TJA cinsiyetçiliğe karşı alanlarda
- 09:08 15 Ekim 2021
- Güncel
Öznur Değer
ANKARA - Cinsiyetçilik yaşamın her alanında kadınları hedef alırken, kadınların buna karşı mücadelesi ise sürüyor. TJA da “Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe artık yeter şimdi kadın özgürlük zamanı” demek için alanları doldurmaya hazırlanıyor.
Kadın kazanımlarının AKP ve MHP iktidarı tarafından hedef alınması sonucunda kadına yönelik şiddet, baskı ve katliamlar artıyor. Her gün en az bir kadının katledildiği, şiddete maruz kaldığı, tacize veya tecavüze uğradığı dönemde kadın kazanımlarının korunması için mücadele yürüten Kürt Kadın Hareketi Tevgera Jinên Azad (TJA), 16 Ekim’de Diyarbakır’da düzenleyeceği miting ile “Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe êdî bes e (artık yeter), şimdi kadın özgürlük zamanı” diyecek.
Bu şiarla kadının sesini alanlara taşıyacak olan TJA, miting hazırlıklarını sürdürüyor ve mitinge katılım çağrılarında bulunmaya devam ediyor. TJA’nın uzun zamandır mücadelesini yürüttüğü konulardan biri de şiarlarında yer alan cinsiyetçilik.
Cinsiyetçilik nedir?
Birçok şekilde değerlendirilebilecek cinsiyetçilik esasında eril egemen zihniyetin “kadınlar”ı hedef alarak öne sürdüğü kavramlardan biri. Biyolojik veya toplumsal cinsiyete karşı yapılan önyargı veya ayrımcılık olarak yorumlanan cinsiyetçilik, aynı zamanda bir nefret türü ve söylemi olarak da karşımıza çıkıyor. Cinsiyete dayanan her tür ayrım, “cinsel ayrımcılık” olarak tanımlanıyor.
Yargı cinsiyetçiliği artırıyor
Yine bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan ve diğer cinsiyeti “öteki” olarak tanımlayan bir “ideoloji” olarak da yorumlanan cinsiyetçilik, günümüz koşullarında sıklıkla karşılaştığımız kavramlardan biri halini aldı. Eril iktidarın yürüttüğü politika çerçevesinde kadına yönelik cinsiyetçi küfür ve söylemler gelişirken, yargının cezasızlık politikaları da aynı eksende cinsiyetçiliği artıran ve “teşvik” eden etkenlerden biri.
Atasözleri cinsiyetçiliği doğuruyor
Toplum arasında dolanan kimi anonim sözler, atasözleri ve deyimler de cinsiyetçiliği doğuran ifadelerden. Kalıp sözler olarak toplumun diline takılan ve sıkça tekrar edilen birçok söz, cinsiyetçi temellere dayalı kurulan sözler olarak karşımıza çıkıyor.
Kadın: ‘öteki’
Kadının yaşam alanlarının daraltıldığı eril politikalar sonucunda kadın, “öteki”, “lanetli” veya “şeytan”laştırılan bir cins olarak algılanıyor. Tüm bu algı ve uygulamalar karşısında bulundukları alanları sahiplenen ve direnişi ilke edinen kadınlar, son olarak AKP ve MHP iktidarının hedef alarak feshettiği İstanbul Sözleşmesi’ne karşı savaşıyor.
İstanbul Sözleşmesi hedefte
İstanbul Sözleşmesi ya da “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Avrupa Konseyi (AK) tarafından hazırlanan, 45 ülke ve Avrupa Birliği (AB) tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesi ve önemli bir kadın kazanımıdır. Türkiye ise 1 Mayıs 2011'de sözleşmeyi ilk imzalayan ülke oldu. Ancak 10 yıl sonra yine sözleşmeden ayrılan ilk ülke oldu.
Fesihten sonra
Siyasi isimlerin hedef alması sonucunda tartışmaya açılan sözleşme, 20 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı kararı sonucunda feshedildi. Fesih kararının bir gece yarısı verilmesi ve önemli bir kadın kazanımının AKP ve MHP iktidarı sonucunda feshedilmesi ülkedeki kadınlar tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Kadınlar 20 Mart’ta İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok kentte alanlara inerek “İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz” diye haykırdı.
