Kobanê Davası avukatlarından çağrı

  • 13:45 15 Ekim 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL - Kobanê Davası öncesi açıklama yapan dava avukatları ve HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, AİHM kararı ile beraber davanın hukuki bir geçerliliğinin olmadığının altını çizerek, davaya sahip çıkılması çağrısında bulundu.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP)  geçmiş dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile Demokratik Bölgeler Partisi geçmiş dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’in de aralarında bulunduğu 20'si tutuklu 34 siyasetçinin yargılandığı Kobanê Siyasi Soykırım Davası’nın 18 Ekim’de görülecek olan 5’inci duruşması öncesi HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu ve dava avukatları İstanbul Taksim’de bulunan bir otelde basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya HDP Hukuk Komisyonu adına milletvekili Züleyha Gülüm, dava avukatlarından da Ezgi Güngördü, Veysi Eski ve Ramazan Demir katıldı. Toplantı salonuna “Kumpasa karşı hakikati savunuyoruz” dev pankartı asıldı.
 
‘Hakikatin sözünü söylemek için buradayız’
 
Toplantıda ilk olarak dava avukatlarından Veysi Eski söz aldı. Veysi, dava öncesi hakikatin sözünü söylemek için bir araya geldiklerini söyledi. Veysi, “Bildiğiniz gibi 18 Ekim pazartesi günü 5’inci duruşmamız başlayacak. Bugüne kadar yaşananları, bugüne kadar yaşanan hukuksuzlukları, hukuğa uymayan mahkemeleri, AİHM kararını tanımayan hukuk sistemini ve hakikatin sözünü söylemek için buradayız” dedi.
 
‘3 bin 530 sayfadan oluşan iddianame hazırlandı’
 
Ardından Figen Yüksekdağ’ın avukatı Ezgi Güngördü söz aldı. Duruşmanın 18 Ekim’de Ankara’da görüleceğini hatırlatan Ezgi, Kobanê Davası sürecinin 2014’te başlatılan iki soruşturma ile başladığını belirtti. Ezgi, “İlk soruşturma çerçevesinde eşbaşkanların dahil olduğu HDP milletvekilleri kasım 2016 tarihinde tutuklandılar. Daha sonra çok uzun bir süre başka bir gelişme yaşanmadı ve Yüksekdağ açısından Ankara 16'ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Demirtaş açısından ise Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam ediyordu. Bu yargılama kapsamında Kobanî fezlekeleri de bulunuyordu. Daha sonra bir hareketlenme başladı ve eşbaşkanlar aynı sebeple tekrar tutuklandılar. Biz bu konuda mükerrer bir yargılama olduğunu, itirazlarımızı hem savcılıklara hem sulh ceza mahkemelere sunduk ancak herhangi bir gerekçe sunulmadan bu itirazlarımız reddedildi. Ve en nihayetinde 2021 Ocak ayında bize bir iddianame tebliğ edildi. 3 bin 530 sayfadan oluşan içeriğinde sadece yargılanan arkadaşlarımızın konuşmalarının olduğu bir iddianame idi. Ve bu iddianameyi mahkeme heyetinin aslında 3-4 günlük bir inceleme sonucunda kabul kararı verdiğini öğrendik” şeklinde konuştu.  
 
‘Dosya hukuki değil siyasi bir sürecin ürünü’
 
Kobanê dosyasının 400 klasöre ulaştığını ve mahkeme heyetinin de bunu incelemesinin mümkün olmadığının altını çizen Ezgi, dosya kapsamında müvekkillerine çok ağır cezaların istendiğini vurguladı. Ezgi, bu davanın hukuki bir süreçten ziyade siyasi bir sürecin ürünü olduğunu dile getirerek, dava sürecinde yaşanan hak ihlallerine örnekler verdi. Ezgi, “20 arkadaşımız tutuklu durumda ve cezaevi şartlarında 400 klasör gibi ağır bir hacmi incelemek son derece imkansız. Çünkü günde 2 saat ve bazen daha sınırlı zamanda inceleme imkanı buluyorlar. Biz bu taleplerimizi de odalarına bilgisayar talep ettik, dosyaları incelemeleri için. Adli yargılama kapsamında bunun zorunluluk olduğunu ifade ettik. Ancak hem cezaevi yönetimi hem de mahkeme tarafından bu yönde bir karar verilmedi. Ve sınırlı sürelerde bu dosyalar müvekkillerimiz tarafından incelenmeye çalışılıyor. Bu dosya siyasi bir dosyadır, muhalefete yönelik açılmış bir dosyadır diyoruz. Bu anlamda tüm demokratik kitle örgütlerini dosyayı sahiplenmeye çağırıyoruz” dedi.
 
