgürlüğü için, Kürt halkının statü kazanması için tecrit altında bile çözümler sunuyor ancak hükümet buna kulaklarını tıkıyor. Sayın Öcalan’ın görüşleri dikkate alınmalıdır” sözlerinin altını çizdi. 
 
‘Birliğimiz saldırılara cevap olacak’
 
Saliha, Kürt halkının sözünü çok net söylediğini belirterek, Kürt halkının da statü sahibi olmak istediğine ve dilinin, kimliğinin tanınmasını istediğine işaret etti. Şengal’e yönelik saldırılara ve ulusal birliğin önemine de dikkat çeken Saliha, Kürt halkının kazanımlarının hedef yapıldığını dile getirdi. Kürt halkının yok etme politikaları, kadın katliamları, Kürt halkının dili ve kültürüne dönük saldırılar, tecrit ve soykırım operasyonlarına karşı her yerde ses çıkarması gerektiğini kaydederek, “Kürt kazanımlarının korunması için, büyümesi için ulusal birliğin ve ittifakın bir an önce sağlanması gerekiyor. Dört parça Kürdistan’da birliğimizi korumamız gerekiyor. Birliğimiz saldırılara cevap olacak” dedi. 
 
Saliha, son olarak şunları belirtti: “Büyük bedeller ödedik. Büyük direnişlerimiz oldu. Saldırıların kimden ve neden geldiği bellidir. Bu saldırıları birliğimizle püskürtmeliyiz. Bugüne kadar nasıl direndiysek bu günden sonra da direneceğiz. 21’inci yüzyıl Kürt halkının yüzyılı olacak. 21’inci yüzyıl Sayın Öcalan’ın özgürleşmesinin yüzyılı olacak. Mücadelemiz sadece Kürt halkının değil tüm Ortadoğu halklarının özgürlüğünü beraberinde getirecektir.”
 
‘Çözüm ittifakını kuracağız’
 
Ardından Şırnak halkına Kürtçe seslenerek konuşan Mithat Sancar, Botan halkına teşekkür etti. Mithat, bu zalim bloğa karşı, bu iktidara karşı “demokrasi ittifakı” şiarı ile yola çıktıklarını belirterek, “Dedik ki; çözümü, demokrasi ittifakı ile getireceğiz. Soruyorlar bazen nedir bu demokrasi ittifakı? Ne kastediyorsunuz. Diyoruz ki; demokrasi ittifakı her şeyden önce çözümsüzlük bloğuna karşı çözüm ittifakıdır. Bu ülkenin temel sorunlarının kaynağında, Kürt sorununda çözümsüzlük politikaları yatıyor.  Devletin çeteleşmesi, soygun, rantın meşrulaştırılması, bütün talanın üstünün örtülmesi çözümsüzlük politikalarından dolayı mümkün oluyor. İşte o nedenle diyoruz ki çözümsüzlük bloğuna karşı demokrasi ittifakının bir ayağı olarak çözüm ittifakını kuracağız” dedi. 
 
Mithat sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Çözümsüzlük bloğuna karşı çözüm ittifakı. Bu blok savaş bloğudur, bu blok bu ülkeyi savaş politikalarıyla yönetmeye çalışıyor, bu blok savaşın olduğu her yerden fırsat yaratmaya çalışıyor. Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da insanların kanı akarken bu iktidar bloğunun hesabı kar, menfaat ve Saray’ın düzenini devam ettirmektir. İşte o nedenle diyoruz ki savaş bloğuna karşı barış ittifakını kuracağız. Barış ittifakı savaş bloğuna karşı kurulacak. Çözümsüzlük ve savaş politikalarının sembolü tecrit uygulamasıdır. Bu blok, tecrit bloğudur. İmralı'daki tecrit, basit bir hapishane uygulaması değildir. İmralı tecridi bir rejimdir, bir düzendir. Bu rejimin, bu düzenin, İmralı’daki tecridin temeli çözümsüzlük ve savaş politikalarıdır. O nedenle diyoruz ki tecrit bloğuna karşı diyalog ve müzakere ittifakını kuracağız. Çünkü Kürt sorununda çözüm ancak diyalog ve müzakere ile mümkündür. Bunun için İmralı'daki tecrit mutlaka sona ermelidir. Bizim tecride karşı mücadelemiz aynı zamanda barış ve çözüm mücadelemizin ayrılmaz bir parçasıdır. İşte o nedenle diyoruz ki tecrit bloğuna karşı diyalog ve müzakere ittifakını kuracağız. 
 
