Eğitim Sen 2021-2022 eğitim öğretim raporunu paylaştı
- 13:47 6 Eylül 2021
- Güncel
ANKARA - Eğitim Sen, 2021 ile 2022 eğitim ve öğretim yılı başında eğitim durumuna ve okulların yüz yüze eğitime başlamasına ilişkin raporunu kamuoyu ile paylaştı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), okulların yüz yüze eğitime başlaması ile birlikte, eğitimdeki sorunlara ilişkin hazırladıkları raporu Eğitim Sen Genel Merkez binasında yaptıkları basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Raporu Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul açıkladı.
‘Okul terki ciddi oranda arttı’
Türkiye’de uygulanan uzaktan öğretim uygulamaları sürecinde ekonomik sorunların ve teknik olanakların yokluğu nedeniyle yaklaşık 6 milyon öğrencinin bu sürece tam olarak katılamadığını kaydedilen raporda, “Alınan tedbirlere rağmen öğrenme kaybının çeşitli açılardan dezavantajlı öğrencilerin okulların kapanmasının olumsuz sonuçlarından daha çok etkilendiği okul terki oranın ciddi anlamda yükseldiği görülmüştür. Ayrıca, okulların uzun süreli kapatılmasının aşılama, beslenme zihinsel sağlık ve sosyal destek gibi okul temeli hizmetlerin aksamasına, yüz yüze iletişim olmaması nedeniyle öğrencilerde stres ve kaygının artmasına neden olmuştur. MEB’in almış olduğu yüz yüze eğitim kararı doğru olmakla birlikte, okulların açılması sürecinde gerekli hazırlıkların yapıldığını söylemek mümkün değildir. Okuldan okula değişen hijyen ve sosyal mesafe koşullarının sağlanması gerekmektedir. En az bunun kadar önemli olan bir diğer nokta ise okulların açılmasıyla öğrencileri, öğretmenleri, eğitim personellerini, velileri ve toplumu hangi şartlarda bir eğitim öğretim sürecinin beklediğidir” denildi.
Derslik sayıları yetersiz olduğu için sınıf mevcutları artığını, ek derslik ihtiyacı karşılanmadığını için derslik sorunun devam edildiği vurgulanan raporda, okulların yüz yüze açılmasına ilişkin tespitlere yer verildi. Tespitler şu şekilde:
“*MEB bugüne kadar seyreltilmiş sınıf uygulamasına ilişkin olarak nasıl bir hazırlık içinde olduğunu, kaç yeni derslik yaptığını açıklamamıştır. Sınıfların havalandırılması için kış aylarını da dikkate alan bir pencere sisteminin tüm sınıflarda hayata geçirilip geçirilmediğine dair bir açıklama da söz konusu değildir. Eğitim bileşenleri yaz aylarında okullarda böyle bir çalışma olmadığını gözlemlemiştir. Bu eksikliklerin hızla giderilmesi gerekmektedir.
*Okullarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan kalabalık okullarda, öğrenci ve öğretmen tuvaletlerinde gerekli genişletmenin ve lavabo sayılarının arttırılıp arttırılmadığının bilgisi mevcut değildir. Öğretmen odalarının en azından ikiye çıkarılması yönünde bir hazırlık da yoktur. MEB okullara kaynak göndermeli ve ivedilikle bu düzenlemeler yapılmalıdır.
*Maske, sabun ve diğer hijyen malzemeleri konusunda okullarımızda ne düzeyde bir hazırlık yapıldığı, bu malzemelerin temininin birçok konuda olduğu gibi yine velilerimizin sırtına mı yükleneceği konusu muğlak durumdadır. MEB bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır.
*Okullarımızda sağlıklı bir ortamın düzenli bir şekilde oluşturulması için yardımcı personel olarak çalışan arkadaşlarımızın görevlendirmeleri hala yapılmamıştır. Yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmamakta ve ihtiyaçlar İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle geçiştirilmektedir. Birçok okulumuzda velilerimiz ekonomik yük altına girmek zorunda kalmaktadır. Tüm okullarda temizlik görevlisi yardımcı personel hemen göreve başlamalıdır.
*Seyreltilmiş sınıf uygulaması tam anlamıyla hayata geçirildiğinde öğretmen ihtiyacı ciddi düzeyde artacaktır. Zaman zaman temaslı veya hasta olabilecek öğretmenlerimizi de düşündüğümüzde öğretmen ihtiyacının giderilmesi için, bir an önce ve en az 100 bin öğretmen atamasının yapılması önemlidir. MEB’i ek öğretmen atamaları konusunda bir an önce açıklama yapmaya çağırıyoruz.
*Taşımalı eğitim sistemine son verilerek köy okullarının açılması gerekmektedir. Salgın sürecinden olumsuz etkilenen öğrenci ve eğitim çalışanlarının psikososyal açıdan desteklenmesine yönelik çalışmalar yapılmalı, MEB bu süreci başta TTB olmak üzere, eğitim örgütleri, sendikalar ve veliler ile sürekli iletişim halinde yürütmelidir.
*Pandemi koşullarında 40 dakikalık ders sürelerinin azaltılması için eğitim emekçilerinin de görüşleri alınarak gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
*Okul öncesi öğretmenleri günde 6 ders ve 300 dakika blok ders yapmakta ve bu öğretmenlerin teneffüs hakkı bulunmamaktadır. 50 dakika olan ders sürelerinin azaltılması ve okul öncesi eğitim emekçilerinin de görüşleri alınarak teneffüs haklarının düzenlenmesi, pandemi koşulları dikkate alındığında aciliyet kazanmaktadır. MEB’i bu konuda bir an önce somut adımlar atmaya çağırıyoruz.
*İmam hatip okullarının çoğunda kontenjanlar boştur. Öğrenci sayısı az olan imam hatip okulları kalabalık sınıf mevcutlarının seyreltilmesi için yeniden düzenlenmeli, ihtiyaç fazlası imam hatipler akademik okullara dönüştürülmelidir”
MEB bütçesi ve eğitim yatırımlarının durumu
“Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemekte, toplumdaki sınıf farklılıklarını daha da belirgin hale getirmektedir” denilen raporda, “Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokularak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre düzenlenmekte. Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal yarar ilkesi gözetilerek planlanması ve değerlendirilmesidir” diye belirtildi.
‘Anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz’
Raporun sonuç kısmında ise, herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından söz edilebilmesi için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişebilir olması gerektiğine dikkat çekilerek, “Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılıkların ve inanç istismarının referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçileri olarak kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir” ifadelerine yer verdi.







