ÖHD ve MED TUHAD-FED’den cezaevlerine ilişkin panel
- 12:20 2 Ekim 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - ÖHD ve MED TUHAD-FED öncülüğünde “Bir ceza devleti olarak Türkiye’de hapishaneler” konulu panel düzenlendi.
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) öncülüğünde “Bir ceza devleti olarak Türkiye’de hapishaneler” konulu panel Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Mitannia Otel’de gerçekleştirildi. Panele, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il eşbaşkanları Zeyyat Ceylan ve eşbaşkan vekili Gülşen Özer, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il yönetimi, HDP Diyarbakır milletvekilleri Semra Güzel ve Remziye Tosun, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu üyesi Profesör Doktor Ümit Biçer, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli ve ÖHD Genel Sekreteri Rengin Ergül ve Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcileri katıldı. Panel, Emine Kaya’nın moderatörlüğüyle başladı.
Emine, panelin amacının, hak ihlallerinden birinin PKK Lideri Abdullah Öcalan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutsaklar ve yakılan infazlara dönük bilgilendirme olduğunu söyledi.
Panelde konuşan ÖHD Genel Sekreteri Rengin Ergül, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen tutsaklara dikkat çekerek, mevcut tablo karşısında hak savunucuları, vekiller, hekimler, avukatlar, topluma öncülük eden Kürt anneleri ve kadınları olarak neler yapılabilir diye tartışacaklarını söyledi.
‘Düşman hukuku uygulanıyor’
Cezaevlerinde "umut hakkı" denilen bir hak olduğunu ancak bunun Türkiye'de uygulanmadığıı ifade eden Rengin, “Umut hakkı nedir diye sorulduğunda; Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yoktu, idam cezası vardı ama uygulanmıyordu. İdam cezası alınsa dahi tahliye ediliyordu. Fakat 99 yılında Sayın Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildikten sonra avukatları idam yasasını AİHM’e taşıdı. Türkiyede idam cezası kaldırılmadan önce idam cezası alanların cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürüldü. Devlet ille de cezaevinden ölüm çıkaracak. TMK kapsamında suçlar bakımından ölünceye kadar hapiste kalınmalı deniliyor. Dönemin Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, üç yıl tutuklu olan sayın Abdullah Öcalan’a dönük, 33 yıl sonra tahliye edilir ama biz bunun önünü kapatacağız ve ömür boyu cezaevinde kalacak’ dedi. Sadece Sayın Abdullah Öcalan değil diğer mahpuslarda da tam olarak düşman hukuku uygulanıyor” dedi.
‘Umut hakkı yok’
ÖHD ve diğer üç kurum olarak AİHM Bakanlar Kurulu Komitesi'ne, Türkiye’de umut hakkının olmadığına, HDP ve CHP’ nin tekliflerinin sürekli reddedildiğine dair rapor sunduklarını ifade eden Rengin, Türkiye'nin bu durum karşısında verdiği cevabı şöyle özetledi: “Yasalarında şartlı salıverilmenin olduğunu hem İmralı’da hem de diğer cezaevlerinde tecridin olmadığını söyledi. Bakanlar Komitesi bunun üzerine Eylül ayında yaptığı açıklamada Sayın Abdullah Öcalan başta olmak üzere dört ihlal kararını gündemine aldığını açıkladı.”
‘Danıştay reddetti’
Rengin son olarak şöyle dedi: “İdare ve gözlem kurulları şartlı tahliyeleri vermiyor. Pişmanlık göstermemesinden tutun da cezaevindeki hareketlerine kadar infaz yakmalarında değerlendiriliyor. Uluslararası ceza mahkemesinde bile şartlı tahliye var. Bizde ise cezaevi yönetimi, savcı, gardiyan infazları değerlendirip infaz hakimliğine gönderiyor. Hakimlik de noter gibi onaylıyor. Düşünün 25 yıl yatan bir mahpusun infazı yakılıyor ve altı ay sonra tekrar değerlendiriliyor. İnsanın iradesini ortadan yok etmeye dönük yapılıyor bunlar. İzmir Barosu ve diğer barolar olarak infaz yakma konusuna ilişkin Danıştaya iptal davası açtık ve Danıştay reddetti. Kamuoyu, bu meseleyi ciddi anlamda gündem yapılmalıdır."
Panel, “Hasta mahpuslar ve adalet rejimi”, “Ağırlaştırılmış müebbet ve infaz rejimi” ve “Devletin hapishane politikaları ve ihlaller” ile devam ediyor.







