'Barış kadınların ve tüm toplumun kurtuluşu olacaktır'

  • 09:01 2 Eylül 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - Barışı en çok isteyen ve dile getirenlerin Kürtler olduğuna dikkat çeken kadınlar, yürütülen savaş politikalarının sonuçlarına işaret ederek, “Barış kadınların ve tüm toplumun kurtuluşu olacaktır” dedi. Kadınlar Diyarbakır’daki "barış" açıklamasına da çağrıda bulundu. 
 
Diyarbakır’da bu yıl 4 Eylül Cumartesi günü İstasyon Meydanı'nda kutlanacak olan 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine Valilik izni çıkmaması üzerine miting yerine saat 16.00'da Yenişehir ilçesinde bulunan Ofis Semtin'deki ACZ Plaza önünde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirme kararı alındı. Amed Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından organize edilen açıklama mitingin şiarı ile gerçekleşecek. Bu yıl 1 Eylül'ün şiarı ise “"Dem Dema Qêrîna Aşîtiyê Ye! Şimdi Barışı Haykırma Zamanı! Wext Wextê Berzkerdîşê Vengê Aşitiyê Yo!" olarak belirlendi. 
 
Barış Günü’nü, savaş, ırkçılık ve haklara dönük saldırılar gölgesinde karşılayan kadınlar, “barışı haykırmak üzere” herkesi 4 Eylül günü yapılacak olan açıklamaya çağırdı. 
 
Savaş, baskı, hak ihlalleri
 
Barışın tüm insanlar için en temel talep olduğunu belirten Ayhan Ateş, bu talebi en çok kadınların dillendirdiğini ifade etti. Ayhan,  “Barış tüm insanların isteğidir. Bu isteği en çok dillendirenler ise kuşkusuz kadınlar. Çünkü savaştan en çok etkilenenler kadınlar. Yaşadığımız topraklarda en çok baskılanan, gözaltına alınan ve tutuklananlar kadın. Kadınlar sistem içinde her türlü şiddete maruz kalıyorlar. Yalnızca sistem içinde de değil. Başta evleri olmak üzere yaşadıkları tüm yerlerde şiddete, işkenceye maruz kalıyorlar, katlediliyorlar. Varlıkları dahi kabul edilmeyen kadınlar, evlere hapsedilmek isteniyor. Çünkü biliyorlar ki kadınlar ses yükseltirlerse, onların iktidarları yenilecek. Kadınların tüm bu maruz kaldığı saldırılar savaşın ürünüdür. Savaşın, saldırıların, hak ihlallerinin olduğu bir süreçte barışın önemi bir kez daha görülmüştür. Başta kadınlar olmak üzere birlikte yaşamı isteyen, bunun özlemini duyan herkesin 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutluyorum” dedi.
 
‘Barış kadınların ve tüm toplumun kurtuluşu olacaktır’
 
Barışı en çok isteyen ve dile getirenlerin Kürtler olduğunu hatırlatan Mine Karakaş, “Dünya Barış Günü kutlamalarının en çok anlam bulduğu topraklarda yaşıyoruz. Barışı en çok dile getirenler, isteyenler bizleriz. Bu topraklar çok savaş gördü. İnsanlarımız çok katledildi. Özellikle de kadınlar. Ülkede savaş politikaları arttıkça kadınlara yönelik saldırılar artıyor. Yaşadığımız topraklarda kadın katliamları, tecavüz, istismar artıyor. Kadınlar yoksullaştırılıyor. Kadınlara dönük tüm saldırıların ancak barış ile son bulacağını biliyoruz. Bu nedenledir ki, biz kadınlar barış isteklerimizi bir adım önden dile getiriyoruz. Kadınların katledilmediği, hak ihlallerine maruz kalmadığı bir gelecek istiyoruz. Barış başta kadınlar olmak üzere tüm toplumun kurtuluşu olacaktır. Barışı daha fazla haykırmalıyız. Savaşa karşı mücadeleyi büyütmeliyiz” diye belirtti.
 
‘Savaştan en çok etkilenen kadınlar’
 
Savaşın eril zihniyetin ürünü olduğunu belirten Şükran Yakut ise, bu nedenle sonuçlarından en çok kadınların etkilendiğine dikkat çekti. Şükran, “Yaşadığımız topraklarda kadınlara dönük sistematik saldırılar söz konusu. Bunun nedeni de yürütülen savaş politikaları. Erkek ürünü olan savaşın hedefinde kadınlar var. Şengal Katliamı ve şuan Afganistan’da yaşayan kadınların maruz kaldığı saldırılar bu gerçeği gözler önüne seriyor. Bu nedenle özellikle biz kadınlar barışın savunuculuğunu üstlenmeli ve bunun için çalışmalıyız. Barış gelsin, savaş bitsin. İstediğim başta kadınlar olmak üzere herkes için huzurlu bir yaşam. Bu temelde herkesin 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı.
 
‘Geçmişimizle yüzleşmeli, deneyimlerimizi paylaşmalıyız’
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) üyesi Halide Türkoğlu ise Dünya Barış Günü’ne ilişkin şunları belirtti: “Barış, adaletin, eşitliğin olduğu bir yaşamdır. Aksi takdirde savaşlar yaşanacaktır. Görüyoruz, doğanın, kadının kendisi yok sayılıyor. Genel anlamda yaşamın kendisi yok sayılıyor. Bu nedenle barışın kendisi eşit bir yaşamdır diyebiliriz. Bu topraklarda barış istemek kadının yaşamını var etmesi anlamına geliyor. O nedenle barış dediğimizle aklımıza kadının kendini var ettiği bir yaşam geliyor. Bunun en çok ihtiyaç duyulduğu topraklarda yaşıyoruz. Kadınların varlığı kabul edilmesi, eşitliğine, özgürlüğüne ortam sağlanması halinde barış sağlanabilir. Kadın ile barışmayan toplum barışı da sağlayamaz. Barışı sağlamak için hepimizin öncelikli olarak farklılıkları kabul eden paydada buluşması gerekiyor. Geçmişimizle yüzleşmeli, deneyimlerimizi ise paylaşmalıyız.”
 
Kadınlar ayrıca Diyarbakır’da AZC Plaza önünde yapılacak olan kitlesel açıklamaya da katılım için çağrıda bulundu.