HDP’nin deklarasyonunu Aleviler nasıl yorumluyor?
- 09:02 11 Ekim 2021
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL- HDP’nin yayınladığı 'Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nunda Alevilerin taleplerine ayrı bir başlık altında yer verilmemesini bir eksiklik olarak tanımlayan DAD Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, deklarasyonun bir bütününde ifade edilenlerin, Alevilerin yıllardır belirttikleri taleplerle örtüştüğünü ve deklarasyonun farklı kesimler tarafından genişletilebileceğini vurguladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) 27 Eylül’de yayınladığı 11 maddelik "Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı" deklarasyonu farklı çevreler tarafından tartışılmaya devam ediyor. Birçok kesim açıklanan belgeyi kapsayıcı bularak, sahipleneceklerini açıklarken, kimi kesimlerde ayrımcılığa maruz bırakılan halklar ve inançların taleplerini farklı bir başlık altında vermek gerektiğini savunuyor. Bu kesimlerden biri olan Alevilerin de eleştirileri olmakla birlikte, HDP’nin halklara ve inançlara yaklaşımının eşit olduğunu bildiklerini ifade ediyorlar.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, HDP’nin taleplerinin Alevilerin talep ettiği ‘rızalık’la yaşama talebiyle örtüştüğünün altını çizerek, deklarasyonun parti programı olmadığını ve genişletilebileceğini de vurguladı.
‘Eksik bulsak da kıymetli’
HDP’nin yayınladığı deklarasyonda inançlarla ilgili ayrı bir başlığın bulunmamasının bir eksiklik olarak görüldüğünü fakat Alevilerin de, HDP’nin yayınladığı deklarasyonda söylediklerinden farklı şeyler söylemediğini belirten Nergiz, “Yaşama, doğaya, adalete ve barışa ilişkin söylemleri zaten Aleviler yıllardır söylüyor. Buradan değerlendirilince belki eksik. Ama 6 milyon oy almış bir partinin 2015’ten beri iktidar tarafından sürekli ötekileştirilerek ‘terörize’ edildiğini, 10 bine yakın parti üyesi, milletvekilleri, eşbaşkanları cezaevinde olduğuyla değerlendirmek gerekir. Bu faşist bir rejime karşı 2015’ten beri hiçbir partinin muhalefet partilerinin bir tutum belgesi bile olmadı. Bu anlamda eleştirel yaklaşsak bile tutum belgesini kıymetli buluyorum” diye ifade etti.
‘Tutum belgesi parti programı değil, genişletilebilir’
Alevilerin ‘rızalıkla’ yaşayabileceği eşit bir dünya, barış, adalet ve ifade özgürlüğü istediğini ifade eden Nergiz, aslında aynı şeyleri tek adam rejimine karşı gelen bütün halkların istemesi gerektiğini dile getirerek, “Bu ülkenin belki tek ötekileştirilen inancı Alevilik. Bu nedenle o tutum belgesinde olması gerekiyordu. Ama tutum belgesi parti programı değil. Bu nedenle çok da eleştirilmesi gerektiğini düşünmüyorum, eklemeler yapılabilir, daha da genişletilebilir. Bu bizim parti programımız denmedi. Şu an ülkenin kaotik ortamından nasıl çıkılabileceğine dair tutum belgesi. Sadece inanç üzerine bir yorum olabilirdi. Parti programları 2015’ten bu yana değişmedi. Alevilerin de istediği sol sosyalistlerin de kadınların da ortaklaşabileceği bir tutum belgesiydi” diye belirtti.
‘Zamanlama yerinde’
Kürt sorununun yeniden tartışılmaya başlansa da ana muhalefetin çözüm önerilerini sunmadığını, nasıl çözüleceğine dair yol haritasını açıklamadığını hatırlatan Nergiz, “Tam da Kürt sorununun nasıl çözüme ulaşacağının anlattığı bir yerde HDP’nin terörize edilmeye çalışıldığı bir yerde bütün halkları kapsayıcı tutum belgesinin gelmesi zamanlama olarak doğruydu. HDP’nin sadece Kürt halkı üzerinden değerlendirilmesinin de yanlış olduğu ortaya çıktı. Çünkü HDP Türkiye halklarının partisi ve bu şiarla yola başladı. Herkese demokrasi diyerek eşitlik diyerek yola başladı” şeklinde konuştu.
‘HDP, inançlara eşit yaklaştı’
HDP’nin deklarasyon ile 2015’de kamuoyu ile paylaşılan Dolmabahçe Mutabakatı’nın da Türkiye halklarının demokratikleşmesiyle ilgili olduğunu dile getiren Nergiz, Dolmabahçe Mutabakatı’na barış sürecini reddeden bir yerden yaklaşıldığını belirtti. Ancak HDP’nin hala aynı şeyleri demeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Nergiz, “Türkiye’nin demokratikleşmeye halklara inançlara eşit şekilde yaklaşılmasına ihtiyaç var. Kadının öldürülmediği, düşüncesi nedeniyle hapse atılmadığı bir dünyaya ihtiyaç var. Şu an en görünür muhalefet partilerinin içinde bu süreci taşıyanı da HDP olarak görüyoruz. Rejimin bütün hakları daha da baskı altında tuttuğu ya da adaletsizliğin biraz daha fazla yaşandığı yerde yaşıyoruz. Belki biraz daha nefes almaya ihtiyacımız var” dedi.







