Kadınlara saldırılara karşı özsavunma mekanizmasını hayata geçirme çağrısı
- 09:03 23 Ağustos 2021
- Güncel
İSTANBUL - İşletilmeyen devlet mekanizmaları karşısında kadınlar ve tüm bireylerin mücadele yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Kadın Zamanı Derneği Başkanı Dilek Başalan, kadınların özsavunma mekanizması ile saldırılara cevap vermesi gerektiğini vurguladı.
Kadın katliamları hız kesmeden artarken şiddet, taciz, istismar ve tecavüz vakalarına da her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Erkekler cezasızlıkla “ödüllendirildikleri” için yargının da işlememesini güvence edinerek suç işlemeye devam ediyor. 13 Nisan 2020’de pandemi sürecini fırsata çeviren AKP, infaz yasası teklifini gündeme getirerek, şiddet faillerinin serbest bırakılmasının önünü açan yasayı Meclis’te onayladı ve böylelikle suç işleyen erkeklerin çoğunluğu infaz yasasıyla serbest bırakıldı. Öte yandan failler serbest bırakılırken yargı mekanizmalarının işlememesi nedeniyle özsavunmalarını kullanan kadınlar ise “yargılandı”.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle 20 Mart’ta feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin Temmuz’da resmi olarak yürürlükten kalkmasının ardından ise istismar, tecavüz ve taciz vakalarında ciddi bir artış yaşandı. Ajansımızın Temmuz ayı şiddet çetelesine göre söz konusu ayda 27 kadın katledildi, 8 kişi ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Kadın Zamanı Derneği Başkanı Dilek Başalan artan katliam ve şiddet, faillere verilen cezasızlık “ödülü”, yargı mekanizmalarının işlememesi, özsavunmanın geliştirilmesi ve Sözleşmeden çekilme kararının ardından şiddet başvurularındaki artışa ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
‘Failler bir suç makinesi olarak dışarıya çıkarılıyor’
İstanbul Sözleşmesi’nin sadece bir ceza mekanizması olmadığını, kadına yönelik şiddet karşısında değişim ve dönüşümü de gerçekleştirme amacı taşıdığını vurgulayan Dilek, Sözleşmenin kurumlarda toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili eğitimlerin verilmesi, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nde (ŞÖNİM), sığınaklarda kadın erkek eşitliğinin aktarabileceği ve toplumsal cinsiyet eşitliğini özne kabul eden bir yaklaşımı esas aldığını ifade etti.
‘Kadınlar adli makamlara başvurmaktan vazgeçmemeli!’
Sözleşme yürürlükten kalkmış olsa dahi şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalan kadınların adli makamlara başvurması ve sığınak talebinden asla vazgeçmemesi gerektiğini kaydeden Dilek, “Biz kazanımlarımızın işletilmesini istiyoruz sadece, onlardan hiçbir destek istemiyoruz. Bu kazanımlar bizim ve bu kazanımlar için dilekçemizi kabul etmek, uzaklaştırma kararını yerine getirmek, beni ve varsa çocuklarımı korumak ve erkeği o alandan uzaklaştırmak zorundalar” diye konuştu.
‘Kadın kırımının bir ayağı da yargı’
Kadınların maruz kaldığı şiddet, taciz, tecavüz ve katliamları “kadın kırımı” kavramıyla değerlendirdiklerini belirten Dilek, bu politikanın kadınların yaşamının her alanına sirayet ettirilmeye çalışıldığını kaydetti. Kırım politikaları içerisinde yargı makamının pozisyonuna dikkat çeken Dilek, yargının erkek aklıyla ilerlediğini ve şiddet başvurusunda bulunan kadınları sorguladığını dile getirdi. Dilek, “Kadınları çok daha kötü hissettiren, ‘neredeydiniz, ne giydiniz, sevgilin miydi, eşin miydi, kocan mıydı’ gibi sorularla karşılaşıyor olmaları” dedi.
