HDP Kadın Meclisi: Saldırılara karşı dayanışmayı büyütme zamanı

  • 12:08 12 Eylül 2021
  • Güncel
 
ANKARA - HDP Kadın Meclisi gerçekleştirdikleri toplantının sonuç bildirgesinde, Afganistanlı kadınların Talibana karşı verdiği mücadeleyi selamlayarak, “Erkek egemen ittifakının haklarımıza ve kazanımlarımıza yönelik saldırılarına karşı kadın dayanışmasını büyütme zamanı” dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 10 Eylül’de gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Bildirgede, kadın meclisinin toplantısını İzmir’de katledilen Deniz Poyraz’a adadığı belirtildi.
 
‘Ortadoğu’da üçüncü dünya savaşı yaşanmakta’
 
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgınında fırsatçı kapitalist erkek egemen iktidarların yaşadıkları krizleri savaş ve şiddet politikalarıyla gidermeye çalışıldığına dikkat çekildi. Özellikle Ortadaoğu’da yaşanılan gelişmeler ve Afganistan’da yaşanan savaşın bu politikalarla ele alınmayacağının vurgulandığı bildirgede, “Bugün Ortadoğu’da adeta bir üçüncü dünya savaşı yaşanmaktadır. Ortadoğu halklarının iradesi, inançları,  talepleri göz ardı edilmiş halkların, kadınların kaderi karanlık IŞİD ve benzeri çetelerin insafına bırakılmak istenmiştir. AKP-MHP erkek iktidarının ise içeride Kürt ve kadın düşmanlığı üzerinden yürüttüğü kirli savaş politikalarını Afganistan’da üstlendiği rolle Ortadoğu’daki kadın mücadelesi için büyük bir tehdittir” denildi. 
 
Tüm bu savaş politikalarının karşısında direnen, haklarından ve kazanımlarından vazgeçmeyen bir kadın mücadelesi olduğunun önemine dikkat çekilen bildirgede, Rojava ve Şengal’de olduğu gibi Afganistanlı kadınlarda da görüldüğü kaydedildi. 
 
Afganistanlı kadınlarının direnişinin selamlandığı bildirgenin devamında şu ifadelere yer verildi: 
 
“Savaş ve şiddet politikalarının en ağır sonucunu biz kadınlar yaşıyoruz. Kadınlar bu politikalardan kaynaklı evlerini, yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalıyor. Göç yollarında her türlü istismara maruz kalan kadınlar, geldikleri yerlerde yoksulluk, işsizlik ve emek sömürüsü ile karşı karşıya kalmaktadır. 17 ilde gerçekleştirdiğimiz ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır, Kadınlar için Adalet’ buluşmalarında savaş ve şiddet politikalarının maliyetinin kadınlara nasıl yansıdığını bir kez daha gördük. Bizler dayatılan kadın yoksulluğuna karşı mücadele etmeye devam edeceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz. Savaşa ve şiddet politikalarına karşı demokratik özgür bir yaşamı biz kadınlar hep birlikte inşa edeceğiz.
 
Kadınların geleceğini erkek iktidarın kıskacına alınmasına izin vermeyeceğiz
 
İktidarını ayakta tutmak içi her türlü cinsiyetçi, ırkçı, faşist söylemleri besleyerek toplumu kutuplaştıran erkek egemen ittifaka karşı birleşik mücadelemizi büyüteceğiz. Deniz Poyraz yoldaşımızın katledilmesi, Konya’da gerçekleştirilen ırkçı saldırı ve son olarak Miraç Miroğlu’nun zırhlı araçla katledilmesi, iktidarın özel savaş politikalarından bağımsız değildir. Bizler bir kez daha buradan belirtiyoruz. Emine Şenyaşar ’ın adalet mücadelesinin yanında olacağız. ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sorarak iktidardan hesap sormaya, kadın dayanışmasını büyütmeye devam edeceğiz. Genç kadınların yaşadıkları adaletsizlik karşısında susmayacağız. Bugün binlerce genç kadın işsizlik, yoksulluk, emek sömürüsüne maruz kalmakta, eğitim hakkından yoksun bırakılmaktadır. Genç kadınların geleceğini erkek iktidar ve sermayenin politikalarının kıskacına alınmasına müsaade etmeyeceğiz.
 
Ekolojik varlıklara saldırı kadın haklarına saldırıdır
 
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iktidar ve sermayenin politikaları hem kadınları hem ekolojik varlıkları düşman ve tüketilebilir kaynak olarak görmektedir.  Ekolojik varlıklara saldırılar tıpkı kadın haklarına saldırılar gibi aynı sistemin sömürü ve yok edici yöntemlerinden çıkmaktadır. Kürdistan’daki orman yangınlarına, sel felaketlerine müdahalesizlik de bu politikanın bir parçasıdır. Biz kadınlar, Karadeniz’de, Ege’de, Kürdistan’da doğa katliamları karşısında susmadık. Doğamızın, yaşam alanlarımızın rant ve talan politikaları uğruna yok edilmesine müsaade etmeyeceğiz.
 
Biz kadınlar çözümsüz değiliz
 
Kürt ve kadın düşmanlığı üzerinden yürütülen savaş ve şiddet politikalarına karşı bir arada eşit ve özgür ortak yaşamın mücadelesini hep birlikte yürüteceğiz. Farklılıklarımızla, dilimizle, kültürümüzle, inançlarımızla eşit bir yaşamı örmek mümkündür. Bunun mücadelesini veren cezaevlerinde rehin tutulan kadın yoldaşlarımızın özgürlüğü mücadele gerekçemizdir. Bu anlamda cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artmaktadır. Anadilinde şarkı söylediği için cezalandırılan kadınlar, faşist iktidarın bize dayatmak istediği tekçi ve tahakkümcü yaşamın kanıtıdır. Buradan bir kez daha belirtiyoruz. Anadil haktır yasaklanamaz. Biz kadınlar anadillerimizle, renklerimizle, kimliklerimizle vardık, varız, var olacağız.
 
Biz kadınlar çözümsüz değiliz. Erkek egemen ittifakının haklarımıza ve kazanımlarımıza yönelik saldırılarına karşı kadın dayanışmasını büyütme zamanı.”