Miraç'ın kusurlu bulunduğu katliamda fail serbest: Sessiz kalmayacağız
- 10:29 11 Eylül 2021
- Güncel
Rojda Aydın
ŞIRNAK - Miraç Miroğlu’na çarparak yaşamını yitirmesine neden olan zırhlı araç sürücüsü polis M.K., savcılığın tutuklama talebine rağmen hakimlik tarafından serbest bırakıldı. HDP Şırnak İl Eşbaşkanı Sabuha Akdağ, duruma tepki göstererek, “Failler yargılanana ve ceza alana kadar sessiz kalmayacağız” vurgusunu yaptı.
Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Turgut Özal Mahallesi’nde 3 Eylül günü akşam saatlerinde bisiklet süren 7 yaşındaki Miraç Miroğlu’nun, polis M.K.’nin kullandığı zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin jandarma ve trafik polisleri tarafından hazırlanan olay yeri inceleme tutanaklarında tanıkların kazaya karışan aracın süratli olduğunu belirtmesine rağmen, trafik polisleri tarafından hazırlanan raporda Miraç “asli kusurlu” olarak bulundu.
M.K.’nin ifadesi 3 gün sonra alınırken, verdiği ifadesinde suçsuz olduğunu savundu. İdil Cumhuriyet Savcılığı tarafından olayla ilgili “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan polis memuru M.K. hakkında soruşturma başlatıldı. Savcılık sorgusunda kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen M.K., sorgusunun ardından tutuklama talebiyle İdil Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Olayın görgü tanığı Ş.S. ise “yüksek bir şekilde fren ya da çarpma şeklinde bir ses” duyduğunu ifade ederken, olay esnasında zırhlı araçta bulunan komiser M.G. de aracın yavaş bir şekilde gittiğini ileri sürdü.
‘Aracımızın hızı yaklaşık 25-30 km civarındaydı’
Komiser M.G. savcılık ifadesinde, "Tali yoldan gelen araç ve şahısları uyarmak amacıyla yol kesişiminde korna çalmak suretiyle uyarı vererek geçişlerimizi sağlamaktayız. Söz konusu olay olmadan önce aynı şekilde davranarak dikkatli bir şekilde geçişimizi yapmıştık. Olay anında ve öncesinde aracımızın hızı yaklaşık 25-30 km civarındaydı. Eğer aksi bir durum olsaydı araç ağırlığında dikkate alındığında 2-3 metre aralığında durmamız mümkün olmazdı. Tüm anlatmış olduğum sebeplerden dolayı araç şoförü M. K.'nin herhangi bir kusuru yoktur. Bu olayla ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir” beyanlarında bulundu.
Savcılık tutuklama istedi
Savcılığın tutuklanması talebinde bulunduğu polis memuru M.K. sevk edildiği hakimlikte kendisini “Turgut Özal Mahallesinde hız kurallarına riayet ederek seyir halindeydim. Turgut Özal Caddesi ile 533 sokak kesişimine geldiğimde hızımı daha da yavaşlattım, kornaya basmak suretiyle sesli uyarımı da verdim.2019 yılından bu yana bu araçları kullanmaktayım, kavşaklarda yavaşlarım, gerekli ses uyarılarımı veririm, daha önce böyle bir kaza yaşamadım, trafik kurallarını her zaman için rivayet eden bir insanım ve olay anında da aynı şekilde davrandım. Kavşaktan geçtiğim esnada araçta bir sarsıntı oldu. Aracın arkasını gösteren araç içi kameramıza baktığımda arkada yerde yatan bir şahıs gördüm. Olay esnasında yanımda bulunan komiserim ile beraber ivedi bir şekilde şahsın yanına gittik. Zaman kaybolmasın diye 112'i aramadan kendim çocuğu yerden kaldırarak ekip otomun sağ ön koltuğuna zarar görmeyecek şekilde çocuğu yatırdım. Bu esnada aracın sağ arka kapısını tanımadığım bir bayan açtı. Binmek istedi engel olmadım. O da bizimle geldi. Çocuğu 5-6 dakikada hastaneye yetiştirdim. Kavşağa yaklaştığım zaman belirttiğim gibi hızımı azalttım. Araç zırhlı olduğu için ve camlarında tel kafes bulunduğu için görüş açımız daralmaktadır. Ayrıca bahse konu kavşakta oval aynanın olmaması ve karşıdan güneş ışığının yüzüme vurması durumu da söz konusu oldu. Ayrıca ön cam ile yan camı bir birinden ayıran direk oldukça geniş, yan cam oldukça küçük olduğu için ve zırhlı araç yüksek olduğu için çok yakında bulunan çocuğu görmem imkansızdı, bununla beraber çocuk kör noktada kaldığı için göremedim” sözleriyle kendini savundu.
Hakim serbest bıraktı
İfadesinin ardından hakim, M.K. hakkında talep edilen tutuklama istemini yerinde bulmayarak, serbest bırakılmasına karar verdi. Hakim, gerekçeli kararını şunlara dayandırdı: “Her ne kadar şüpheli hakkında taksirle ölüme neden olma (TCK/85 md.) suçlamasıyla tutuklama kararı verilmesi yönünde talepte bulunulmuş olsa da; İncelenen soruşturma dosyası içerisinde alınan ifade ve beyanlar, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, CD çözümleme ve görüntü izleme tutanağı ile kaza tutanağı içeriğinde yer alan şüphelinin 2918 sayılı karayolları Trafik Kanunu 52/1-A maddesi uyarınca kusur durumu gösterir eylemi bir bütün halinde değerlendirildiğinde, şüphelinin kaçması, saklanması ile kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunmaması; öte yandan delilleri yok etme, gizleme, değiştirmeye matuf davranışlarının dosyaya yansımaması ile birlikte tanık, mağdur veya başkaları üzerinden baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarına dair bir bilgi/belge yer almaması durumları da göz önüne alındığında; tutuklama tedbirinin koruma tedbirlerinin içerisinde en ağır maliyette bulunup en son uygulanması gereken eş deyişle ‘Son çare ilkesi’ne tabi bir tedbir niteliğinde yer alarak cezalandırma fonksiyonu güden bir amacı da olmama hususları kül halinde değerlendirildiğinde; bu aşamada tutuklama kararıyla beklenilen yararın adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle sağlanabileceği kanaatine varılarak İdil Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talebinin reddine karar verilmiştir."