Kadın özgürlük mücadelesiyle yürüyeceğiz
 
Biz de diyoruz ki bu otoriter bloğa karşı özgürlük ittifakını kuracağız. Özgürlük ittifakıyla bu bloğu mutlaka alt edeceğiz. Bu blok aynı zamanda sömürü ve rant bloğudur. Bütün ülkenin kaynaklarını, halkın kaynaklarını savaşa, saraya, yandaşa sermayeye peşkeş çekiyor. O nedenle ülkede yoksulluk ve açlık var. İşte biz diyoruz ki bu sömürü bloğuna karşı, rant bloğuna karşı emek ittifakını kuracağız, emekçilerle bir arada yürüyeceğiz. Bu blok erkek egemen bir bloktur, kadın düşmanıdır. Bu bloğun zihniyeti IŞİD ve Taliban ile aynıdır. Erkek egemen bloğa karşı kadın ittifakını kuracağız, kadın özgürlük mücadelesiyle yürüyeceğiz. Diyeceğiz ki; ‘Jin jiyan azadî’. Bu blok (erkek egemen blok) geleceği karartmak isteyen bir bloktur. Geleceğin karartılmasından en büyük zararı görecek olanların ittifakı kuracağız, gençlerin ittifakını kuracağız, karanlığı getirmek isteyenlere karşı gençlik ittifakı kuracağız. Bu blok, doğa ve çevre düşmanıdır. Yangınları görüyorsunuz, yangınların çıkmasını önleyemiyorlar, gerekli tedbirleri almıyorlar, yangın çıkınca söndürmüyorlar, ‘söndürecek araç gereç yok’ diyorlar. Bu yüzsüzlüktür. Bu ülkenin kaynaklarını savaşa, ranta tahsis etmeseler bu yangınlar 10 gün sürmez, birkaç saatte söndürülür. Orada binlerce canlı hayatını kaybetmez, o kadar insanımız hayattan ayrılmazdı. Şemdinli’de, Hozat’ta, Antalya’da, Alanya’da, Bodrum’da, Milas’ta yangınların sebebi bu talancı, doğa ve çevre düşmanı iktidar bloğudur. Bu iktidar bloğunu besleyen zihniyetlerdir, düzendir. 
 
Halkımızın yüreğini dinledik
 
İki aydır yollardayız. Bazen biz eşbaşkanlar şehirlere geliyoruz ama bütün yöneticilerimiz, bütün PM ve MYK üyelerimiz, milletvekillerimiz her gün sokaklardalar, ev ev dolaşıyorlar, sizlerle buluşuyorlar. Bu buluşmaların şimdi bir hedefi var. Elbette her zaman halkımızla iç içeyiz olacağız. Çünkü gerçek gücümüz halkımızın gönlüdür, bağrıdır, sokağıdır, evidir. Meydanlarda sizlerle buluştuk, burada halkımızın yüreğini dinledik. STK’lerle istişareler yaptık, alimlerimizden, irfan seydalarımızdan hikmet aldık. Ev ev, sokak sokak dile getirilen önerileri de seydalardan alimlere, kanaat önderlerinden STK temsilcisine bütün halkı dinledik. Çünkü önümüzdeki dönem bazı kritik kararları alma dönemidir. Çünkü finalde neyi nasıl yapacağımızı ortaya koymamız, halkımıza ilan etmemiz gerekiyor. Bunu da Eylül ayı içinde yapacağız. 
 
HDP olmadan değişim olmaz
 
Ülkenin tamamına demokrasi, her kesime özgürlük, bütün halklara eşitlik, bütün inançlara özgürlük ve gençlere umutlu bir gelecek, kadınlara eşit, hayatlarını kendileri belirledikleri bir yaşam, bizim yolumuz budur. Ama bu yolda demokrasi ittifakı hedefine giderken ‘Nasıl yapmamız gerekiyor? Neyi, nasıl yürümemiz ya da hangi yolu nasıl yürümemiz gerekiyor? sorusunun yanıtını işte sizlerden aldıklarımızla belirleyeceğiz. Alacağımız kararları halkımızla birlikte belirleyeceğiz demiştik yola başlarken. Şimdi bu yolun ilk finalini gerçekleştiriyoruz. Şimdi oturup parti kurullarımızı toplayıp, buradan aldıklarımızı enine boyuna, en ince ayrıntısına kadar ele alacağız, değerlendirip kararlarımızı vereceğiz. Bu kararları bir deklarasyon haline getireceğiz. Ülkenin temel sorunlarına, acil meselelerine ve özel gündemlerine dair çözüm önerilerimizi ve yöntemlerimizi bu deklarasyona koyacağız. Bu deklarasyon ülkenin temel sorunlarına, acil meselelerine ve özel gündemlerine dair karar öneri ve yöntemlerimizi içerecek. 
 
Bu deklarasyonda önce topluma çağrılarımız olacak. Muhalefete, iktidara ve Kürt hareketine de çağrılarımız olacak. Bu çağrıları da sizden aldıklarımızla yapacağız. Yolumuz belli. Bu yol özgürlük yoludur, demokrasi ve barış yoludur. Bu ülkede HDP olmadan, halkların ortak iradesi olmadan, değişim olmaz. HDP’yi hesaba katmadan, bu bozuk düzeni değiştirmek mümkün olmaz. Savaşı, yalanı, talanı, kanı ancak HDP ile birlikte bitirebilirsiniz. Biz olmazsak çözüm olmaz, çözüm bizimledir.”
 
Buluşma, çekilen halaylarla sona erdi.