Kadınlar HDP ve DBP belediyeciliğinin rol model olduğu görüşünde
- 09:08 22 Eylül 2021
- Güncel
İSTANBUL - HDP Yerel Yönetimler Kadın Kurulu 25 Eylül’de birçok çevreden kadının katılacağı “Yerel Yönetimler Kadın Konferansı” düzenliyor. Konferans öncesi İstanbul’da yapılan atölyelere katılan kadınlar, HDP ve DBP belediyeciliğinin rol model olduğu ve kayyımların kadınları hedef aldığı değerlendirmesinde bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, 25 Eylül’de “Yerel Yönetimler Kadın Konferansı” gerçekleştirecek. Konferans öncesi 14 Ağustos’ta Diyarbakır’da “Kadın mücadelesinde yerel yönetimlerin rolü”, 18 Eylül’de ise İstanbul’da “Kadın özgürlükçü yerel yönetimler” başlıklı atölyeler düzenlendi. Atölyelerde kadının belediyeler ve yereldeki rolü üzerine tartışmalar yürütülerek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile HDP belediyeciliğinin deneyimleri aktarıldı. Atölyelere yerine kayyım atanan belediye eşbaşkanları da katılarak deneyimlerini paylaştı.
Eşbaşkanlık sistemi ve kayyımlar
İstanbul’daki atölyede öne çıkan konulardan biri de belediyelerdeki eşbaşkanlık sistemi ve belediyelere atanan kayyımlar oldu. Kadınlar eşbaşkanlık sisteminin genel demokrasiye katkısı olduğunun altını çizerek, tüm yerellerde yaşamsallaşması gerektiğini dile getirdi. Kayyımların kadın kazanımlarına dönük saldırılarının da ele alındığı atölyede, kayyımlara karşı ortak mücadele hattında birleşmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Atölyelerden çıkarılan başlıklar önce 25 Eylül’de yapılacak olan Kadın Konferansı’na daha sonra da 26 Eylül’de gerçekleşecek olan genel konferansa taşınacak.
‘HDP ve DBP belediyeciliği oldukça öğretici’
İstanbul’daki atölyeye katılanlardan olan feminist avukat Hülya Gülbahar, HDP ve DBP belediyelerinin kadın, çocuk, gençlik ve ekolojik belediyeciliğin yapılabildiğini topluma gösterdiğinin altını çizdi. Hülya, kayyımlar eli ile bu süreç sekteye uğrasa bile kadınların bu belediyelerde yarattığı deneyimin eşbaşkanlık başta olmak üzere birçok deneyimin önemli ipuçları taşıdığını dile getirerek, bu deneyimlerin tüm Türkiye’ye yayılması için atölyelerin gerçekleştiğini vurguladı. Atölyenin çok yararlı olduğunu söyleyen Hülya, “Yerel yönetim deneyimi olan kadınların deneyimlerinin oldukça öğretici. Hayatı yerelden başlayarak dönüştürmenin sağlam adımlarla ilerleyen bir değişim ve dönüşüm getirdiğini burada bir kez daha net bir şekilde görüyoruz. Kadınların ev içi emeğinin kadınlara zaman yoksunluğu yaratmadan, ev içi yükün erkekler ve toplumla paylaşılarak hafifletilmesi, kadınlar istihdama katılırken, istihdamın da kendi piyasaya tabi koşullarının değiştirilmesi bugün tartıştığımız konular arasında. Kadınların belediyelerin yönetiminde olması değil ya da sadece belediyelerin yarı yarıya çalışanın kadın olması değil sadece belediyelerin bütün faaliyetlerinin yerel halkın ve kadınların katılımıyla belirlenmesi açısından ne kadar önemli olduğunu da tartışıyoruz. Cinsiyetçi kent politikalarına karşı hangi politikaları geliştirebilirizi kadınlar olarak tartışıyoruz” sözleri ile atölyede tartıştıkları konuları aktardı.
Hülya ayrıca, atölyelerden Türkiye kadın hareketinin önünü açacak ve yerel yönetim politikasını oluştururken ortaklaşmayı sağlayacak noktaların çıktığını sözlerine ekledi.
‘Kayyım politikası kadınları olumsuz etkiliyor’
Kayyımların ilk olarak kadınlar ve kazanımlarına saldırdığını vurgulayan Hülya, kadın sığınakları ve dayanışma merkezlerinin kapatılmasını, kadın birimlerine gözdağı için erkek yöneticilerin görevlendirilmesini örnek gösterdi. Hülya bunun bilinçli bir politika olduğunu ifade ederek, “Kadınlar can güvenliğini, işsizliği çünkü kayyımların yaptığı en büyük şey işten çıkarmak gibi politikalar. Bütün bunlar kadınların hayatlarını birinci elden olumsuz etkiliyor. Bütün alanlarda olduğu gibi kayyım politikası da önce kadınları vuruyor. Ama hiç kimse kayyım geldi diye mücadeleyi bırakmıyor. Arkadaşlarımız kadınların özgürlük mücadelesine daha da kamçılanmış, daha da istekli olarak devam ediyor” dedi.
