ATK iktidarın güdümünde: Hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor
- 09:01 9 Eylül 2021
- Güncel
Sena Dolar
İSTANBUL - Cezaevlerinde kalamayacak durumda olan hasta tutsaklara ATK’nin “Cezaevinde kalabilir” raporu vermesine tepki gösteren İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ATK’nin hasta tutsakların serbest bırakılmaları ve tedaviye erişimi önünde engel oluşturduğuna dikkat çekerek, ATK’ye iktidar politikalarını benimsememesi ve bağımsız bir kurum olarak hareket etmesi çağrısında bulundu.
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri koronavirüs (Covid-19) salgını sonrasında artarak devam ediyor.Cezaevlerinde uygulanan ağır tecrit, sağlık ve diğer haklara erişimin engellenmesi tutsaklar için kötü sonuçlar doğururken hasta tutsaklar için “ölümle baş başa” bırakılmak anlamına geliyor. Devlet ve üniversite hastanelerinde tedavi gören hasta tutsakların hastanelerden verilen “cezaevinde kalamaz” raporu geçerli sayılmazken, Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) raporu geçerli ve zorunlu olan tek rapor. ATK’nin iktidarın politikalarından bağımsız karar alıp almadığı siyasi hasta tutsaklara yönelik tutumundan dolayı tartışma konusu olurken, hasta tutsaklara olan taraflı yaklaşımı sık sık gündeme geliyor.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 yılı, “Hapishaneler Raporu” verilerine göre, Türkiye hapishanelerinde 604’ü ağır olmak üzere bin 605 hasta tutsak bulunuyor. Tutsakların sağlık hakkına erişememesi ve tedavilerin engellenmesi nedeniyle her geçen gün cezaevlerinde yaşamını yitiren tutsakların sayısı artıyor. 2020 yılında cezaevlerinde 27 hasta tutsak yaşamını yitirirken, 2021 yılının başından bu yana 14 hasta tutsak yaşamını yitirdi. 14 tutsaktan üçünün ağır hasta tutsak olmasına rağmen tahliyesi ertelenirken biri denetimli serbestlik hakkından yararlanamadı, birinin ise infazı ertelendi. Son olarak ATK raporlarına rağmen 28 yıldır tutuklu bulunan 70 yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Ali Çelebi, 25 Ağustos 2021 yılında tahliye edildi. Ancak 10 gün sonra yaşamını yitirdi.
ATK’nin tarafsız olmaması nedeniyle tahliye edilemeyen hasta tutsakların yaşam hakları ihlal ediliyor. Hasta tutsakların tahliye edilmesi için tek engel ATK raporu değil. ATK tarafından, “Cezaevinde kalamaz” raporu verilse dahi tutsakların serbest bırakılmadan önce emniyette işleyen prosedür kapsamında serbest kalmasının tehlike oluşturup oluşturulamayacağının incelenmesi gerekiyor. Hasta tutsağın ATK raporu olmasına rağmen emniyetten, “tehlike oluşturacak” görüşünün verilmesiyle tahliyeler gerçekleştirilmiyor.
Konuya dair değerlendirmelerde bulunan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ATK’nin Adalet Bakanlığı güdümünde politikalar sergilediğine ve bağımsız olmadığına dikkat çekti.
‘Hastane rapor ile ATK raporunun farklı olması çelişkili’
Gülseren, hasta tutsakların tedaviye erişim hakkının engellendiğini belirterek, “Tedavi almalarını engelleyen ATK raporlarından öncede mahpusları tedavi hakkından mahrum bırakan birçok sorun var. Bu sorunlar çözülmek yerine giderek daha da ağırlaştırılıyor. Hasta mahpuslar genellikle devlet ve üniversite hastanelerinde tedavi ediliyorlar. Bu hastaneler tarafından da hasta mahpuslara ilişkin raporlar düzenleniyor. ATK’nin raporuyla mahpusun tedavisini sağlayan hastanelerin raporları arasından çoğunlukla çelişkiler çıkıyor. Tedaviyi sürdüren hastaneden, kalamayacağı yönünde raporlar verirken, ATK’nin ‘hapishanede kalabilir’ şeklinde raporlar düzenlediğini biliyoruz” dedi.
‘ATK politik mahpuslara taraflı yaklaşıyor’
ATK’nin Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak çalıştığını ve ATK’nin tutumunun iktidarın politikalarından bağımsız olmadığını vurgulayan Gülseren, “ATK’nin özellikle politik mahpusların ağır hastalıkları söz konusu olduğunda taraflı olarak nitelendirilen raporlar verdiğini biliyoruz. Hapishanede tutulduğunu bilemeyecek kadar zarar görmüş mahpuslara bile hapishanede kalabilir yönünde raporlar verildiğini ve bu raporlarda ısrar edildiğini de biliyoruz. ATK’nin hasta mahpusların serbest bırakılmaları ya da hasta mahpusların tedaviye erişimi önünde bir engel oluşturduğu bir gerçek” ifadelerini kullandı.
‘Gerçekliğe aykırı raporlar tahliyelerin önüne geçiyor’
Hasta tutsakların tahliye edilmesi, infaz erteleme kararının verilmesi için ATK raporunun zorunlu tutulduğunu aktaran Gülseren, tutsakların tedavi gördüğü devlet veya üniversite hastanelerinde aldığı raporların yeterli olması talebinin görmezden gelindiğini belirtti. Gülseren, taleplerin görmezden gelinmesinin ATK’nin bağımsız hareket etmemesinden kaynaklandığını vurgulayarak, “Hakkaniyete uygun olmayan, gerçekliğe aykırı raporlarla hasta mahpusların serbest bırakılmasının önüne geçiliyor” diye ekledi.
'İnfaz ertelemesi zorunlu olmalı'
Şebnem Korur Fincancı ise, ATK’nin aynı sağlık sorunu olan iki ayrı tutsak için farklı raporlar çıkardığını ve uygulaması gereken kriterleri uygulamadığına dikkat çekti. Tutsakların cezaevinde hareket kısıtlılığına uygun ortam olup olmadığını ATK’nin öğrenmesi gerektiğini ifade eden Şebnem, “Kemoterapi almak zorunda olan kanser hastası tutuklular “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen infazları ertelenmiyor. Kanser hastaları için cezaevinde yeterli beslenme ve hijyenik ortam yok bu nedenle infaz ertelenmesinin zorunlu bir uygulama olması gerekiyor” diye konuştu.







