Kadınlar yargı başta olmak üzere devlet kurumlarına güvenmiyor!
- 09:01 27 Ağustos 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - Şiddetle karşılaşan kadınların, sivil toplum kuruluşlarına ulaşmaları önünde devlet yetkilileri ve toplumun kimi kesimleri tarafından engel oluşturulduğunu belirten Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağından kadınlar, başvuru yapan kadınların yargı başta olmak üzere devlet kurumlarına güvenmediklerini ifade etti.
Diyarbakır’da 7 Mart 2019 yılında kurulan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı’nın 21 Ekim 2020 tarihinde yayınladığı raporda 1841 kişi çeşitli şiddet nedenleri ile ağa başvuru yaptı. 2021 yılında yapılan başvurulara ilişkin hazırlanan raporun ise yılsonunda açıklanması bekleniyor.
Kadın kurumalarına yapılan başvurulara ve kadınların kurumlara ulaşımı önündeki engellere ilişkin Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı’ndan İnsan Hakları Diyarbakır şube yöneticisi Derya Yıldırım ve Rosa Kadın Derneği avukatlarından Elif Tirenç İpek Ulaş değerlendirmelerde bulundu.
‘Kadınlar başvuru yaparken endişeli’
Genellikle aile içi şiddet, cinsel istismara yönelik başvuruların yapıldığını ancak kadınların olayın üstünden uzun bir zaman geçtikten sonra başvuru yaptığını ifade eden İnsan Hakları Diyarbakır şube yöneticisi Derya Yıldırım , “Cinsel istismara maruz kalan kadın hemen başvuru yapamıyor. Başvuru yapmamalarının nedenleri; faile her hangi bir cezanın uygulanacağına inanmama, toplumsal baskının yapılması olduğu görülüyor. Cinsel istismara maruz kalan kadın durumu ilk kendisi kabul edemiyor. Kabul ettikten sonra toplumda yaşayacağı baskıyı değerlendiriyor. Hepsini aştıktan sonra cezalandırma olur mu diye düşünüyor. Kadınların karakolda ve savcılıkta muhatap olduğu kişiler başvuru yapmalarına engel oluyor. Ailedir bir şey olmaz, kadınsın sen ne olacak kocan vurduysa gibi cümleler geç başvuru yapmalarına neden oluyor” diye söyledi.
‘Kadının talebi üzerine hareket ediyoruz’
Kadının başvurusu üzerine işlem yaptıklarını ve başvuru sürecinden sonra yapılan işlemlerin aşamalarını açıklayan Derya, “Dava açılana kadar suç duyurusunun takipçisi oluyoruz. Kadının izni varsa olayı basınla paylaşıyoruz. Farklı kadın kurumlarından destek istiyoruz. Bazı kadınlar sadece derneğin ilgilenmesini istiyor. Bunun için basınla ya da diğer kurumlarla olayı paylaşamıyoruz. Bazı kadınlar ne yazık ki şikayetini sadece başvuru şeklinde bırakıyor. Bu başvuru burada kalsın başıma bir şey gelirse öncesinde bir çabam olduğu görülsün diyor. Bazı kadınlar şiddet gördüklerinde darp raporu almak için derneğe geliyor. Psikolojik destek isteyen kadınlar oluyor. Bunun üzerine psikolojik destek veren kurumlarla iletişime geçiyoruz. Kadının talebi üzerine hareket ediyoruz. Hukuki yönüyle tam destekçi oluyoruz” dedi.
‘Cezasızlık politikası uygulanıyor’
Yapılanların yeterli olmadığını ve yıllardır süren mücadeleye karşı cezasızlık politikasının yürütüldüğünü belirten Derya, “Kadının bütün engelleri aştıktan sonra başlattığı adalet mücadelesi istenilen sonucu vermiyor. İyi hal indirimi, tahrik, kadının yaptıkları ve delil yetersizliği diyerek failin beraat etmesini sağlıyorlar. Bu durum kadında ciddi yıkıntıya sebep oluyor. Sadece kadın için değil sürecin takipçisi olan kadın örgütleri açısından da yıkıcı bir süreç. Çünkü ciddi bir emeğin birden bire ortadan yok olmasını görüyorsunuz. Bunların sebebi de cezasızlık politikasıdır. Davalarda gerçek bir yargılamanın olmaması. Kadın beyanının esas alınmaması kadının bu sürece girmesine engel oluyor. Basından bu olanları gören kadınlar adaletten istediği sonucu alamayacağını düşünüyor” diye ifade etti.
‘Kadınlar çok yönlü şiddete maruz kalıyor’
Kadına yönelik şiddetle mücadele ağını 2019 yılında deklare ettiklerini bu süreç içerisinde üç tane rapor hazırladıklarını dile getiren avukat Elif Tirenç İpek Ulaş, “Hazırlanan raporlarda kadınların genellikle çok yönlü şiddete maruz kaldığını gördük. Fiziksel şiddete maruz kalan kadın aynı zamanda psikolojik şiddete maruz kalıyor. Psikolojik şiddete maruz kalan kadının ekonomik şiddete maruz kaldığını gördük. Birden çok şiddete maruz kalıyor kadınlar” şeklinde konuştu.
‘Devlet kurumları şiddete çözüm üretemiyor’
Kadınların eskiye oranla başvurabilecekleri yerleri ve yöntemleri daha iyi bildiklerine dikkat çeken Elif, “Kurumların çoğu sosyal medya üzerinden başvuru alıyor. Bugüne kadar yürütülen farkındalık çalışmaları kadınların şiddete maruz kaldığında nereye başvuracaklarını ve neler yapacakları yönünde bilinç oluşmasını sağladı. Kırsal kesimde yaşayan kadınlar olanakları kısıtlı olduğu için kurumlara ulaşması daha zor. Son dönemde kadın cinayeti vakalarının daha çok kırsal kesimde yaşandığını görüyoruz. Buralarda kadınlar sadece devlet kurumalarına başvuruyorlar ama buralarında çözüm üretmediğini görüyoruz” dedi.
‘Kayyımlar kadınların ulaşmasına engel oluyor’
Kayyım öncesi belediyelerde kadın dayanışma merkezlerinin, kadınlara ulaşmak için çalışmalar yürüttüğünü ama atanan kayyımların bu kurumları kapattığını ifade eden Elif, “Şiddete ve istismara maruz kalan kadınları bilinçlendirme adına birçok çalışılma yapıldı. Birkaç yıldır kayyımların atanmasıyla birlikte kadın merkezlerinin kapatılması, yargı tacizi gibi etkenler kırsal kesime ulaşma konusunda sıkıntılar yaşanmasına neden oldu. Bunlara rağmen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ağının kırsal kesime ulaşmanın yollarını zorluyor. Türkiye’de ve bölgede kadına, çocuğa yönelik şiddet sınır tanımıyor. 18 yaş altında da çok fazla başvuru alıyoruz. Şiddet sınırı tanımayınca mücadelede sınır tanımıyor” diye belirtti.







