EŞİK üyesi Berrin Sönmez: Medeni Kanun’a dikkatle sarılmamız gerekiyor

  • 09:04 24 Eylül 2021
  • Güncel
 
ANKARA - EŞİK Platformu üyesi Berrin Sönmez, iktidarın gündemine aldığı ve tartışmaların da yürütüldüğü Medeni Kanun’un kadınlar için önemini vurguladı. Berrin, “Medeni Kanun’a dikkatle sarılmamız gerekiyor. Kadın kazanımlarının hiçbirini yasal düzenleme ile değiştirmeye kalkışmalarını istemiyoruz. ‘Yasalara dokunma yasaları uygula’ demek istiyoruz” dedi. 
 
AKP iktidara geldiği günden bu yana kadın kazanımlarını hedef almaktan geri durmadı. Kadınların en büyük kazanımlarından biri olan İstanbul Sözleşmesi'ni, iktidar 20 Mart gecesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile feshetmişti. 1 Temmuz'da ise sözleşmenin tamamen yürürlükten kaldırılmasının ardından iktidarın gündemine aldığı ve tartışmaların da yapıldığı Medeni Kanun için kadınlar hazırlıklı olunmasını istiyor. 
 
Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) üyesi Berrin Sönmez,  Meclis’in 1 Ekim’de açılmasıyla beraber iktidarın gündeme getirmeyi planladığı Medeni Kanun’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Raporların analizini yapıyoruz’
 
Meclis’teki çalışmalara dair “Gözümüz üzerinizde” adlı bir çalışma başlatan ve belirli aralıklarla gözlemlerini rapor halinde kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatan Berrin, “Parlamenterler, kendi öneminin farkında olsunlar. Siyasi partiler bizim Meclis’ten vazgeçmediğimizi bilerek daha ciddi bir şekilde çalışsınlar diye bu izleme çalışmasını gerçekleştirdik. Kadın sorunlarına, kadınların kazanımlarına yönelik saldırılar konusunda tüm milletvekilleri neler yapıyor? Neler söylüyor? Gündem içerisinde kim ne söylemiş? Hangi parti grubunda neler yapılmış? Kadınların gündemi Meclis’e nasıl yansımış? İstihdamdan, şiddetle mücadeleye, eğitime kadar çok geniş bir yelpazede on rapor yayınladık., şimdi bu raporların analizini hazırlıyoruz” dedi. 
 
‘İstanbul Sözleşmesi hala yürürlükte’
 
İstanbul Sözleşmesi’nden tamamen çıkıldığı yönünde yanlış algıların olduğunu ve sözleşmenin hala yürürlükte olduğunu vurgulayan Berrin, bunun nedenini şöyle özetliyor: “Biz hala sözleşme yürürlükte diyoruz. Çünkü sözleşmenin kabulünü uygun bulan 6251 sayılı yasa hala yürürlükte ve Cumhurbaşkanı kararı bu yasayı ortadan kaldıramıyor, yasa ilga etme yetkisi yok. Ayrıca Danıştay'a açılan davalar devam ediyor. Danıştay’a 200’ün üzerinde dava açıldı. Danıştay, sadece birisine Meral Akşener’in açtığı davaya cevap verdi. Yürütmeyi durdurma kararını reddetti. Esasta henüz görüştüğüne dair hiçbir açıklama yapmadı. Danıştay'da davalar sonuçlanana kadar İstanbul Sözleşmesi’nin hükümlerinin uygulanması gerekiyor.”
 
‘Meclis çok sınırlı ve yetersiz çaba gösterdi’
 
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sürecinde Meclis’in çok önemli bir konumda olmasına rağmen, yeterince gündeme getirilmediğinin raporlarda da ortaya çıktığını ifade eden Berrin, “Her partinin çok büyük oranda görmezden geldiğini, bu çıkış sürecinde birkaç milletvekilinin sadece şiddetle mücadele için kurulan o göstermelik komisyonda savunma yaptığını gördük. Bunlar son derece sınırlı ve yetersiz çabalardı. Artık parlamentonun biraz daha silkelenip kendisine gelmesi ve toplumsal ihtiyaçları görmezden gelmekten vazgeçmesi gerekiyor. EŞİK de bunun için bazı çalışmalar yapmaya devam ediyor. Meclis’in açılışına hazırlanıyoruz” diye belirtti.
 