‘Kadınların kararlılığı cesaret verici ve güçlendirici’
Feminist aktivist Zelal Yalçın da kadına, doğaya, hayvana ve insana dost hem yerel hem de genel yönetimin artık kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Sürdürülebilir bir dünya halinin artık olmadığını söyleyen Zelal, “Bunun çözülebilmesi için başta kadınlar ve ekolojinin ön plana alındığı bir yerel yönetim biçimine çok hızlı bir şekilde geçmemiz gerekiyor. Atölyede de bu tartışmaları tekrar baştan yapmamız, kadınların birlikte üretmiş oldukları bilgiyi yerelde nasıl pratiğe çevirdiğine dair hatırlama da oldu. Maalesef kayyımlarla birlikte gelen kesintiler oldu ama burada bu kararlılığın var olduğunu görmek bile çok cesaretlendirici ve güçlendirici. Kürt kadın hareketi çok güçlü bir hareket ve her zaman için taleplerini tüm Türk kadın hareketi ile birleştirerek yerel yönetimlerin kadından yana politikalar üretmesi ile ilgili adım attırdı. Başta HDP belediyelerinde ve diğer belediyelerde fark yaratan uygulamalar için öncülük etti. Cesurca yapılan bu çalışmaları, kadınlar lehine ne gibi farklar yarattığını daha görünür bir hale getirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘HDP’nin misyonu bu sürece denk geliyor’
HDP Yerel Yönetimler Kadın Kurulu’ndan Seher Tümer de atölyelerinin amacı ve 25 Eylül’de gerçekleşecek olan Kadın Konferansı’nı değerlendirdi. Daha önce de atölyeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Seher, diğer partilerden aldıkları mirasla bu tür atölyeler düzenlediklerini ifade etti. Konferanslardan önce atölyeler yaptıklarını belirten Seher, “Yaptığımız atölyeler konferanslara tebliğ yolu ile iletiliyordu. 2018’de yerel yönetimler ile kadın mücadelesi kapsamında özeleştiri konferansı gerçekleştirmiştik. Biz önümüzdeki dönemlerde yerel yönetimlerin politikalarını belirleme gibi konuları hedefledik. Konferansların amacı da bu yönde. Bu atölyeler de sadece seçilmişlerimiz değil, parti organlarımızın dışındaki diğer kurumları da kapsıyor. Yerel yönetimler bütün alanları etkilediği için bu konuda veri almamız gerekiyor. HDP’nin temel misyonu da bu yönde. Kimsenin dışarıda tutulmadığı yerel yönetimler anlayışını geliştirme. Biz de bu yönde toplumun tüm kesimine sirayet edecek atölye çalışmaları geliştirmek istedik. HDP’nin misyonuna da bu sürece de denk geliyor” dedi.
‘Kentlerin kadınlar açısından nasıl bir hal aldığını görmekteyiz’
Atölyelerde, uzun bir süredir tartışılmayan konuların ele alındığını söyleyen Seher, farklı kesimlerden kadınlar ile tartışmalar gerçekleştirmenin kendileri için önemli ve değerli olduğunu belirtti. Seher, gelecek süreçlerde yerel yönetimler olarak nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda fikirlerin oluştuğunu dile getirerek, “Yerel yönetimlerin kadınlara yönelik şiddetle mücadelede rolü konuştuğumuz başlıklardan bir tanesidir. Yerel yönetimlerde çalışanların temel sorumluluğu bir kadının, bir çocuğun, bir yaşlının şiddete maruz kalmadan yaşamasıdır. Öte yandan şehirlerin kentsel mimari yapısı belediyelerin sorumluluğunda olan alanlardan. Bunun kadınlar açısından korkunç hal aldığını görmekteyiz. Betonlaşmış kentler arasında kadınların kendilerine ne kadar yabancılaştığını görmekteyiz. Bu düzenlediğimiz atölyelerde nasıl olması gerektiği üzerinden konuştuk. Mevcutta nasıl bir mimari yapının olduğu ve nasıl olması gerektiği üzerinden değerlendirmelerde bulunduk” ifadelerini kullandı.
“Atölyede konuştuğumuz bir diğer konu da yoksulluktu. HDP Kadın Meclisi de bunun üzerinde aylardır çalışmalar yapıyor. Sahada çalışma gerçekleştiren arkadaşlarımızın yoksulluk üzerinde topladığı veriler ile kadınların yaşadığı sorunları gündemimize getirdik” hatırlatmasında bulunan Seher, açlık ve yoksullukta yerel yönetimlerin rolünün nasıl olması gerektiği konusunda tartışmaların yapıldığını kaydetti. İleri ki süreçlerde yerel yönetimlerde nasıl bir rol üstleneceklerini de tartıştıklarını söyleyen Seher, kendileri için ön açıcı olduğunu kaydetti.
‘Birlikte mücadelenin ne kadar anlamlı olduğunu anladık’
Yerel yönetim kurulunun çalışma sisteminde konferanslarının 2 yılda bir yapıldığını ve yılda bir defa da ara konferansların yapıldığı bilgisini veren Seher, Ankara’da 25 ve 26 Ağustos’ta 2 tane merkezi konferansın gerçekleşeceğini ifade etti. Seher, “Bu konferansa doğal delegelerimiz, seçilmiş delegelerimiz ve davetli kurumlar katılacak. Bu konferanslarda geçirdiğimiz 2 yıllık sürecin değerlendirmesini yapacağız. Bu değerlendirme kapsamında özeleştirisel yaklaşım sergileyeceğiz. Çünkü ne yaparsak yapalım, topluma karşı her zaman eksik kaldığımız noktalar oluyor. Gelecek dönemde daha doğru tartışmalar yapılacağının önerilerini almış olacağız. Kadın kurumları ile her zaman temaslarımız var. Ancak yerel yönetimler olarak bundan sonra nasıl merkezi çalışabiliriz bunu kafamıza kodladık. Katılım gerçekleştiren kadınlarının çok değerli önerileri vardı. Birlikte mücadelenin ne kadar anlamlı olduğunu daha iyi anladık. Ve bundan sonraki süreçte de bu birlikteliği sürdüreceğiz” diye konuştu.







