Kaçırılmak istenen Alev Şahin: Bir tel saç koparmalarına izin vermeyeceğiz

  • 09:02 30 Ağustos 2021
  • Güncel
 
Öznur Değer
 
ANKARA - Kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılmaya çalışılan ve telefondan aranarak tehdit edilen KHK’li mimar Alev Şahin, “Bu ülkenin devrimci, direnen kadınlarından, sosyalistlerinden, yurtseverlerinden bir tel saç daha koparmalarına izin vermeyeceğiz” dedi.
 
AKP ve MHP’nin ülkedeki muhalif kimliklere yönelik tehdit, baskı ve sindirme politikaları “kaçırma” operasyonlarıyla yeniden gündemde. Ülkede başta gençler olmak üzere çok sayıda kişinin kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından sokak ortasında kaçırılması akıllara 90’lı yıllardaki faili meçhulleri getirirken, son dönemlerde buna maruz kalanların sayısı artıyor.  
 
Geçtiğimiz 2020 yılı içerisinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyesi olan 160 kişi kendilerini MİT çalışanı, polis veya farklı kimliklerle tanıtan kişiler tarafından kaçırıldı. 2021 yılının başından bu yana ise başta gençler olmak üzere çok sayıda kişi ya kaçırıldı ya da kaçırılmaya çalışıldı.
 
2021 yılının ilk 8 ayında kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırılan veya ajanlık dayatılan 11 genç şu şekilde:
 
11 Ocak: HDP Gençlik Meclisi üyesi Hatice Aras, evinin önünde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından ajanlık dayatmasına maruz kaldı.
 
13 Ocak: HDP Gençlik Meclisi üyesi Ezgi Orak, imza atmak üzere gittiği emniyette tehdit ve ajanlık dayatmasına maruz kaldı.
 
27 Ocak: HDP geçmiş dönem Parti Meclisi (PM) üyesi Erol Çiftçi, imzası olduğu gerekçesiyle çağrıldığı karakolda ajanlık dayatmasına maruz kaldı.
 
31 Ocak: Kaldıraç okuru Elif Ceylan, polisler tarafından tehdit edildi.
 
2 Şubat: HDP Gençlik Meclisi üyesi Ronda Bat ve Sultan Taş, Ankara’daki Bahçelievler metrosunda kendilerini “görünmeyenler” olarak tanıtan 6 kişi tarafından araca bindirilerek kaçırıldı. Saatlerce rehin alınan 2 kadın, tehdit ve ajanlık dayatmalarına maruz kaldı. HDP’li kadınlar, saatler süren tehditlerin ardından şehrin dışında bir alanda bırakıldı.
 
18 Şubat: Üniversite öğrencisi S.B., Ankara’da evinin önünde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından araca bindirilerek kaçırıldı. Saatlerce tehdit edilen ve kendisine ajanlık dayatılan S.B., Sincan’da boş bir arazide bırakıldı.
 
18 Şubat: Ali Berke Aydoğan, Ankara’da evinin önünde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından araca bindirilerek kaçırıldı. Saatlerce tehdit ile darp edilen ve kendisine ajanlık dayatılan Ali, Pursaklar’da boş bir arazide serbest bırakıldı.
 
18 Şubat: Uğurcan Baynal, Ankara’da evinin önünde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından araca bindirilerek kaçırıldı. Saatlerce tehdit edilen ve kendisine ajanlık dayatılan Uğurcan, Gölbaşı’nda boş bir arazide serbest bırakıldı.
 
29 Mart: HDP Gençlik Meclisi üyesi Çekdar Aksucu Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan parti binasından çıktıktan sonra zorla arabaya bindirilerek kaçırıldı. Uzun süre kendisine sözlü ve psikolojik şiddetin yanı sıra ajanlık dayatılan Çekdar, aynı gün serbest bırakıldı.  
 
25 Ağustos: HDP Gençlik Meclisi üyesi Celalettin Yalçın, İstanbul Sancaktepe’de evine gitmek istediği sırada kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldı. Kendisine saatlerce şiddet uygulanan, tehdit edilen, tecavüz girişimine maruz kalan ve ajanlık dayatılan Celalettin, ormanlık bir alanda serbest bırakıldı.
 
Alev Şahin de kaçırılmak istendi
 
Özelde HDP’liler genelde ise ülkedeki tüm muhalif kesimlerin maruz kaldığı “kaçırmalar”, muhalif olan birçok kesime yöneliyor. Ocak 2017’de KHK ile işinden ihraç edildikten sonra işini geri istediği için Eylül 2020’de tutuklanıp 4 Haziran’da görülen duruşmasında tahliye edilen mimar Alev Şahin, 20 Ağustos’ta Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Seyranbağları Mahallesi’nde, evine gitmek istediği sırada kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılmaya çalışıldı.
 
