'Yangınların amacı hem rant hem de geri dönüşleri engellemek'

  • 09:05 7 Eylül 2021
  • Güncel
 
Melike Aydın
 
İZMİR - Bölgedeki yangınlara karşı ayrımcı yaklaşımları eleştiren kadınlardan DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik, yangınların hem rant hem de bölgeye geri dönüşleri engellemek amacıyla çıkarıldığını dile getirdi.
 
Bölgede Dersim, Bingöl ve Bitlis’te çıkan ve günlerce müdahale edilmeyen yangınlar kontrol altına alınsa da Şırnak ve Siirt arasında bulunan Besta bölgesinin Girê Bestkê noktasında 10 ayrı yerde yangın devam ediyor. Müdahalede bulunulmayan yangınlara, yurttaşların müdahale etmesi de engellenirken, yangınlar karşısındaki sessizliğe kadınlar tepki gösterdi.
 
‘Önlemsizlik değil, suç!’
 
Yangınlara geç müdahalenin ve önlem alınmamasının suç olduğunu ifade eden Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) Eşsözcüsü Seval Ekşici, Türkiye’nin her yerinde çıkan yangınlara geç müdahale edildiğini dile getirdi. İktidarların sorumluluklarının olduğunu hatırlatan Seval, “Öncesinde altyapı yetersizliği ile karşılaşmış olduk. Yangın başladıktan sonra da ne zamanında müdahale edilebiliyor ne de sonrasında afet bölgesi ilan ediliyor. THK’nin Varlık Fonu’na devredildiği, hava pilotlarının birçoğunun görevden alındığı bir dönemde yetersiz kaldığı bir durumdayız. Bunların tamamını önlemsizlik değil suç olarak ilan ediyoruz” dedi.
 
‘Halkın izin vermemesi gerekiyor’
 
Ege Bölgesi’ndeki yangınlarda kamuoyunun birileri hedef gösterilerek yönlendirilmeye çalışıldığını belirten Seval, devletin eşitsiz tavrına işaret etti. Seval “Dersim ve bölgesinde maden sahası araştırmaları için çeşitli izinler çıktı. Birçok yerde denedikleri gibi imar izinleriyle siyanürlü altın arama izniyle karşı karşıya kalacağız. Burada mademki devlet kendi yapması gerektiğini yapmıyor, halkın bir araya gelerek orada yangını söndürmede yan yana gelmesine mani olmasına izin vermememiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
‘Sorumlular bakanlık ve görevini yapmayan kamu görevlileridir’
 
Çıkan bütün yangınlarda sorumluların doğrudan hedef gösterilmesi gerektiğini dile getiren Seval, “Bu sorumlular Bakanlık başta olmak üzere görevini yapmayan kamu görevlileridir. Sadece insan odaklı değil tüm canlıların güvenliğini sağlayacak önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz. Elimizi taşın atına koymaya hazırız” ifadelerinde bulundu.
 
‘Doğa olmazsa yaşam da olmaz’
 
Alevilerin doğa toplumu olduğunu, insanın doğanın bir parçası olduğunu ifade eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik, “Doğa olmadığı zaman yaşam da olmaz. Annelerimiz kalkar ilkin güneşe dua eder, bilmediği bir yerde darda olana yardım ister, sonra çıplak yılan, börtü böcek için en son da kendine dua eder. Bizim için doğa çok önemli. Hayvanların bağırışlarını görünce insanın ciğerleri yanıyor. İnsan olan kabul edemez, seyirci kalmak bizi üzüyor” dedi.
 
‘Yangınlar bilinçli çıkarılıyor’
 
Bölgedeki yangınların hafızasızlaştırma ve mülksüzleştirme politikasının bir parçası olduğuna işaret eden Nebahat, yangınların her yıl yasaklı bölgelerde çıktığına dikkat çekti. Dersim’de maden sahası açılma projelerinin konuşulduğuna dikkat çeken Nebahat, “Orada bir rant var. Öte yandan ne zaman insanlar geçmişini, topraklarını sahiplendiyse, şehirler yaşanmayacak hale geldi. Ne zaman bu tür şeyler artsa yangınlar veya benzer şeyler oluşuyor. Kendiliğinden çıkan yangınlar değil, bilinçli çıkarılıyor” şeklinde konuştu.
 
Duyarlılık çağrısı
 
Batıdaki yangınlara gösterilen duyarlılığın bölgeye de gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Nebahat, “Bugün insanım diyen herkesin sorunu. Doğa nerede yanarsa yansın dengeyi bozuyor. Sularımız bize küsüyor. Herkesin duyarlılık göstermesini bekliyoruz” çağrısı yaptı. 
 
‘Sorumluları 38’den beri tanıyoruz’
 
İzmir Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) üyesi Asiye Yağan da ormanların dünyadaki canlılık için öneminin altını çizerek, Dersim’de çıkarılan yangınların sorumlularını 1938 Dersim Soykırımı’ndan beri tanıdıklarını vurguladı. Asiye, “Yangını söndürmek isteyen yurttaşların engellenmesi zalimliktir. Alevilik felsefesi doğaya dayanıyor. Güneş, su, toprak kutsaldır. Herkes için önemlidir ormanlar” sözlerine yer verdi.
 
‘Bedel ödemeye hazırız’
 
Ormanların yakılmasında doğu-batı ayrımının yapılmasının yanlış olduğunu söyleyen Asiye, “Antalya’ya da Bingöl, Bitlis’e de üzüldük ama konu doğu olunca dilsiz, kör oluyorlar. Evimizi yakıyorlar ne olacaksa olsun, bedel ödemeye hazırız. Bazen askeri alanlar polis tarafından ormanı kurutacağız denerek siyasi düşüncelerden dolayı yakılıyor. Birçok köylü tespit etmiş” dedi.