Hak savunucuları: Barış bir insan hakkıdır

  • 19:41 1 Eylül 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL - 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin Beşiktaş’ta yapılan açıklamada konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, iktidara Kürt sorunun inkarından vazgeçme çağrısında bulunarak, “Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununu çözebilmesi için yeni barış sürecine ve böylelikle çatışma çözümüne ihtiyacı vardır. Barış hakkı, bir insan hakkıdır” dedi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Beşiktaş Barbaros Meydan’ında basın açıklaması gerçekleştirdi. “Barış hakkı insan hakkıdır, barış hemen şimdi!” ve çok dilli barış dövizlerinin yer aldığı açıklamaya, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğdu ve İHD Onursal Başkanı Akın Birdal ile beraber çok sayıda kişi katıldı.
 
‘Barış hakkı, bir insan hakkıdır!’
 
Basın açıklamasını okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, barışın sağlanmamasının eşitsizliklerin, özgürlüklerin ve savaşların temel sebebi olduğunu belirtti. Gülseren, İHD’nin Türkiye’nin temel sorununun insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunun altını çizdiğini ve bu temel sorununun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğu tespitinde bulunduğunu paylaştı. “Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununu çözebilmesi için yeni barış sürecine ve böylelikle çatışma çözümüne ihtiyacı vardır. Barış hakkı, bir insan hakkıdır!” diyen Gülseren, Türkiye’nin Kürt sorunu gibi temel sorunlarını diyalog ve müzakereye dayalı çatışma çözüm yöntemleri kullanarak çözememiş bir ülke olduğunu vurguladı. Gülseren, bu nedenle de silahlı çatışmaların ülke içi ve ülke dışında devam etmekte olduğunu sözlerine ekledi.
 
‘Mültecilere yönelik nefret söylemi ve saldırılar da giderek arttı’
 
Çatışma ve savaş ortamı ile birlikte genel baskı ortamlarından dolayı nefret dilinin oluştuğunu belirten Gülseren, konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Kadın cinayetlerinin önlenememesi, kadına yönelik taciz ve tecavüzün artması böylesi bir şiddet ortamı ile de izah edilebilir. Nefret saiki ile artan ırkçı saldırılarda ise yükseliş eğilimi vardır. Bu sürecin Türkiye’yi getirdiği rejim değişikliği ve otoriter bir yönetim anlayışının yarattığı sürekli bir baskı ortamı oluşmuştur.” 
 
Kürt karşıtlığı üzerinden geliştirilen Ortadoğu politikasının neden olduğu milyonlarca göçmen, sığınmacı ve mülteci sorununun oluşmuş olduğunu aktaran Gülseren, bununla birlikte mültecilere yönelik nefret söylemi ve saldırıların da giderek arttığına ışık tuttu. 
 
‘Kürt sorununun inkarından vazgeçilmeli!’
 
Gülseren ayrıca tüm bu olumsuzluklardan kurtulmanın yalnızca barışla mümkün olduğunu vurgularken, Kürt sorununun inkarından vazgeçilerek bu sorunun kabul edilmesi gerektiğini de ifade etti. Kalıcı bir çatışmasızlık için çatışmanın taraflarının sorumluluk alması gerektiğine değinen Gülseren, cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Gülseren son olarak, “Siyasi ve toplumsal muhalefet üzerindeki her türden baskı ortadan kaldırılacak, ifade, örgütlenme ve toplanma hakkının önündeki engeller kaldırılacaktır. Sonra sorunun tarafları diyalog kuracak ve tartışacaklar. Nasıl bir barış istiyoruz? Nasıl bir çözüm istiyoruz? Sonra da müzakere ile uzlaşı yolu bulacaklar” ifadelerini kullandı.
 
Açıklama sloganlar ile son buldu.