Polis olduklarını söylediler
 
Yaşadığı süreci anlatan Alev, kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin “İfade eksikliğin var” diyerek karakola götürme bahanesiyle kendisini araca bindirmeye çalıştıklarını kaydetti. Kendisini araca almak isteyenlere, “Yol kesme yöntemi yeni bir yöntem mi” diye sorduğunu belirten Alev, kendisine talimatın öyle olduğunun söylendiğini ifade etti. Alev, avukatıyla birlikte karakola gideceğini söylediğini aktararak,  “Ancak ısrarla kendileriyle gitmem gerektiğini dile getirdiler. Orada durumun bir ifade eksikliğinden çıkmadığını anladım. Evrak görmek istediğimi söyledim. Bunun üzerine 2 polis arabayı almaya gideceğini söyledi ancak diğer 2 polis yanımda beklemeye devam etti. O sırada avukatlarıma ulaşmaya çalışıyordum” şeklinde konuştu.
 
‘Bu araçla siz insan kaçırıyorsunuz’
 
Çankaya Karakolu’nda ifade vereceğinin söylendiğini dile getiren Alev, polislere önce eve gideceğini, ardından avukatı ile karakola geleceğini belirttiğini sözlerine ekledi. Alev, “Arabaya alma ısrarı devam ediyordu. Ben de eve tek gideceğimi ve karakola avukatımla geleceğimi söyledim. O sırada ‘İsterseniz önce evrakı görün’ dediler. Ben de o sırada gerçekten bir evrak olduğuna inanarak kendileriyle kaldırımdan karşıya geçtim. Siyah panelvan tipi bir araba önümüzde durdu ve kapıları açıldı. ‘Bu araçla mı beni götürmeyi teklif ediyorsunuz? Bu araçla siz insan kaçırıyorsunuz’ dediğimde ‘Sizi tedirgin ediyorsa başka bir araçla gelelim’ dediler. Ben de ‘Elinizde bir yakalama veya gözaltı kararı var mı? Beni bu arabaya almak için elinizde yasal bir belge var mı’ diye sorduğumda ellerinde öyle bir karar olmadığını söylediler” dedi.
 
‘Araca binmeyince sohbet teklif ettiler’
 
Araca binmemesi üzerine polislerin parkta oturup sohbet etmeyi teklif ettiğini kaydeden Alev, “Kendileriyle sohbet edecek ortak bir konum olmadığını, polisle sohbet etmediğimi, gözaltına alındığımda emniyette dahi ifade vermeyen biri olduğumu açıkça ifade ettim. O sırada avukatlarıma ulaşmaya devam ediyordum, hatta bir ara etrafta sinyal kesici olabileceğini bile düşündüm. En son avukatıma ulaştım ve beni bindirmeye çalıştıkları aracın plakasını vererek durumu anlattım. Ben daha telefonda avukatımla konuşurken, polisler arabaya binerek oradan uzaklaştı” sözlerine yer verdi.
 
Telefondan tehdit edildi
 
Eve geldikten sonra akşam 19.30-20.00 sıralarında kendisine bir arama geldiğini dile getiren Alev, şunları söyledi: “Telefonu açtığımda emniyetten aradıklarını ve yaşanan olaya bir açıklık getirmek istediklerini ifade etti. Ardından amaçlarının kaçırmak olmadığını, kaçırmak isteseler kaçıracaklarını, yargılandığım dosya üzerinden birkaç şey söyleyip kendilerine yardımcı olmamı talep edeceklerini, amaçlarının bu olduğunu söylediler. Ben de muhatabımın yargı olduğunu söyledim. Üstü kapalı tehditlerde bulunmaya başladılar. ‘Bu durum sizi tehlikeye sokar. Bu numarayı kaydedip karakola gelebilirsiniz’ dedi. Her gün basından kaçırılan insanlar olduğunu duyuyorum. Hala kayıp olan insanlar olduğunu ve emniyetin bu anlamda iyi bir sicili olmadığını biliyorum. Bir daha böyle bir girişimde bulunmamalarını açıkça ifade ettim.”
 
Suç duyurusunda bulundu
 
Olayın ardından 23 Ağustos’ta avukatlarıyla birlikte suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Alev, HDP ve CHP’li vekillerin konuyu Meclis gündemine taşıyacaklarını belirttiklerini kaydetti.  Alev, konunun takipçisi olacağını vurgulayarak pek çok kurumun dayanışma gösterdiğine değindi.
 
