HDK'den müzik paneli

  • 20:00 18 Eylül 2021
  • Güncel
İSTANBUL - HDK’nin düzenlediği müzik panelinde konuşmacılar, müziğin önemine dair konuşmalar yaparak, müziğin direniş kültüründen beslendiğine vurgu yaptı. 
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kültür Sanat Komisyonu, “Türkiye'de politik müziğin serüveni” ve “Bir direniş biçimi olarak Kürt müziği” başlığıyla Kadıköy'de bulunan Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı'nda (BEKSAV) panel düzenledi. Panele, katılımcı olarak BEKSAV Eşbaşkanı Canan Kaplan, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçısı Nurhak Kılagöz ve Tarihçi Mutlu Öztürk katılırken, birçok sanatçı ve yurttaş da paneli izledi.
 
'Her dönem kendine özgü bir anlayış oluşuyor'
 
Panelde söz alan Mutlu Öztürk, tarih boyunca müziğin üstlendiği role dikkat çekti. Müziğin aynı zamanda bir örgütlenme biçimi olduğunu söyleyen Mutlu, “Bunu nasıl yapmamız gerektiğini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Bu ayrıca bir bilinç gerektiriyor. Bu durumun tarihsel yolları ve bilinçleri var. Kürdistan'da özellikle Erivan ve Bağdat'a olmak üzere gizlice şarkılar dinleniyordu. Ruhi Su mesela herkesin bildiği gibi oda gizlice dinlenen bir kişiydi. Ruhi Su da Yaşar Kemal gibi Vanlı ve bir Ermeni yetimiydi. Yaşamı hapishanelerde geçmiş biriydi. Bu topraklarda Komünist Marksist olarak sanata nasıl yaklaşılması gerektiğini söyleyen isimdir. Ruhi Su öğrenciler yetiştiren ve bedelini ödeyen biridir. Mesela Ahmet Kaya’nın tarzı Ruhu Su tarzında değil, oysa bu sanat anlayışı 1980'lardan sonra bu sertlik bu anlayış herkes tarafından bir form oldu bir norm oldu insanlar tarafından. Her dönem kendine özgü bir anlayış oluşuyor” sözlerini kullandı. 
 
'Kürtlerin dengbêjleri var'
 
Politik müzik ve eylem müziği üzerine farklı bir sorun olduğunu kaydeden BEKSAV Eşbaşkanı Canan Kaplan ise, barış ve umuda dair müziğin çerçevesinin oturtulması gerektiğini vurguladı. Canan, “Ama biraz daha politik yanıyla oturmaya, söylemeye ve üretmeye çalışıyoruz. Burada iki ayrı kamp var zaten;  bir taraftan halk şairleri müzisyenleri varken bir yandan iktidarların müzisyenleri var. Kürtlerin mesela dengbêjleri var. Toplumcu gerçekçi ilerici bir tarzları var. Biraz da kent sosyolojisine de bakmak gerekiyor” dedi. 
 
'1980 darbesi kültürel bir imha yarattı'
 
Daha güçlü bir müziği inşa etmenin önemine işaret eden MKM sanatçısı Nurhak Kılagöz de, geçmişten beslenerek yarının müziğinin inşa edilmesi üzerinde durdu. MKM bünyesinde ortaya çıkan müziğe de değinen Nurhak, müziğin direniş kültüründen beslendiğini ifade etti. Nurhak, “MKM yıllarca direnerek buraya geldi. Fakat bu günden yarına nasıl bir süreçle ilerleyecek, neye ihtiyaç var, diye sormak önemli. 1980 darbesi bir kültürel imha yarattı. O zaman devlet maddi ve manevi kadrolarıyla kaynaklarıyla askeriyle polisiyle, toplumun hak ve özgürlük saldırdı. Farklılıkları tek tipleştirmek için ciddi bir mekanizme üretti. Ancak dört duvar arasında da insanların inanç ve kararlılığıyla karşılaştı” diye belirtti. 
 
'2000'lerde birçok müzik grubu dağıldı'
 
2000’lerde birçok müzik grubunun dağıldığını anımsatan Nurhak, ayrıca o dönemde belediyelerin kültür sanat çalışmaları üretenleri görmediğini dile getirdi. Baş edilmesi zor sorunlarla karşılaştıklarını kaydeden Nurhak, “Bence artık kültür sanat adına her şey söylendi. Müziğin endüstriyelleşme hali bizim daha fazla müzikle uğraşmamızı sağladı. Bununla birlikte şöyle bir sorunda ortaya çıktı; bir sanat üretiminin değeri, onun toplumsallığıyla sanatsallığıyla değil daha çok ne kadar tıklandığıyla ölçülüyor” ifadelerini kullandı. 
 
Panel, katılımcıların konuşmaları ardından forum şeklinde sürdü. 
 
Paneli izleyen yurttaşların soruları ve katılımcıların yanıtları ardından panel sona erdi.