'Bizim için hem lider hem öğretmen hem de anneydi’
- 09:05 3 Eylül 2021
- Güncel
Sema Çağlak
URFA - Kadın mücadelesinin ve direnişinin sembollerinden tutsak TJA sözcüsü Ayşe Gökkan'ın annesi Lütfiye Gökkan, 31 Ağustos'ta koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Kızı, Lütfiye Gökkan’ı şöyle anlatıyor: “Bizim için hem öğretmen, hem lider hem de anneydi. Kalbi ve ruhu çok büyüktü. Kürdistan'ın bütün çocukları onun çocuklarıydı. Ülkesinin tüm insanlarını büyük bir sevgiyle kucakladı.”
Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tevgera Jinên Azad (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın annesi Lütfiye Gökkan koronavirüs nedeniyle 31 Ağustos’ta hayatını kaybetti. Kadın mücadelesinin ve direnişin sembol isimlerinden Lütfiye, Urfa’nın Suruç ilçesinin Külünçe (Kulunçe) köyünde kitlesel cenaze töreni ile kızları ve kardeşleri tarafından zılgıt ve ağıtlar eşliğinde kadınların omuzlarında mezarlığa götürülerek toprağa verildi. Cenazenin defnedilmesi sırasında kızları sık sık “Kürt halkının ve çocuklarının annesi” sözleriyle ağıtlar yaktı. Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ayşe Gökkan da annesinin cenazesine katılmak için avukatları aracılığıyla başvuruda bulunsa da savcılığın “Güvenlik önlemini alamayız” gerekçesiyle talebi reddedildi.
Acının ve direniş ruhunun birlikte hissedildiği cenaze törenine katılanlar, Lütfiye’nin “mücadelesini devralma sözünü” verdi.
‘Lütfiye’nin gidişiyle ceylanı öksüz kaldı’
Lütfiye’nin cenaze töreninden sonra, ailenin taziyeyi kabul etmek için geçtiği evlerinin yakınında gezen bir ceylan dikkat çekiyor. Yakınlarının aktardığına göre Lütfiye’nin iki tane ceylanı varmış. Fakat ceylanlardan biri bir ay önce yılan sokması sonucu ölüyor. Artık yalnız kalan diğer ceylan ise, Lütfiye’nin gidişiyle kimsesiz dolaşıyor. Yakınları ceylanları anlatırken, Lütfiye’nin atları da çok sevdiğini ekliyor.
‘Hayvansever, çevre dostu ve kitap seven bir anne’
Hayvanseverliğiyle tanınan Lütfiye, kitap sevgisiyle de adından söz ettiriyor. Lütfiye’nin evinde kadına, tarihe, siyasete ve topluma dair sayısız kitabın bulunduğu bir kütüphanesi var. Lütfiye birçok kitabı sevdiklerine miras bırakıyor. Yakınları, kitaplara olan sevgisinin herkes tarafından bilindiğini ve bu nedenle onu tanıyanların ona her zaman kitap hediye ettiğini ifade ediyor. Ayrıca tüm ailenin kitap okumayı annelerinden öğrendiğini de dile getiriyor. Lütfiye’yi, yakınlarından dinledik…
‘Bizim için hem öğretmen, hem lider hem de anneydi’
Lütfiye’nin kızı Kevser Ercan annesinin çok zor bir hayat yaşadığını ancak bu zorluklara boyun eğmediğini ifade ediyor. Kevser, “Annem mücadeleci, dirençli ve korkusuzdu. Çok zor bir hayat yaşadı. ‘Çocuklarımla hep gurur duyuyorum ve başım dik’ derdi. Bize hem öğretmen, hem lider hem de anne oldu. Biz de hep ona onun gibi olmak istediğimizi söylerdik. Annem bir kahramandı. Şimdi aramızdan ayrılışından dolayı çok üzgünüz. Onun gidişi bizde büyük bir boşluk bıraktı” diyor.
‘Ayşe’nin mücadelesinden gurur duyardı’
Annesi Lütfiye’nin, kardeşi Ayşe Gökkan hakkındaki görüşlerini de paylaşan Kevser, “Ayşe için ‘Başım hep dik, işini güzel yapıyor ve çalışkandır’ derdi. Ayşe’nin yanında olmasını çok istiyordu. En büyük korkusu Ayşe olmadan bu dünyadan göç etmekti. Ayşe’nin direniş ve mücadelesi ile gurur duyardı. Onu sürekli görmek istiyordu. Eve gelememesinden de büyük üzüntü duyardı” sözlerine yer veriyor.
‘Ona Anagorkî derdik’
Yeğeni Mihrican Gökkan da Lütfiye’den birçok şey öğrendiğini anlatıyor. Mihrican, “Lütfiye anne ile yaklaşık 30 yıl geçirdik. Bana çok şey kattı. Kadın olmayı, kadının direnişini ve kadının toplumdaki yerini ondan öğrendim. Etrafındaki kadınlar olarak ona Anagorkî diyorduk. Çünkü o tarihte yaşananlar ve onlara karşı nasıl bir mücadele yürütmemiz gerektiğini öğretti bize. Maalesef bizler feodal bir toplumun içerisinde yaşıyoruz. Fakat Lütfiye anne bizlere bu feodaliteyle mücadeleyi ve kadın direnişini gösterdi. Her daim bize nasihatler eder, kendi ayaklarımız üzerinde durmamızı tembihlerdi” sözleri ile Lütfiye’nin hayatlarındaki yerine dikkat çekiyor.
‘Kendi kendine okuma ve yazmayı öğrendi’
Lütfiye’nin yüzlerce kitap okuduğunu söyleyen Mihrican, anlatımlarına şu sözler ile devam ediyor: “Okuma ve yazması yoktu. Kendi kendine okuma ve yazmayı öğrendi. Okumaları genellikle kadın konusu ve Kürt sorunu üzerine olurdu. Kadın tarihi, mücadelesi ve kadın emeği üzerine birçok kitap okudu. Onun kitap okumaya olan merakını bilen herkes ona kitap hediye ederdi. Okuduklarını ayrıca bizimle de paylaşıyor, okuduğu konular üzerine bizlerle sohbet ve tartışmalar yürütüyordu. Onu dinlediğimizde bilgi ve birikimine hayran kalıyorduk. Bizlere öncüleri ve direnişçileri anlatır ve bizlerin de onlar gibi olabileceğimizi, bunun için direnmemiz gerektiğini söylerdi.”
‘Önder ve mücadeleci bir anneydi’
Mihrican, Lütfiye’nin cenazesine katılanların çocukları ve yoldaşları gibi olduğunu söylüyor. “Lütfiye anne bizim için önder, yol açan, mücadeleci ve direnişçi bir anneydi” diyen Mihrican, “Onun sayesinde çocuklarımı çok güzel yetiştirdim. Yüreği ve ruhu oldukça büyüktür. Onun yanında ayrımcılık yoktu. Onun için Kürdistan’ın bütün çocukları onun çocuklarıydı. Vatanındaki bütün halkları kucaklardı. Zaten cenazesine yapılan katılım bunun göstergesiydi” diyor.







