Tülay Hatimoğulları: Savcı dilekçeyi almamak için direnç gösterdi

  • 12:31 28 Eylül 2021
  • Güncel
 
ANKARA - HDP'li Tülay Hatimoğulları, "Biz sivil polisiz" diyerek evine zorla girmeye çalışan şahıslar hakkında avukatı aracılığıyla suç duyurusunda bulunduğunu belirtirken, savcının şikayet dilekçesini almak istememesinin ve gelip olay yeri incelelemesinde bulunmamasının şüphe uyandırdığına dikkat çekti. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP ) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, 24 Eylül’de kendilerini polis olarak tanıtan iki kişinin evine zorla girmek isteyenlere ilişkin HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Genel Başkanı Yardımcısı Ümit Dede ile birlikte Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, HDP milletvekilleri, HDP Kadın Meclisi,  Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Eş Genel Başkan Yardımcıları ve üyeler katıldı.
 
Toplantıda ilk olarak  söz alan Tülay, Türkiye’nin dört bir yanında son zamanlarda artan insan hakları ihllaleri, insan yaşamına kast eden davranışların, polis kimliği göstererek gençlerin kaçırılması, işkence yapılması ve ajanlaştırma faaliyetlerinin son zamanlarda sıklıkla yaşandığı meseleler olduğunu söyledi. Tülay, “Bunlardan bir benzerini bu ülkenin bir vekili olarak ben yaşadım. Geçtiğimiz cuma günü 'sivil polisiz' diye kendisini tanıtan iki kişi kapımın zilini zorlayarak ısrarla evin içine girmeye çalışarak bir baskı oluşturdu” dedi. 
 
‘Münferit bir olay değil’
 
Tülay, şöyle devam etti: “Kapı zilinin çalınmasıyla birlikte mercekten baktım kapıyı açmadım. Onlar bizim içeride olduğumuzu biliyorlardı, muhtemelen takip de vardı. Israrla 'biz sivil polisiz' diyerek kapıyı zorlayarak, zile basmaya devam ettiler. Ben de milletvekiliyim, evime bu şekilde ne bir polis ne bir başkası giremez. Kapıyı açmayağımı, neyle karşılaşacağımı bilmediğimi, emniyete haber vereceğimi söyledim kendilerine. Israrla 'biz sivil polisiz' demeye devam ettiler. Bu bir kaç dakika devam etti. Bu sırada ben partili arkadaşlarıma ulaştım, emniyete haber verdik. Onlar merdivenden inip ayrıldıklarını, Esat dörtyola doğru yürüyerek uzaklaştılar. Bu münferit bir olay değildir. Bir milletvekilinin kapısı bu şekilde zorlanarak, ısrarla vekil olduğumu söylememe rağmen, neden geldiklerini açıklamayarak ısrarla kapıyı zorlamalarının altında yatan kasıtları ve resmi kurumlarca yapılacak açıklamaları bekliyoruz.”
 
‘Savcılar dilekçeyi almamak için direnç gösterdi’
 
Emniyete ve savcılığa gerekli başvuruyu yaptığını ifade eden Tülay, aynı zamanda konuya dair Meclis'e de başvuruda bulundu. Tülay, "Dün karşılaştığımız ilginç bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Avukatım savcılığa gidiyor, suç duyurusunda bulunmak için yaklaşık 7-8 savcı dolaşılıyor, savcılar dilekçeyi almama konusunda direnç gösteriyor. Nöbetçi savcı 'ben nöbetçi savcı değilim' diyerek dilekçeyi almamaya çalışıyor. Avukatım savcılık çizelgesini getirip önüne koyduktan sonra dilekçeyi almak zorunda kalıyor. Emniyet ile yapılan görüşmelerde eğer resmi bir gelişse bildirilsin dedik. Emniyet evet şüpheli bir durum söz konusu dediler. Hala bize bu şüpheli durumun ne olduğuna dair bir bilgi vermediler. Deliller karartılmadan kameraların izlenmesini istedik  ama yapılmış resmi bir açıklama yok. Olayın üzerinden 5 gün geçiyor bir milletvekilinin kapısı silahlı iki kişi tarafından zorlanıyor, şikayetlerimizi hemen yapmamıza rağmen tatmin edici bir açıklama yapılmamış olması büyür bir kaygı uyandırmıştır” dedi. 
 