‘5’nci yargı paketinin içeriğine ilişkin hazırlıklı olunmalı’
 
Meclis’in yeniden açılacağı günün yaklaştığı bu dönemde, iktidar kanadından gelen 5’inci Yargı Reformu Paketi’nin, kadınların diğer kazanımları hakkında da endişeleri arttırdığına dikkat çeken Berrin, bu pakette nelerin olabileceğine yönelik kesin bilgiler olmasa da bu konuda hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizdi. Berrin, “Medeni Kanun’da değişiklik gerektirecek bazı sorunları bu paketin içine alabilirler mi endişesi taşıyoruz. Bu endişemiz, biraz da yıllardır hep tekrar ve tekrar aynı konuları bir geri çekip sonra tekrar gündem getirmeleri, tepki olunca tekrar geri çekip tekrar gündeme getirmeleri alışkanlığından kaynaklı. İstanbul Sözleşmesi sürecinde de böyle yapmışlardı” diye belirtti. 
 
‘Nafaka ve velayet hakkına da itiraz ediyorlar’
 
Son dönemde iktidarla ilişkili olan kimi grupların 5’inci Yargı Reformu Paketi’ne, nafaka düzenlemesinin girmesine yönelik sanal medyada kampanya düzenlediğine işaret eden Berrin şu ifadeleri kullandı: “Nafaka konusunda yeni bir düzenleme teşebbüsü olursa eğer bu sefer Medeni Kanun’a girebilirler endişesi yaşıyoruz. Örneğin yoksulluk nafakasının sınırlandırılması kadının boşanma hakkını kısıtlayan bir şeydir. Aynı zamanda iştirak nafakasına da karşı çıkıyor bu gruplar. İştirak nafakası (çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılamak için boşanan eşlerden birinin velayet sahibi olan eşe ödediği nafaka). Bu nafakalar çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılamıyor ama ortak oluyor. Bir ebeveyn velayet sahibi ebeveyne katkı sunuyor. Buna da karşı çıkıyorlar bu da demektir ki kadınların velayet hakkına da itiraz geliyor. Velayet hakkına itirazın da yeri Medeni Kanun’dur.”
 
‘Medeni Kanuna sarılmamız gerekiyor’
 
Medeni Kanun’un mevcut haline yapılan itirazlar ile çocuk istismarını meşrulaştırma girişimlerine dikkat çeken Berrin, “Erken evlilik adı altında çocuk istismarını meşrulaştırma girişimleri var. ‘Genç evlilere af’ gibi masumlaştıran isimlerle  bunu yapıyorlar. Böyle bir affın oluşması durumu yıllardır teyakkuzda olduğumuz bir konu. Böyle bir şey gerçekleşirse Medeni Kanun’da evlilik yaşının 18 olduğunu belirten hüküm aşındırılmış olacak ya da değiştirilme yoluna girmiş olacak. O nedenle Medeni Kanun’a dikkatle sarılmamız gerekiyor. Kadın kazanımlarının hiçbirini yasal düzenleme ile değiştirmeye kalkışmalarını istemiyoruz. ‘Yasalara dokunma yasaları uygula’ demek istiyoruz. Yasalara hiçbir şekilde müdahale edilmesini istemiyoruz. Kadın karşıtlığının bu kadar arttığı ortamda bu bakış açısıyla düzenleme yapılırsa bunun kadınların zararına olacağına hiç şüphe yok. Bu nedenle bu sloganın bütün kadınların dilinde olması gerektiğini ve gözümüzün Meclis’in üstünde olması gerektiğini söyleyebilirim” diye konuştu.