‘Olaydan sonra kameralar söküldü’
 
Olayın hemen ertesi günü olay yerine giderek olayı gören kameralara baktığının altını çizen Alev, “Beni durdurdukları olay anını gören bir apartman kamerası vardı ve yalnızca arabanın o gün orada olduğunu gören birkaç esnaf kamerası olduğunu gördüm. Apartman kamerasının sahibiyle iletişime geçtim ancak şehir dışında olduğu için randevu aldık. Pazartesi günü suç duyurusunun ardından apartmana gittiğimde kamerasının komple sökülüp götürüldüğünü öğrendim ve aile polisi benim gönderdiğimi düşünmüş. Onlara benim açtığım soruşturma üzerine kayıtları incelemek için kamerayı götüreceklerini söylemişler. Ardından esnafı dolaşmaya başladık en azından o gün aracın orada olduğunu kanıtlamak için ancak esnafa da bir hırsızlık olayından kaynaklı kameraları almaları gerektiğini söylemişler ve çoğunu silmişler. Kamera kayıtlarının böyle bir iddianın ardından aynı saatlerde silinmesi hayatın olağan akışına aykırı. Tespit edilebilir MOBESE kayıtları var ama MOBESE’de de ‘kimi kime şikayet edelim’ olayı oluyor. Yine de savcılığa bunu da sunduk. Kayıtların silindiğini ve MOBESE kayıtlarını talep ettiğimizi belirttik” şeklinde konuştu.  
 
‘Ekmeğim için sokağa çıktığımda başıma gelecekleri biliyordum’
 
Alev, Türkiye’de kadın olmanın sömürüye, tacize, şiddete, erklerin baskı gücüne ve zoruna maruz kalmanızın bir sebebi olduğuna dikkat çekerek, muhalif kadın olmanın ise bu şiddetin dozunu artırdığını belirtti. Alev, “Hele muhalif bir kadın olup direnişçi, görünen, kamuoyunca tanınan bir kadın misyonunu taşımanız tutuklamalardan kaçırma girişimlerine kadar zor oklarını size çevirmiş oluyor. 2017 Ocak kararnamesiyle işimden atıldığımda ve ekmeğim için sokağa çıktığımda başıma gelecekleri az çok biliyordum. Mücadelemin halkta nasıl bir karşılık bulacağını belki bu kadar kestirememiştim ama en ufak bir kıvılcımın bile bütün gücünü kaybetmiş bir iktidar tarafından ciddiye alınacağını öngörebiliyordum. Yaşadığım gözaltılar, faşist saldırılar, tutuklamalar ve arkasından gelen kaçırma girişimi iktidarın topyekun saldırısının bir başka parçası. Bunun diğer saldırılardan farklı görmemek lazım” diye belirtti.  
 
‘Dünden daha cesur olmak zorundayız’
 
Tahliyesinin ardından işi ve ekmeğinden vazgeçmediğini ilan ettiğini kaydeden Alev, sözlerini şöyle sürdürdü: “Telefonda söyledikleri gibi kaçırmak isteseler kaçırırlardı. Bunu söylemek bile aslında demokratik bir ülkede bir infial sebebi olmalı. Yasadışılıkla suçlanan bizleriz ama karşımızda ülkenin anayasasını, kendilerine verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanarak büyük bir cesaretle yasadışılık sergileyen bir ekip var. Dolayısıyla biz dünden daha cesur olmak zorundayız. Muhalif olan, öne çıkmış kadınlar ve erkekler için de dünden daha cesur olmanın zamanıdır. Çünkü karşı taraf ilk günden daha cesur. Bu cesaretin karşısına daha güçlü bir cesaret koymak gerekiyor. Cesaretin altında da sağlam bir perspektif, halk sevgisi, memleket sevdası olmalı. Sadece ülke sevgisi ve politik irade değil büyük bir sorumluluk da gerekiyor. Yarınlarına inanlar için ve yarınlarda geceleri aç yatmayan çocukların olması için, hepimizin sokakta güvenle rahatça yürüyebilmemiz, özgürce düşüncelerimizi ifade edebilmemiz, özgürce eylemlerimizi yapabilmemiz için bağımsız özgür bir ülkede yaşamaya inanıyorsak bu aynı zamanda bir sorumluluktur. Korkunun karşısında cesareti, cesaretin terazisine de insan onurunu koymak gerekiyor.”
 
‘Saçımızdan bir tel daha koparamayacaklar’
 
“Ben ilk kaçırılan değilim ama son kaçırılan olma gibi bir hedefim var” diyen Alev, bunun için dayanışma gerektiğinin altını çizdi. Alev, “Bu meselenin oldubittiye getirilmemesi gerekiyor. Onlar bizi sokak ortasında durduracak kadar cesursa bizim onlardan daha cesur olmamız gerekiyor. Bu ülkenin devrimci kadınlarından, direnen kadınlarından, sosyalistlerinden, yurtseverlerinden bir tel saç daha koparmalarına izin vermeyeceğiz. Bunun için ne gerekiyorsa bir arada yapmalıyız. Bunun da takipçisi olacağım. Bu tip bir baskıyla biz direnen kadınları yıldırabileceklerini akıllarının ucundan geçiremesinler. Saçımızdan bir tel daha koparmalarına izin vermeyeceğiz” dedi.