‘Türkiye AİHM kararına direniyor’
 
Daha sonra Selahattin Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir söz aldı. Ramazan, 2 Kasım 2016’nın final sahnesinin yaşandığını söyleyerek, AİHM’nin verdiği kararı hatırlattı. Dava dosyasının hangi koşullarda, hükümetin ve cumhurbaşkanının müdahalesinin nasıl şekillendiğinin AİHM kararına da yansıdığını kaydeden Ramazan, “Mahkeme heyeti, hükümet, devlet nasıl tarif edersek edelim, AİHM kararına direniyor ve AİHM kararlarını kendi açılarından bağlayıcı olmadığını söylese de iç kamuoyuna mahkemeye ve Bakanlar Komitesine verdikleri beyanda öyle düşünmediklerini ve işin öyle olmadığını görüyoruz. Bu davanın ölü doğduğunu hep söyledik. Bu dava başından beri ölü doğdu çünkü tarihinde ilk defa AİHM hali hazırda önüne gelmemiş olan bir durumdan dolayı karar vermek zorunda kaldı. Eylül oturumunda Bakanlar Komitesi söylemini sertleştirerek, bu davanın düşürülmesini talep etti. Bu davanın legal Kürt siyasetini ve HDP’yi hedef aldığını, HDP siyasetinin sindirmeye çalıştığına dünyanın hiçbir tereddütü kalmadı, hiç olmamıştı zaten” ifadelerini kullandı.
 
Ramazan ayrıca AİHM’in Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna dair önümüzdeki günlerde yeni bir karar vereceği bilgisini de verdi.
 
Son olarak ise Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu üyesi Züleyha Gülüm söz aldı. Astıkları “Kumpas davası” pankartının davanın özeti olduğunu vurgulayan Züleyha, neden “Kumpas davası” dediklerini örneklerle açıkladı. Davaya temel olan TEM’deki belgelere işaret eden Züleyha, “Bu evrak açıkça bir talimat veriyor. Diyor ki, ‘Bu davayı şöyle şöyle toplayabilirsiniz şöyle delil uydurabilirsiniz, hakitate aykırı bir takım evraklar oluşturabiliriz. Buradan kapatma davasına ilişkin de adımlar atılabilir. Milletvekilleri dokunulmazlığı kaldırılması için de adımlar atılabilir’ denilerek, aslında HDP’ye yönelik nasıl bir kumpas kurulduğu çok açık bir evrak var dosyada. Bunun ötesinde çok fazla bir şey söylemek de gerekmiyor. Aynı zamanda kapatma davasının savcılığıyla birlikte yürütülen bir soruşturmadan bahsediyoruz. Biz hep söylüyoruz, bu dava hukuk dışı olarak HDP’nin halkın umudu olma gerçeğini yok etmeye yönelik açılmış bir dava. Kapatma davasına gerekçe yapılmak isteniyor, bu amaçla açıldığı dosyadan çok net anlaşılıyor. Dosyanın hazırlanma süreci değil arkasından gelen yargılama süreci de ne yapılmak istendiğini çok açık gösteriyordu” şeklinde konuştu.
 
‘Bu davaya sahip çıkılmalı’
 
Yargılanan değil yargılayan olacakları sözlerine de değinen Züleyha, hakikati açığa çıkartmak için çalışacaklarını söyledi. Yargılama sürecinde yaşananlara ve mahkeme heyetinin de tutumuna dikkat çeken Züleyha, mahkeme heyetinin altığı talimat ile davanın biran önce bitirmeye çalıştığının altını çizdi. Züleyha, bu dava ile yargılananın sadece HDP değil Kürt halkının da yargılandığını söyleyerek, “Kürt halkının mücadelesi yargılanıyor ama bir bütünen toplumsal muhalefet yargılanıyor. Adalet, eşitlik, özgürlük istenenler yargılanıyor. Bu ülkenin geleceğinin karanlık olmasını istemeyen, artık bu gerilim hattında bu düşmanlaştırıcı siyaset hattında yoksullaştıran, ötekileştiren, kin ve nefret tohumlarını atan bir ortamda bu iktidarla yaşamak istemeyen herkese karşı açılmış bir dava bu. Bu nedenle de bir kez daha şunu hatırlatmak istiyoruz. Bu dava sadece HDP’nin, HDP’nin yanında olanların değil bütün toplumsal muhalefetin sahiplenmesi gereken bir dava. Eğer bugün HDP’ye yönelik bu dava durdurulamazsa, iktidarın istediği bir sonuç çıkarsa bunun devamının geleceğinin aynı uygulamaların bütün partilere ve muhalefete yönelik yapılacağı açıktır” diyerek kayyım atamalarına işaret etti.  
 
Züleyha davaya sahip çıkılması çağrısında bulunarak, “Gelecek güzel aydınlık günleri isteyen herkesin bu davaya taraf olması gerekiyor. Herkesi adalet, eşitlik, özgürlük talebinde, barış talebinde yan yana durmak için Sincan Adliyesi’nde yapılacak duruşmaya davet ediyoruz” dedi.
 
Toplantı, basın mensuplarının sorularının yanıtlanması ardından sona erdi.