‘Olay açığa çıkmıyorsa şaibelidir’
 
“Hangi amaçla kim nasıl geldiyse kafasında neyi planlıyorsa, bu kurguda HDP’ye ve HDP’lilere dönük bir baskı kurmayı amaçlıyorsa yanılıyorlar” diyen Tülay, şunları dile getirdi: “Vekil olarak dokunulmazlığımız var ama bu ülkenin milletvekilinin evine böyle hoyratça giriliyorsa ve Ankara’nın en işlek caddesinde bu olay açığa çıkarılamıyorsa bu şaibeleri artırıyor. Bu kadar sokak kamerasının olduğu yerde bunlar açığa çıkarılmıyorsa bu şüpheleri artırmaktadır. Bu baskılar bize geri adım attırmayacak.  Gözdağı verenler ülkeyi kaotik ortama sürüklemeye çalışanlar bilsin ki buna izin vermeyeceğiz. HDP bu anlamda bedel ödemiştir, bizler bu geleneğin temsilcileri olarak, sade bir yurttaş olarak da hiçbir şekilde bu baskıları ve hukuksuzluğu kabul etmediğimiz hukuksal ve demokratik mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyorum. Bir an önce yetkililer görevlerini yerine getirmeli, tatmin edici açıklamada bulunmalarını bekliyoruz” şeklinde konuştu.
 
’15 Temmuz’dan sonra kaçırılmalar olağan hale geldi’
 
Ardından söz alan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Genel Başkanı Yardımcısı Ümit Dede ise Türkiye’de artan baskı ve kaçırılmalara değindi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kaçırma, tehdit, şantaj ve kaybettirmelerin olağan hale getirilmeye çalışıldığını vurgulayan Ümit, “Bir yılda partimize dönük olarak YMK üyemiz Serhat Aktemur, Diyarbakır’da gündüz ortasında kaçırılıp ıssız bir alanda darp edilip tehdit edilmiş ve serbest bırakılmıştır. Yine PM üyemiz Celalettin Yalçın arkadaşımız istanbul'un göbeğinde kaçırılmış ve ıssız bir alana götürülerek feci şekilde darp edilerek, telefonu, parası gasp edilmiş çırıl çıplak bir şekilde otoyol kenarına bırakılmıştı. Sincan llçe Eşbaşkanımız Fatma Kılıçarslan arkadaşımız, gündüz vakti Ankara Ostim’de kaçırılmaya çalışıldı. Duyarlı vatandaşların müdahale etmesine rağmen kendilerinin polis olduğunu iddia eden kişiler Fatma arkadaşımızı zorla kaçırmaya çalıştı, tehdit ettikten sonra serbest bıraktı” dedi.
 
‘Bu ülkede hiçbir vatandaşın can güvenliği yok’
 
Tülay’ın yaşadığı olayın ilk olmadığını ama önemli bir hususun olduğunu vurgulayan Ümit, şöyle devam etti: “Bu kaçırma olayını gerçekleştiren ne kadar pervasız ve korkusuz olduklarını Ankara’da bir milletvekilinin evine silahlı gitme cüretini gösterdiler. Bu ülkenin başkentinde milletvekilinin evine gidebiliyorsa silah olarak kapısı zorlanıyorsa bu ülkede hiç bir vatandaşın can güvenliği yoktur. Celalettin Yalçın, kendisini tehdit edenlerin biliyorsunuz seni bırakınca açıklama yapacak ve suç duyurusunda bulunacaksın ancak bizi soruşturacak kimse yok, kimse bizi tanımaz bizi kimse bulamaz dedi. Biraz önce vekilimiz avukatının ankara adliyesinde yaşadıklarını anlattı. Savcı 'ben bu dilekçeyi alamam' diyor. Nöbetçi savcı, olayın içeriğini öğrendikten sonra nöbetçi savcı olduğunu inkar ediyor. Avukat arkadaşımız o savcının nöbetçi savcı olduğunu kanıtladıktan sonra dilekçeyi alıyor.”
 
‘Katil kılığına bürünmüş olanları tespit edeceğiz’
 
Tülay’ın yaşadığı olayın üzerinden 5 gün geçmesine rağmen bir bilgi verilmediğine işaret eden Ümit, bu durumun cezasızlık ve soruşturmazlık durumu olduğunu kaydetti. Ümit, “Elbette bu yöntemler bizi haklı yolumuzdan vazgeçirmeyecek. Elbette biz mücadelemizi kararlılıkla yürüteceğiz. Bu hukuk dışı yöntemleri uygulayan gaspçıları, katil kılığına bürünmüş olanları tespit etmesini sağlayacağız. Bugün içinde tüm duyarlı toplumsal kesimleri bu konuda sessiz kalmamaya bu konunun üzerine kararlılıkla gitmeye davet ediyoruz. Bu ülkenin başkentinde TBMM’nin üyesi olan bir arkadaşımızın can güvenliği yoksa bu ülkede hiçbir vatandaşın can güvenliği yoktur. Hukukun üstünlüğünü savunan herkesin bu yasadışı olayı açığa çıkarması gerekiyor”  diye konuştu.