DTK: Kadınlar kendi toplumsal sözleşmesini yaratacak güce sahip
- 09:12 30 Eylül 2021
- Güncel
HABER MERKEZİ - Pandeminin devam ettiği son iki yıl içerisinde en fazla sömürülen ve hedef gösterilen kesimin kadınlar olduğuna dikkat çeken DTK Sağlık Meclisi Kadın Komisyonu, "Kadınlar kendi mücadele hattının öncülüğünü yapacak potansiyeli taşımaktadırlar. Kendi toplumsal sözleşmesini bu mücadeleyle kendi yaratacak güce sahiptir" dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Sağlık Meclisi Kadın Komisyonu, koronavirüs (Covid-19) pandemisiyle beraber 2020'nin başınan bu yana kadına ve çocuğa yönelik artan şiddete ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, pandeminin etkilerini en fazla kadınların yaşadığı, ekonomik, ekolojik ve daha birçok alanda en sömürülen kesim olduğu kaydedildi. "Ezen ezilen ilişkisinin daha da derinleştiği bu krizler çağında, tarihte ilk düşürülen kimlik olan kadınların yine ilk ve en çok ezilen ve sömürülen kimlik olduğu da artık inkar edilemez bir gerçektir" denilen açıklamada, artan ev içi şiddet baskı, kadın katliamları, intihara sürklenmelerin bu krizli halin bir sonucu olduğu vurgulandı.
Açıklamanın devamı şu şekilde:
Ortadoğu’da yüzyıllardır devam eden savaş gerçekliğinden de en çok kadınlar etkilenmektedir. Erkek aklın başlattığı savaşlarda şiddeti, tacizi, tecavüzü, fuhuşa sürüklenmeyi, göçü derinden yaşayanlar kadınlardır. Son süreçte Afganistan’da derinleşen savaşın karanlık yüzüyle de yine kadınlar karşı karşıyadır. Yaşam içinde bütün hakları elinden alınan, yaşamına dahi izin verilemez bir konuma getirilen yine kadınlardır. Son süreçte yükselen kadın mücadelesi burada Taliban’a karşı direnen kadınlarda vücut bulmuştur. Aynı şekilde DAİŞ'in başlattığı ancak aslında egemenlerin çıkar savaşı olan yıllardır devam eden Suriye savaşından da en çok kadınlar etkilenmiştir. Burda da Rojava’da yükselen kadın devrimi bu düzene en büyük cevabı vermiş, kadının mücadelesi DAİŞ'i yerle bir etmiştir. Kadınlar için; DAİŞ, Taliban ve daha birçoğu eril egemen iktidarın her seferinde şekil değiştirmiş hali olarak gün yüzüne çıkmıştır. Bin yıllardır en büyük sömürü ve zulmünü kadınlar üzerinden gerçekleştirerek yaşayan bu güçlere en büyük cevabı kadınlar vermiştir ve verecektir.
Kadın direnişi ve eylemliliği arttı
Türkiye’de de kadına dönük saldırılar şiddetini her geçen gün arttırmaktadır. Kadın cinayetleri takip edilemeyecek kadar artmış, kadına dönük her türlü şiddet had safaya çıkmıştır. Ancak bunun karşısında tüm dünyada olduğu gibi yükselen bir kadın mücadelesi de mevcuttur. İktidarın yeniden kurgulamaya çalıştığı sistemde kadın kimliğini yok sayması, her dönemde tahayyül ettiği itaat eden kadını şekillendiremeye dönük açıklamaları ve son olarak İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede feshetmesiyle başlayan süreçte kadın direnişi ve eylemliliği de artmıştır. Türkiye’de derinden yaşanan ve tüm dünyanın da etkisinde olduğu ekonomik ve ekolojik krizlerden de yine en çok kadınlar etkilenmeye devam etmektedir. Ev içi bakım emeğini yüklenen kadınlar için de, hem çalışıp hem bunun devamlılığını sağlayan kadınlar için de ekonomik kriz bir çıkmaz haline gelmiştir. Bin yıllardır doğa ile bir bütün olarak yaşayan kadınlar için ekolojik kriz daha derin ve daha yıpratıcı yaşanmaktadır. Hepsinin temeli kadınla, doğayla, toplumlarla iktidar arasıdaki savaştır. Demokrasi ve insan haklarına dair hiçbir şeyin kalmadığı bu faşizm ve krizler çağında demokrasi ve özgürlüğü daha derinden savunan, her kesimden oluşan bir mücadele hattı elzemdir. Kadınlar ezilen ulus olarak, hakikatlerine en yakın kimlikleri olan kadınlık kimliğiyle bu mücadele hattının öncülüğünü yapacak potansiyeli taşımaktadırlar. Kendi toplumsal sözleşmesini bu mücadeleyle kendi yaratacak güce sahiptirler.
Jineoloji billimi dünya kadınlarının gündemi
Kürdistan’da genelde iki yüz yıl özelde kırk yıldır devam eden savaş gerçeğinden de en çok kadınlar etkilenmiştir. Özellikle Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecritle onun şahsında tüm toplum ve kadınların tecrit altına alınması hedeflenmektedir. Buna yönelik mücadele her alanda devam etmektedir. Kürdistan’da verilen mücadele bu tecridi kıracak potansiyele sahiptir. Özellikle Kürdistan’daki kadın mücadelesi tüm dünya kadınlarına örnek bir mücadele haline gelmiştir. Las tesis eylemlerinde Rojava’da tecavüzcü DAİŞ'e karşı direnen kadınların selamlanması, Kürdistan’daki kadın özgünlüğünün ve öncülüğünün, eşbaşkanlık sistemin tüm dünyaya örnek oluşu ve geliştirilmeye çalışılması, Jineoloji biliminin dünya kadınlarının gündemi olması buna örneklerdir. Tüm dünyaya taşırılan bu mücadele elbette ki karşılığını almaya, kazanmaya devam etmektedir.
Özgür yaşamın öncü gücüyüz
Sağlık fiziksel, ruhsal, sosyal olduğu kadar siyasaldır. En temelde kadınların sağlığına dair olanlar bu siyasal gerçeklikten gelmektedir. Bir kadının ve bir toplumun sağlıklıklı olabilmesi öncelikle özgür olabilmesinden gelmektedir. Tüm bu yükselen kadın mücadeleleri kadının yaşam ve sağlık mücadelesidir. Bu bütünlüklü mücadeleyi, özgür yaşamı gerçekleştiren öncü gücün biz kadınlar olduğunun bilinci ve moraliyle her alanda yükselteceğiz."