Yurtdışı yasağı getirildi
Öte yandan hakimlik, M.K. hakkında, haftanın bir günü imza vermek ve adli kontrol uygulanması sureti ile yurtdışı yasağı getirdi. Miraç’ın annesi Nazife ve baba Salih Miraoğlu’nun ifadeleri ise 8 Eylül’de alınarak, fail polis M.K. hakkında suç duyurusunda bulundu.
‘Polisten şikayetçi ve davacıyım’
8 Eylül’de Nazife Miroğlu da verdiği ifadesinde oğlunun ölümüne neden olan polis memuru M.K. hakkında şikayetçi olduğunu vurgulayarak, ifadesinde şunları söyledi: “Olayın yaşandığı gün oğlum Miraç ile birlikte evin önünde oturuyorduk. O sırada lavaboya girmek için içeri girdim. Tekrar dışarı çıktığımda mahalleden birileri yanıma gelerek, 'oğluna araç çarptı' dedi. Ben de hangi ne aracı diye sorunca zırhlı aracın çarptığını söylediler. Mahalleden de zırhlı araçlar çok hızlı geçtiği için tamam benim oğlum öldü diye düşündüm. Olay yerine gittiğimde oğlum Miraç olay yerinde yoktu. Hızı bir şekilde beni İdil Devlet Hastanesine götürdüler. Daha sonra da hastanede çocuğumun olay yerinde ölmüş olduğunu öğrendim. Olayı gerçekleştiren polisin tutuklanmamış olmasını kabul etmiyorum. Hiçbir polise karşı kötü bir niyetim ters bir hareketim veya saygısızlığım olmamıştır. Tüm bunlara rağmen tutuklanmamış olmasını kaldıramıyorum. Gerekirse kazaya sebep olan polisle yüzleşmek istiyorum. Yaşanan olaydan dolayı suçsuz olduğunu ve hız yapmadığını bana ispat ederse kendisini affederim. İçim de rahatlamış olur. Yaşanan bu olaydan dolayı olaya karışan polisten şikayetçi ve davacıyım.”
‘Benim canım yandı başkasının canının yanmasını istemiyorum’
Baba Salih Miroğlu ise ifadesinde, şunları söyledi: “Olaya karışan polis memuruna ağır bir ceza verilmesini istiyorum. Benim canım yandı başkasının canının yanmasını istemiyorum. Sokaklarda zırhlı araçların geçmemesini ve geçtikleri güzergahlardan da yavaş geçmesini istiyorum. Olaya karışan polisten şikayetçi ve davacıyım.”
‘Kararı kabul etmiyoruz’
Halkların Demokratik Partisi(HDP) Şırnak İl Eşbaşkanı Sabuha Akdağ, verilen karara tepki gösterdi. Sabuha, faillerin korunduğunu vurgulayarak, “Failler bugün iktidar tarafından korunuyor. Miraç’ı katleden polis tutuklanmayarak serbest bırakılırken, olayda Miraç kusurlu bulundu. Bu da adaletin olmadığının bir parçası. Biz verilen bu kararı kabul etmiyoruz. Failin tutuklanmasını ve gereken cezayı almasını istiyoruz. Bugün baktığımızda zırhlı araçların çarpması olayları hepsi Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı iller. Kürtlere karşı bir tahammülsüzlükleri var. Panzerle, evinde uyuyan çocukları bile ezip öldürüyorlar. Ve buna rağmen failler cezalandırılmıyor. Cezasızlık politikasından kaynaklı bu olaylar arttı. Zırhlı araç olayları Kürtlere karşı nasıl düşmanlık beslediklerinin kanıtıdır. Sokaklarda kontrolsüz ve hızlı bir şekilde geçiyorlar” diye belirtti.
‘Cezasızlık politikasından kaynaklı bu olaylar arttı’
Zırhlı araç çarpması sonucu yaşanan ölümlerin sokağa çıkma yasağından sonra arttığını vurgulayan Sabuha, “Ve burada yine suçlu olan bizim çocuklarımız oluyor. Kürt olduğumuz için bilinçli bir şekilde katlediliyoruz. Bu olaylar sadece Kürt illerinde yaşanıyor. Batıda böyle olaylarla rastlamıyoruz. Kürt düşmanlığını bu politika ile sürdürüyorlar. Bu cezasızlık politikası Kürtlere karşı yıllardır sürüyor. Ne polisi ne de askeri yargılanmıyor ve cezalandırılmıyor. Aynı zamanda taciz ve tecavüz olaylarında da bu durum söz konusu. Failler hep cezasız kalıyor. Ve bu faillere güç veren ve arkasında olan ise iktidar kendisidir” şeklinde konuştu.
Faillerin adaletli bir şekilde yargılanması gerektiği çağrısında bulunan Sabuha, son olarak şunları söyledi: “Failler yargılanmayana ve ceza almayana kadar bizler sessiz kalmayacağız. Bu olayların üstünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Herkesin bu olaylar karşısında duyarlı olması ve sahiplenmesi gerekiyor."







