Diyarbakır halkından yanıt: Kürtlüğümüz inkar edilemez
- 09:02 28 Ağustos 2021
- Güncel
Gülistan Azak-Sema Çağlak
DİYARBAKIR - Diyarbakırlılar, sunucu Didem Arslan Yılmaz’ın Kürtlere dönük ırkçı söylemlerinin sorumlusu olarak hükümeti işaret ederken, “Kürtlüğümüz inkar edilemez” dedi.
Türkiye’de AKP-MHP iktidarının yürüttüğü kutuplaştırıcı politikaların sonucu son dönemde Kürtlere dönük ırkçı saldırılar gerçekleşiyor. Yanı sıra özellikle Kürtçeye dönük resmi belgelerde “bilinmeyen dil” ve “x” şeklinde yer verilmesi de Kürtlere dönük yürütülen politikaların başka bir yansıması oldu. Kürtler dillerinden ve kimliklerinden dolayı Türkiye’de dışlanırken, bunun son örneği ise Show TV'de sunuculuk yapan Didem Arslan Yılmaz'a ait “Biraz anlarım Kürtçeden, kesinlikle olmaz. Halayla bir konuşun doğru düzgün, Türkçe konuşsa hepimiz anlayacağız. Burası Türkiye Cumhuriyeti. Doğu dilini bilmiyoruz ki biz. Bilsek anlayacağız” sözleri oldu. RTÜK’ün Kürtçe’ye dönük bu ırkçı saldırıya karşı sessiz kalması da ayrı bir dikkat çeken konu.
Kürtlere ve dillerine dönük bu saldırıları Diyarbakırlılara sorduk.
‘Asıl sorumlu iktidarın kendisi’
Didem Aslan Yılmaz’ın Kürt diline dönük ırkçı söylemlerinin Kürtlere dönük saldırıların bir parçası olduğuna dikkat çeken öğrenci Sema Budak, “İş programda İngilizce konuşmaya gelince iyi konuştuğunu gördük. Programında İngilizce konuşurken, Kürtçeyi dilden saymıyor. Biz dilimizden vazgeçmeyeceğiz. Zihniyeti kötü olan insanların kalkıp dilimizi yargılamaları zorumuza gidiyor. Sunduğu kanalın kapanmasını istiyorum. Hadlerini bilsinler. Biz Kürt’üz ve Kürtçe konuşmaya devam edeceğiz. Aslında yaşananların sorumlusu iktidarın kendisi. Umarım gelecek seçimde başımızdan giderler” dedi.
‘Bu iktidar gidecek, çok eminim’
Didem Aslan’ın Kürt karşıtı söylemlerini kabul edilemez bulduğunu belirten bir başka öğrenci Dicle Başkesen de, “Görünce epey sinirlendim. Kürtler Türkçe konuşmak zorunda değil. Televizyonda yaşanan Türkçe dayatmasını kabul etmiyorum. Herkes dilinde kendini ifade edebilmeli. Sorumlunun iktidar olduğu açık. Bu nedenle gelecek seçimde ülke yönetiminin değişmesini umuyorum. Bu birçok kişinin istediği. Bu iktidar gidecek çok eminim. Çünkü iktidara olan öfke büyüdükçe büyüyor” ifadelerini kullandı.
‘Çok büyük saygısızlık’
Yaşananları “utanç verici”, “saygısızlık” olarak nitelendiren Jindar Özyılmaz, “Kürtlüğümüz inkar edilemez. Bu akıl dışı bir şey. Kürt inkarcılığı yapanlar adına utanıyorum. Çok büyük saygısızlık. Dilimiz varlığımızdır, tarihimizdir. Bunu yargılamak hiç kimsenin haddi değildir. Var olmaya ve kendi dilimizde konuşmaya devam edeceğiz” diye belirtti.
‘Daha fazla Kürtçe konuşacağız’
Duruma tepki gösterenlerden esnaf Bahar Yemez ise, “Madem televizyonlarda Kürtçe konuşulması yasak tüm dilleri yasaklayıp yalnızca Türkçe konuşsunlar. Televizyonlarda tüm diller konuşulurken neden Kürtçeye yer verilmiyor. Bu kelimenin tam anlamıyla iki yüzlülük. Kürtlere dönük ırkçılık yeni değil. Bunlar biz Kürtlerin sürekli olarak yaşadığı bir şey. Ama yaşananlar bizleri Kürtlüğümüzden uzaklaştır sanmasınlar. Daha fazla Kürtçe konuşacağız. Daha fazla varlığımızı savunacağız” diye konuştu.
‘Saldırılara karşı birliğimizi sağlamamız şart’
Mahabat Unat da tepkisini şöyle dile getirdi: “Bu söylemlerin önüne geçilmiyor maalesef. Her gün benzer şeylerle karşılaşıyoruz. Yapmamız gereken en önemli şey kimliğimize daha fazla sahip çıkmak olacaktır. Kürt’üz ve bu topraklarda yaşıyoruz. Dilimiz varlığımızı temsil ediyor. Evet dilimizi özgürce konuşamıyoruz. Ancak bunu sağlamak için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Bu saldırılara karşı birliğimizi sağlamamız şart. Ancak maalesef bugün Kürtlerin birliğinden de bahsedemiyoruz.”
‘Irkçılığın olduğu yerlerde savaş olur’
Kürt karşıtı söylemleri bir Türk olarak utanarak izlediğini belirten emekli memur Aysel Yalap, şunları belirtti: “Türkiye geçmişinden ders çıkarmalıydı. Bu gibi söylemlerin yol açacağı sorunlar geçmiş örneklerle ortada. Irkçılığın olduğu yerlerde savaş, kavga olur. Yaşanan bu ırkçı saldırıyı kınıyorum. Bu gibi saldırıların son bulmasını istiyorum. Halkların birbiriyle sorunu yoktur. Türk-Kürt kardeştir. Aksini konuşanların emelleri başkadır. Tekrar yanlış bulduğumu ve kınadığımı belirtmek istiyorum.”
‘İnsanlar ırkıyla, diliyle yargılanamaz’
Elif Alca, “Cehalet ortada. İster televizyon olsun ister başka bir yer. Dünyanın küçüldüğü herkesin birçok dil bildiği 21’inci yüzyılda bir spiker ‘Kürtçe anlamıyorum’ diye konuklara kızıyor. Kürtçe de dilimizdir. Yaşananlar saçmalık. Böyle bir şey olamaz. İnsanlar ırkıyla, diliyle, giyinişiyle yargılanamaz. Artık ne denir bilmiyorum. Sözün bittiği yer” sözleri ile tepkisini dile getirdi.
‘Yaşananlar çok tehlikeli’
Ev emekçisi Perihan Altıntaş ise, “Maalesef saygı denen şey herkeste yok. Biz Kürtler tarihimizden bu yana herkese karşı saygılı olduk. Şuan dilimiz dahi inkar ediliyor. Yaşananlar çok tehlikeli. Birçok soruna neden olabilir. Sözler dikkatli seçilmeli. Konuşurken insanların hakları, yaşamları gözetilmeli. Yaşananları kınıyorum” dedi.