‘Kimi kime şikayet edeceğini bilmiyorlar’
Başvuruda bulunan kadınların korku psikolojisi ve kendisini anlatamama duygusuyla beraber tekrar şiddete maruz kaldığını ve bu nedenle şiddete maruz kaldığı eve geri dönmek zorunda kaldığını söyleyen Dilek, “Çünkü kendisini anlatamıyor, karşısındakinin ona gerçekten bir yurttaş olarak haklarıyla karşılık vereceğine inanmıyor, böyle bir güveni yok ve bir özgüven kırılması da yaşıyor. Çünkü kimi kime şikayet edeceğini bilmiyor. Bu korku ve ‘yenilmişlik’ duygusuyla tekrar şiddete maruz kaldığı alana geri dönüyor ve bu alanda belirli bir süre sonra belki katledildiği, belki cezaevine girdiği haberini alıyoruz. Bir şekilde kadını mağdur eden, kadının bütün alanını ve yaşamını yok eden bir süreçle karşı karşıya kalıyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘Devlet mekanizmalarının karşısında kadınlar var’
Toplumun büyük bir çoğunluğun devlet mekanizmalarını esas alan bir yerden yaklaştığını kaydeden Dilek, devlet mekanizmalarının da kadını ikincil, nesne olarak gördüğünü ve kadınların yaşadığı tüm mağduriyeti “amalarla, fakatlarla” meşrulaştırdığını söyledi. Sistemin bu şekilde sürmeye devam etmesiyle katliamlarının devamının geleceğini dile getiren Dilek, “Devlet mekanizması karşısında kadınlar ve tüm bireyler bir direnç sergilemezse, erkek devlet aklına kadın bilincini dayatmazsa, isyanlarıyla, sözleriyle, mücadeleleriyle ve inançlarıyla erkek aklıyla baş edebilecek örgütlü gücü kendilerinde göremezlerse bu akıl böyle devam edecek. Çünkü devlet mekanizmalarının karşısında şu an sadece bizler, kadınlar varız ve kadınlar da gerçek adalet için mücadele ediyor” dedi.
Özsavunma
Kadınların saldırılara karşı kendilerini koruma yöntemi olarak özsavunma mekanizmasını hayata geçirmek olduğunun altını çizen Dilek, “Bir birey olarak değil bireyin örgütlü yapısı ve çalıştığı diğer kadın kurumları üzerinde kadınlar olarak nasıl kendimizi koruyabiliriz, özsavunma mekanizmasıyla nerede, nasıl bir refleks geliştirebiliriz” düşüncesiyle kadın dayanışmasının tam da bu nedenle daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yalnızca Türkiye değil tüm dünyada kadınların şiddete maruz kaldığını ve erkek adaletin birçok yerde kadınları tekrar mağdur ettiğini aktaran Dilek, “Bunun için bizim kendimizi bilmemiz, kendimizi keşfetmemiz, erkeklerle ve diğer tüm canlılarla aslında eşit olduğumuzu, anayasadaki tüm haklarımızdan bizim de eşit şekilde yararlanabileceğimizi, gerekirse kendimizi savunabileceğimizi bilmemiz gerekiyor” çağrısında bulundu.
Dayanışma ve örgütlenme
Dayanışma ve örgütlenme ile hiçbir kadının yalnız olmayacağını vurgulayan Dilek, son olarak şiddete, tacize ve tecavüze maruz bırakılan tüm kadınlara şu cümlelerle seslendi: “Çok kötü şeyler yaşıyoruz evet ama günün sonunda yalnız olmadığımızı bilmeliyiz. Türkiye’de kadın hareketi var, şiddete maruz kalan kadınlar, kadın hareketine ulaşmayı hedef koysun kendisine ve ulaştıktan sonra sürecin çok hızlı ilerleyeceğini, neye maruz kaldıysa onun çözülmesi ve mağduriyetinin giderilmesi için çaba sarf edecek bir kadın hareketi olduğunu bilmeli. Bu yüzden sadece beş dakikalık nefes alsın ve bize ulaşsın. Kadınlar gerçek adalet için mücadele ediyor. Dayanışma ve örgütlenme ile hiçbir kadın yalnız olmayacak.”







