Kadıköy’den barış talebi yükseldi: Bakırköy mitinginde buluşalım

  • 20:41 1 Eylül 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL - İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, Kadıköy’den barış taleplerini dile getirdi. Ayrıca halk 5 Eylül’de Bakırköy Halk Pazarı’nda yapılacak olan mitinge davet edildi.  
 
İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Gününe ilişkin Kadıköy'de bulunan Beşiktaş İskelesi'nde basın açıklaması gerçekleştirdi. "Ayrımcılığa karşı eşitlik, savaşa karşı barış, ırkçılığa karşı kardeşlik" pankartının yanı sıra "Özgürlük için mücadeleye barış için kavgaya" ve "Saraylara savaş halklara barış" dövizleri taşındı, "Yaşasın halkların kardeşliği" ile "Faşizme karşı omuz omuza" sloganları atıldı. Açıklamaya birçok siyasi parti ve kurum temsilcisi de katıldı. 
 
'Mitingin yasaklanması hukuk garabetinin örneğidir' 
 
İlk olarak Bakırköy’de 5 Eylül günü yapılacak olan mitingin Tertip Komitesi Başkan Zeynep Çelik söz aldı. Her zamankinden daha çok barışın haykırılması gerektiğini belirten Zeynep, tüm herkesi 5 Eylül’de yapacakları barış mitingine davet etti. Mitingin, Valilik tarafından yasaklandığı bilgisini paylaşan Zeynep, “Gerekçesini bilmediğimiz bir şekilde bize bu mitinge izin verilmeyeceğini söylenildi. Yaşadığımız durum ülkenin geldiği hukuk garabetinin bir örneğidir. Kişisel ve kamusal haklarımıza keyfi saldırıların somut örneğidir. Bu tamamen hukuksuzdur ve keyfidir” ifadelerini kullandı.  
 
'Gelin barışı Bakırköy'den haykıralım' 
 
Emek Barış ve Demokrasi Güçleri olarak haklarından ve geleceklerinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Zeynep, “Yönetemeyen ve artık ülke halklarının da istemediği bir yönetimle karşı karşıyayız. Gelin hep beraber barışı tekrardan 5 Eyül’de Bakırköy’de haykıralım” dedi.
 
'Devletler savaş politikasını sürdürüyor' 
 
Ardından basın açıklamasını Emek ve Demokrasi Güçleri adına Alişan Doğan okudu. 1 Eylül’ün kutlanmaya başlanmasının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen emperyalist devletlerin savaş ve sömürü politikasından vazgeçmediğinin vurgulandığı açıklamada, “Bütün bunlar işçi ve emekçilerin ürettiği zenginliğin paylaşılması ve yeni kaynak alanları için dünyanın yeniden paylaşılması mücadelesinden ortaya çıkıyor. Savaşları başlatanlar ve destekleyenler ‘barış ve çözüm’ sözcüklerini de dillerinden düşürmüyorlar. Onların dilinde bu kelimeler kirleniyor; savaş, talan, sömürü anlamı kazanıyor. Bu savaşlar, onlara yeni pazarlar, daha çok egemenlik ve kar getiriyor. Emekçi sınıflar için ise ölüm, yurtsuzluk, yoksulluk ve kölelik üretiyor” diye belirtildi.
 
'Mücadele etmedikçe savaşın kaybedeni biz olacağız' 
 
İktidarların yarattığı ekonomik krizin sorumlusu olarak mültecileri göstererek mülteci düşmanlığını körüklediğinin kaydedildiği açıklamada, “Bugün buradan bir kez daha aynı fabrikada, aynı tezgahta, aynı işyerinde birlikte sömürüldüğümüz mülteci kardeşlerimize yönelik ırkçı saldırıların tam karşısında olduğumuzu her yerde mültecilerle dayanışma içerisinde olduğumuzu, olacağımızı yineliyoruz. Emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin paylaşım kavgalarının bizi bölmesine izin vermeyelim. Egemenlerden, sermayeden ve onun savaşçı politikalarından ayrılmadan, kendimiz için örgütlenmedikçe, kendimiz için mücadele etmedikçe her kavganın, her savaşın kaybedeni biz olacağız” ifadeleri kullanıldı. 
 
'Eşit haklar temelinde yaşamaktan korkuyorlar' 
 
“Ülkemiz kırk yıldır adı konulmamış bir savaşın içinde” denilen açıklamada, “Bin yıldır birlikte yaşayan Kürt ve Türk halkının barış içinde çözemeyeceği hiçbir sorunu yoktur. Ancak sermayedarlar ve onların iktidardaki temsilcileri başta Türk ve Kürt olmak üzere bütün Türkiye halklarının ve emekçilerinin bir arada eşit haklar temelinde yaşamasından korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü bu ortamın kendi yarattıkları yoksulluğun, işsizliğin, sömürünün gizlenmesi için iyi olmayacağını biliyorlar” denildi. 
 
'Kürt sorunun çözümlemesi işçileri etkiliyor' 
 
Kürt halkının yok sayılmasının halkın ve emekçilerinin yararına olmadığının altının çizildiği açıklamada, “Kürt halkı kendi dili ve kimliğiyle kardeşlik talep ediyor. Bu halkın, emekçilerin de talebidir. Çünkü özgürlük ve demokrasi ancak bütün ülke için var olabilir. Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümünün sağlanmamasının faturasını işçi ve emekçiler ödüyor. Bu nedenle savaşa, ölüme, yoksulluğa karşı; barışı, yaşamı, demokrasiyi savunmalıyız. Ortadoğu'yu kana bulayanlara, insanlığı savaş batağına sürükleyenlere karşı ortak mücadele etmeliyiz” diye belirtildi.  
 
Açıklamada son olarak İstanbul halkları Bakırköy Halk Pazarı’nda 5 Eylül’de yapılacak mitinge davet edildi. 
 
Etkinlikten sonra HDP milletvekilleri ve HDP üyeleri bildiri dağıtımı yaparak Kadıköy halkını mitinge davet etti.