Danıştay’a başvurular sonuçsuz
Cinsiyetçi bir zihniyet ve politika doğrultusunda İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidar, kadınlara yönelik cinsiyetçi söylemlerde bulunmayı sürdürüyor. Kadınlar ise bunun karşısında mücadelesini sürdürüyor. Yüzlerce kadın Danıştay’a kararın iptali için başvuruda bulunmuş ancak olumlu bir yanıt alamamıştı.
Siyasi isimlerin cinsiyetçi söylemleri
AKP’de yer alan kimi siyasetçilerin farklı tarihlerde kullandığı kimi cinsiyetçi söylemler şu şekilde:
“*AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada “Kadın ile erkek eşit olamaz fıtrata aykırı” dedi.
*Tayyip Erdoğan Başbakanlık döneminde Konya mitinginde, Hopa'daki olayları protesto etmek için tank üzerine çıkan ve polis saldırısı sonucu kalçası kırılan Dilşat Aktaş için, “O kadın, kız mıdır kadın mıdır” dedi.
*Tayyip Erdoğan, kürtaj tartışmaları hakkında, “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Her kürtaj bir Uludere’dir” ifadesini kullandı.
*Tayyip Erdoğan, son 7 yılda yüzde bin 400 artan kadın katliamları hakkında, “Kadına şiddet abartılıyor” cümlesini kurdu.
*Tayyip Erdoğan, Münevver Karabulut katliamı hakkında, “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya” dedi.
*Eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, işsizlik ile ilgili yaptığı bir konuşmada kadını hedef alarak şöyle dedi: “İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor.”
*Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Samanyolu Haber'de katıldığı bir programda; “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse” dedi.
*Melih Gökçek de, “Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın” sözlerini sarf etti.
*Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, kadınların “İş istiyoruz sayın bakanım” sözlerine karşılık, “Evdeki işler yetmiyor mu?” yanıtını verdi.
*Sosyal Doku Vakfı kurucusu ve başkanı Nureddin Yıldız, çalışan kadınları hedef alarak; “Her çalışan kadın, gözü doymamış erkek demektir. Bir kadın çalışmayı tercih ederek fuhşa hazırlık yapmış olur” dedi
*Eski Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç; “Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” ifadelerini kullandı.
*AKP'ye yakınlığıyla bilinen ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Tayyip için 'Dombra' şarkısını değiştirerek yazan Uğur Işılak, katıldığı bir televizyon programında; “Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var” dedi.
*AKP eski Milletvekili Sefer Üstün; “Tecavüzcü kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur” diyerek kadını hedef aldı.
*Ömer Tuğrul İnançer, hamile kadınlar için; “Hamile kadınların sokakta gezmesi doğru değil” dedi.
*Eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “2015 yılının ilk bebeğini ziyaret ettiği sırada; Annelerin, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir” diye belirtti.
*Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül; “Türk hanımları evinin süsüdür, erkeğinin şerefidir, Batı kadınları maalesef ezilmektedir” diye kaydetti.
*Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ kürtaj tartışmaları hakkında; “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” dedi.
*Eski Bakan Fatma Şahin; “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik” diyerek, erkek şiddetini meşrulaştırdı.
*AKP’li Erhan Ekmekçi; “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor sözlerini kullandı” diye belirtti.
Cinsiyetçi söylemlere takipsizlik
Yanı sıra dijital medya üzerinden çok sayıda sanatçı, siyasetçi, gazeteci vb. kadına cinsiyetçi küfür, hakaret ve söylemlerde bulunan erkekler hakkında başlatılan soruşturmalar hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verildi. Cinsiyetçiliğe zemin sunan ve yayılmasının önünü açan yargı, kadınların kazanımlarına sahip çıkmak amacıyla alanlarda direnirken, kadınlara çeşitli cezalar vermekten ve davalar açmaktan ise kaçınmıyor.
TJA da tüm bu sorunlara “artık yeter” demek için 16 Ekim’de yüzlerce kadının katılımıyla bir miting düzenleyecek.







