HDP: Hala 6-7 Eylül’ü yaşıyoruz
- 12:39 6 Eylül 2021
- Güncel
ANKARA - HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 6-7 Eylül 1955 pogromunun yıl dönümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Hepimiz 6-7 Eylül’ü hala yaşıyoruz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 6-7 Eylül 1955 pogromunun yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, İstanbul ve İzmir gibi ülkenin birçok yerinde yaşayan Rum ve Ermeni halkları başta olmak üzere Hristiyan ve Musevi yurttaşlara yönelik sistematik bir şekilde hayata geçirilen pogromun üzerinden 66 yıl geçtiği hatırlatılarak, faillerin ortaya çıkarılması, yaşanan can ve mal kayıplarının tespit edilmesi, mağdur olan kişilerin veya ailelerinin maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilmesi vurgusu yapıldı.
‘6-7 Eylül’ü hala yaşıyoruz’
1915 soykırımından kaçan ve kurtulan Ermenilerin yurtlarına dönüşünün yasaklanması 1936 Beyannamesi, Varlık Vergisi ve Vakıflar Kanunu gibi hayata geçirilen politikaların, 6-7 Eylül Pogromu ile varlığını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Eski Özel Harp Dairesi Başkanı ve MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu ‘6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı’ sözleri; pogromun bir devlet politikası olarak hayata geçirildiğinin itirafı niteliğindedir. Saldırı aynı zamanda toplumsal sorunları, siyasal ve ekonomik krizi gölgelemek için yönetenlerin her dönem nasıl ırkçılığı ve öteki düşmanlığını kullandığının çarpıcı bir örneğidir. Tıpkı bugün Kürtlere yönelik artan ırkçı saldırılarda olduğu gibi, nefret söylemleri, suçları farklı halklar ve inançlar üzerinde halen devam ediyor, hepimiz 6-7 Eylül’ü hala yaşıyoruz” denildi.
‘Bu utançla yüzleşilmelidir’
Büyük bir katliamın yaşandığı Rum ve Ermeniler başta olmak üzere Hristiyan ve Musevi yurttaşlardan özür dilenmediğini ve resmi olarak kınanmadığı ifade edilen açıklamada, “Eşit yurttaşlığı sağlamak, nefret ve ayrımcılıktan uzak bir geleceğin inşası ve toplumsal barışın sağlanması için bu ülkenin kadim halklarına dönük hayata geçirilen bu utançla yüzleşilmelidir. Bu ülkede birlikte yaşamanın olmazsa olmazı olarak; faillerin ortaya çıkarılması, yaşanan can ve mal kayıplarının tespit edilmesi, mağdur olan kişilerin veya ailelerinin maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilmesi elzemdir” diye belirtildi.







